Hoşgeldin, ziyaretçi! [ Giriş

Premium WordPress Themes - AppThemes

About admin

  • Member Since: 22 Mart 2016

Description

Üzgünüz, Bir Sonuç Bulamadık.

Çıtır Yeni Gelini Gerdeğe Girmeden Önce Ben Çaktım

Seks Hikayeleri, Sex Hikayeleri, Sikiş Hikayeleri 10 Ağustos 2020

Selam arkadaşlar! Fırsat buldukça Kaymak Gibi Sikilen Amlar sitesini gezer hikayeleri okurum. Benim de yakın bir zamanda yaşadığım bir hikayem var… 17 yıllık evliliği olan biriyim. Geçen yıl yan komşumuz, yeni evlenecek bir çifte evini kiraya vermişti. Ancak acilen memlekete gitmesi gerektiği için, anahtarı bize bırakıp, “Evi yeni evlenecek bir çifte kiraladım. Adam evi gördü ama karısı da görmeye gelecek. Bir zahmet geldikleri zaman evi göster…” diye ricada bulunmuştu. Ben de kırmadım anahtarı alıp karıma verdim.

Cumartesi günü idi balkonda oturuyordum. Kiralanacak evin önüne bir araba geldi. Arabadan genç bir bayan indi ki, sanırsınız Tanrı onu yaratmak için tüm zamanını harcamış! Bir kadın bu kadar mı güzel ve alımlı olur! Bir anda çarpıldım. Sülün gibi, boy pos onda, endam onda, güzellik derseniz onda! Rahat bir elbise giymiş olmasına rağmen tüm vücut hatları belli oluyordu. Derken şöför koltuğundan bir adam indi. Sallapati, kılıksız bir adam. Meğerse damat adayı o imiş. Bir adama baktım, bir de gelin adayına baktım, (Bu nasıl bir adalet, bu nasıl bir dünya? Adam gelin adayına hiç yakışmıyor, çirkin, kılıksız, kaba saba bir adam. Nasıl olur da böylesine güzel bir kadın, böyle bir Hanzo ile evlenir?) diye düşünmeye başlamıştım ki, seslenmeleri ile kendime geldim.

Gelin adayı bana sesleniyordu, kadife gibi bir sesi vardı, “Afedersiniz bu evi kiralamıştık, ama sanırım ev sahibi evde yok. Yardımcı olurmusunuz?” dedi. Erkek duruyor yanındaki bayan benimle konuşuyordu. Ben de “Anahtarı bize bıraktı. Sanırım yeni evlenecek çift sizsiniz?” dedim. Onaylarcasına başını salladı. Anahtarı aldım ve aşağı indim, kiralanacak evin kapısını açmak için yanlarına gittim. Müthiş bir parfüm kokusu. Yakından bakınca pürüzsüz bir cilt. Harika bir çift yemyeşil göz. Dolgun etli dudaklar. Tabiri caiz ise, bir içim su! Kapıyı açtım, evi gezmeye başladılar. Ben bu arada kaçamak gözlerle onu süzüyordum. Kendisini süzdüğümün farkına vardı ve “Ev küçük gelir, ama iyi bir komşumuz olacağı kesin. Küçük gelmesine rağmen tutacağız.” dedi. Ben de “Hayırlı olsun. Buyrun bir kahvemizi için.” diyerek yukarı davet ettim. Benim hatuna seslendim, birer kahve yaptı.

Kahvelerimizi içerken de, “Düğün ne zaman olacak?” diye sordum. Gelin adayı isteksiz isteksiz “Yakında olacak… Aslında hiç olmasa daha iyi, ama bir defa evet dedik, geri dönüşü yok. Mecburen olacak artık…” dedi. Ama bunu söylerken de adama sert sert baktı. Adam tam bir öküz! Ne konuşuyor ne karşısındakine bakıyor, hep susuyor. Kahveleri içtik, tuvaleti sordu. Benim hatun gösterdi, tuvalete girdi çıktı. Müsade istediler ve gittiler…

Ertesi günü gelin adayı (Hatice) tekrar geldi. Benim hatun pazara gitmişti, içeri buyur ettim, gelme nedenini sordum. Eve bir kez daha bakmak istediğini söyledi. Ben de anahtarı alıp tekrar kapıyı açtım ve evi gezdirdim. Kendisine evi gezdidirken, neden gönülsüz bir şekilde evlilik yapmak istediğini sordum. O da, aslında başka birini sevdiğini, ama ailesinin vermek istemediğini, bu adamla da aile zoru ile evlenmek zorunda kaldığını ve bu adamın karısından ayrıldığını ve 3 çocuğu olduğunu, zorla verdiklerini falan anlattı.

Biraz kendisini teselli edici sözler söyledim, yakınlık gösterdim. Gözlerinin içi parlamıştı. Zamanı varsa birlikte oturup konuşabileceğimizi söyledim. O da, zamanının bol olduğunu, çünkü nikahlarının kıyıldığını, artık o adamın nikahlı karısı olduğunu, ailesinin birşey demediğini söyledi. Ben de kendisine, “Seni buradan alırsam dikkat çeker, istersen caddede bekle, arabayla gelir seni alırım.” dedim, kabul etti ve ağır ağır caddeye doğru yürüdü. Ben de hemen eve çıkıp üzerimi değiştim ve arabaya binip caddeye çıktım. Hatice yavaş yavaş yürüyordu, arabaya aldım kendisini, baraj gölünün kenarına götürdüm. Yol boyunca hiç konuşmadık, ıssız bir yere gelince arabayı park ettim.

Sağdan soldan konuşmaya başladık. Yavaş yavaş elimi eteğinin altına doğru, bacaklarında gezdirmeye başladım. Hatice önceleri biraz çekinir gibi oldu, ama sonrasında sesini çıkarmayınca, ben daha da ileri gittim. Elimi amına doğru götürdüm, parmaklarım artık amını örten külodunun üzerinde geziyordu. Elimi yavaş yavaş külodunun altına, amına doğru sokmaya başladım. Amının etrafında parmaklarımı gezdirmeye başladım. Amı yanmaya, suyu akmaya, Hatice de inlemeye başlamıştı. Dudaklarına doğru uzandım, alev alevdi dudakları. Dudaklarımız kenetlenmişti, artık dönüşü yoktu! Yavaş yavaş dilimi ağzının içinde dans ettiriyordum, yanıyordu. Dillerimiz, tıpkı dişi kobra ile erkek kobra yılanının dansları gibi, birbirleriyle dans ediyordu.

Elimi elbisesinin altına sokup, göğüslerine doğru uzanmaya başladım. Dudaklarını kurtarıp, “Arka koltuğa geçelim!” dedi ve geçtik. Sol yanımda oturuyordu. Tekrar başladık öpüşmeye. Bir yandan öpüşüyoruz, bir yandan da birbirimizin elbiselerini çıkarıyorduk. Ben bir külotla, Hatice ise sütyen ve külotla kalmıştı. Elini külotumun üzerinden sikime attı. Yavaş yavaş okşuyordu ve “Hayatımda ilk kez bir erkekle bu kadar yakınım ve ilk kez bir erkek siki göreceğim!” dedi. Benim ufaklık 20 cm uzunluğunda ve bir çay bardağından kalın. Elini külotumun içine sokup sikimi avuçlamaya basladı. Ben de sütyenini kopçalarından kurtarıp göğüslerini ortaya çıkardım. Dipdiri göğüsler, uçları fındık iriliğine ulaşmıştı, etrafı pespembe idi. O kadar güzel bir görünümleri vardı ki, ikizlerin başlarına hafif hafif ısırıklar atıyor, dilimle ıslak ıslak yalıyor, mıncıklıyor, avuçluyordum. Hatice’nin iniltileri artık doruğa çıkmıştı…

Boynunu, göğüslerini ve göbek deligini yalayarak, amına doğru indim. Bacaklarını araladım, koltuğa sırt üstü yatırıp, kafamı bacaklarının arasına gömdüm. Amının etrafında dilimi gezdiriyor, bızır’ına hafif ısırıklar atıyor, dudaklarımla da amının dudaklarını ısırıyordum. Hatice ise başımı bastırıp, dilimi amının içine sokmamı istiyordu. Dilimi artık amının içine sokup çıkartmaya başlamıştım, bir yandan da orta parmağımla o hiç ellenmemiş göt deliğini zorluyordum. Dilim amının içindeyken, orta parmağımı da tırnak boğumuna kadar götünün içine sokmuştum. “Beni sikecekse adam gibi bir adam siksin! Beni sen sik, parçala ama o öküz beni bozmasın! Sen boz bekaretimi, amımı parçala, bu am sana feda olsun!” diyor, başını sağa sola çeviriyor, elini ısırıyor, “Sikini sok artık, dayanamıyorum!” diyordu. Yukarı doğru çıkmaya başladım dudaklarımız tekrar kenetlenmişti.

Bir anda elini sikime götürüp, sikimi gövdesinden kavradığı gibi amına sürtmeye başladı. Acele etmemesini söyledim, “Yalamak istermisin?” dedim. “Daha önce hiç yalamadım ki!” dedi. “Dondurma yediğini düşün, tıpkı dondurma yalar gibi yalayacaksın.” dedim. Hatice ürkek ürkek doğruldu, ben koltuğa oturdum, o kucağıma dogru uzandı ve sikime baktı, “Bu ağzıma sığmaz.” dedi. “Sığdırmak istersen sığdırabilirsin.” dedim. Dilini yavaş yavaş sikimin başında gezdirmeye başladı. Dili yanıyordu, dilinin sıcaklığını sikimin başında hissetmiştim. Artık yavaş yavaş ağzına almaya başladı. Sikim yarısına kadar ağzındaydı ve sikimin küçük diline değdiğini hissetmeye başladım. Boşalmam an meselesiydi! “Ağzına boşalabilirim, istermisin?” dedim. Sikim ağzındayken kafasını ‘Evet’ derscesine salladığı anda, bir volkan gibi ağzına patlamıştım. Görmeliydiniz, öyle bir emişi vardı ki, vantuz gibi emiyordu. Son damlasına kadar yuttu, sikimi yalayarak temizledi.

Gözlerini gözlerime dikti gülümsedi, “Sikinin çok güzel bir tadı varmış, artık vazgeçmem!” dedi ve tekrar yalamaya başladı. Sikim yine kazık gibi olmuştu. Artık amının içine girmek istediğimi, dayanamadığımı söylediğimde, “Durduğun hata! Sok! Ne olursa olsun, bu amı sen boz! Sen parçala! Yeterki beni sen sik!” dedi. Yavaş yavaş amına doğru yüklenmeye başladım. Amının suları koltuğa akmış, bacaklarından aşağı süzülmüş, göt deliğine doğru akıyordu. Yavaş yavaş başını soktum. Biraz yüklenince bir çığlık attı ve “Ne olur sokma! Canım yandı!” dedi. Kendisini serbest bırakmasını söyledim. “Canım yanıyor, ne olur ileri gitme!” dedi. Ama dinleyen kim, bir anda yüklendim, yarısından fazlasını sokmuştum. Sikimi geri çektiğimde kıpkırmızı kan olmuştu. Bekareti gitmişti! Tekrar kökledim. Bana öyle bir sarılıp, sırtıma tırnaklarını geçirerek, “Erkeğim! Artık kocam sensin. Bu amı hep sen sikeceksin. Gerdek gecemde de sen olacaksın, gerdeğimi de senle yaşayacağım. Sok! Köküne kadar sok!” diye arabanın içinde inlemeye başlamıştı.

Artık rahat rahat içine girip çıkıyordum, ikinciye boşalmam 15 dakika kadar sürmüştü, ama değmişti. Ben bir kez orgazm olup içine boşaldım, ama o sayısız kez orgazm olmuştu. Her orgazm oluşunda sarsıla sarsıla boşalıyordu. Sevişmenin verdiği heyecanla, gögüslerini ve göbeğinin etrafını morartmisim. Bundan dolayı tedirgin olmuştu, çünkü 4 gün sonra düğünü olacaktı. O gün arabanın içinde 3 saat seviştik ve onu 2 kez amından, 1 kez de ağzından sikmiştim. Artık ne o, ne de ben, birbirimizden ayrılacak halde değildik. Hatice’ye, isterse ev açabileceğimi söyledim. Kocasından ayrılması gerektiğini, ama bunun hemen olmayacağını, ama artık o adamın koynuna girmeyeceğini, ona karılık yapmayacağını, kendisinden uzaklaştıracağını, belki o zaman olabileceğini söyledi. Vay be… Olaya Bak! Bir kez ev görmeye geldi çarpıldım, ikinci gelişinde ise altıma almıştım! Gerçi o bunu, kocası olacak adama inat uğruna yapmıştı, ama o inatla başladığı ilişkiden memnun kalmış ve bana ‘Gerdek gecesi’ sözünü vererek ayrılmıştı benden. Ama nasıl olacaktı, gerdek gecesi beni nasıl koynuna alacaktı?

Kendi eliyle düğün davetiyesini getirmişti iki gün sonra. Yine benim hatun evde yoktu, içeri girdi, gözlerinin içi gülüyordu. Kapıyı kapattım ve hemen Hatice’yi duvara yaslayıp dudaklarına yapıştım. Karşı koymaya çalıştı ama bir kere ok yaydan çıkmıştı. Eteğini yukarı doğru sıyırdığımda, “Ne olur yapma. Bırak gideyim. Sana söz veriyorum gerdek gecemde yine senin olacağım, ama bugün yapma!” diye yalvarmaya başladı. “Peki, 2 gün sonra düğünün olacak, o zaman gerdekte nasıl beraber olacağız?” dedim. “Gerdeğimiz düğün günü olmayacak, düğünden sonra olacak, çünkü düğünden sonra ben babamın evinde kalacağım, 3 gün sonra buraya geleceğim.” deyince, ben de, “Seni sikmeden bırakmam Hatice. O günden beri aklımdan hiç çıkmıyorsun! Bu gün seni sikecem!” dedim.

“Ama kesinlikle amıma girme, adetim başladı! Ağzıma alayım, arkadan vereyim, ama amıma girme!” dedi. “Tamam.” dedim, duvara yönünü çevirdim, ellerini duvara dayadım. Hiç sevişme falan yapmadan, kazık gibi olmuş sikimi göt deliğine dayadım! “Ne olur krem falan sür, bir şeyler yap, canım yanıyor!” diyor başka bir şey demiyordu. “Hayır, seni böyle sikeceğim!” dedim. Sikimin başını biraz tükürükledim. Parmaklarımı da tükrüküleyip göt deliğine doğru sürdüm. Zorlaya zorlaya başını soktum. Elimle de ağzını kapattım ki kimse çığlığını duymasın diye. Ve öyle bir yüklendim ki, yarısından fazlasını soktum götüne. Hatice bir anda yere yığılacak gibi oldu, sesi kesildi. Duyduğu acıdan dolayı kendinden geçmisti. Ellerimle kasıklarından tutarak kendime doğru çektim, sesi çıkmıyordu. Koltuğa doğru, sikim götünde, sürükleyerek götürdüm ve koltuğun kenarına başı gelecek şekilde bıraktım. Sikimi çektiğimde, sikim kan içindeydi. Götü kanıyordu…

Hemen banyoya girdim, sikimi yıkadım geldim. Hatice’nin götünden epeyce kan akmıştı. Kanayan yeri sildim, koltuğa uzattım. Göt deliğine epey bir parça pamuğu parmaklarımla soktum. Biraz sonra kendine gelmeye başlamıştı. Sesi çıkmıyor ve kızgın kızgın bana bakıyordu. Sadece, “Bunu yapmamalıydın. Sana güvenmiş bekaretimi vermiştim, oysa sen beni mahvettin!” dedi. Gitmek için ayağa kalktı, ama yürüyemiyordu. Biraz daha oturdu ve dinlendi. Sonra kalkıp, bitkin bir vaziyette, götünü tutarak gitti…

Düğününe gittiğimde gördüm, ayakta zor duruyordu. Büyük hasar vermiştim ona.

238 toplam görüntülenme, 1 bugün

Abimin Yanında Sevgilimle Sikiştim

Genel, Seks Hikayeleri, Sex Hikaye 10 Ağustos 2020

Selam arkadaşlar, ben Selin. 24 yaşındayım. Esmerim, 90-60-90 ölçülerine sahibim, boyum 1.75, kilom 55, upuzun saçlarım, dolgun dudaklarım var. Babam bizi iki sene önce terkedip gitti. Kiralık bir daire’de annemle birlikte yaşıyoruz. Geçen ay annem kendisine, Hakan isminde, bir tane genç sevgili buldu. Hakan benim yaşımda ve o kadar yakışıklı ki, resmen kuduruyorum onu görünce.

Gelelim asıl itiraf etmek istediğim konuya… Annem çok paragöz bir kadın, parayı çok sever ve para için yapmayacağı şey yok… Buna, beni erkeklere pazarlamak ta dahil! Evet doğru okudunuz, beni para için tanımadığım erkeklere pazarlıyor! Yani ben, orospuluk yapıyorum…

Birgün 45 yaşlarında adamın birisi, beni daha önce siken müşterilerden birinin tavsiyesiyle, gelip benle yatmak istediğini söyledi “Ama fazla param yok…” dedi ve çıkardı anneme 25,- YTL para uzattı. Annem de “Sen bu parayla, kızımı sikmeyi bir kenara bırak, ancak kızımın amını yalarsın!” dedi. Annem tabi doğru söyledi, çünkü gerçekten çok güzel bir kızım! Neyse, adam kabul etti ve benim amımı yalamak için kudurduğunu söyledi. Annem de “Bugün olmaz işimiz var, yarın akşam gelirsen yalarsın!” dedi.

Ertesi gün akşam olmuştu. Annem sevgilisi Hakan’la buluşmaya gitmişti. Ben evde yalnızdım, üzerimde minicik bir gecelik vardı ve altımda iç çamasırı yoktu. Canım meyva istemişti, mutfakta kendime meyva hazırladım. O esnada kapı çalındı, açtım. Dünkü adam gelmişti. “Ne var?” dedim adama. O da “Dün annenle konuştum, senin amını yalamak için geldim.” dedi. “Tamam, geç…” dedim, içeri geçtik.

Adama “Sen iki saniye otur bekle, ben hemen geliyorum.” dedim ve mutfaktan meyva tabağını alıp geldim. Koltuga geçtim oturdum ve bacaklarımı açıp adama “Gel yala!” dedim. Adam tazecik ve kaymak gibi amımı gördüğünde iyice kudurdu. Adama “Bak, sokmak sikmek yok! Sadece amımı yalayacaksın!” dedim. Adam “Tamam.” dedi, parayı verdi ve hemen amıma daldı ve yalamaya başladı. Adam tam bir Hanzo ama öyle güzel yalıyordu ki, kuduruyordum…

Ben kucağımda tabak, meyva yiyordum, adam önümde diz çökmüş amımı yalayıp bitiriyordu…

Tam o sırada kapı açıldı. Annem ve sevgilisi Hakan geldiler. Adam halen amımı yalıyordu. Adamın ağzına defalarca boşalmıştım. Annemin sevgilisi Hakan beni öyle görünce gözleri parladı ve resmen karşımdaki koltuğa geçti oturdu ve bizi seyretmeye başladı. Hakan, annemin “Hadi sevgilim biz benim odama gidelim.” demesini bile duymuyordu.

Adam bir saattir, hiç bıkmadan ve ara vermeden amımı yalıyordu. Hakan’ın yarağı pantolandan fırlayacakmış gibiydi, bu beni daha da heyecanlandırdı ve bir kez daha adamın ağzına boşaldım. Sonra adama “Yeter artık bu kadar!” dedim, ama adam bir türlü amımı yalamayı bırakmıyordu. Annem duruma müdahele etti ve gelip adamı gönderdi…

Evde annem, Hakan ve ben kaldık. Hakan çıldırmıştı, beni sikmek istiyordu, ama annem vardı. Annem Hakan’ın elinden tutup, “Hadi biz odamıza gidelim.” deyip kalktığında, Hakan da bir anda kalkıp benim yanıma geldi ve dudaklarıma yapıştı. Annem bunu gördü ve Hakan’a, “Sen ne yapıyorsun!” diye bağırdı. Tabi annem beni koruduğundan değil, Hakan’ı kıskandığı için bağırdı. Hakan da anneme, “Ya Selin’i sikerim, ya da beni kaybedersin!” diye tehdit etti. Annem de sike sike kabul etti…

Hakan bir saniye kaybetmedi ve üzerimdeki geceliği parçalayarak çıkarttı. Göğüslerimi ısırıyor, kulak memelerimi yalıyordu, çıldırmıştım. Amıma indi, dilini amıma sokup çıkartıyordu. Ben zevkten kuduruyordum. Sonra o kocaman ve iri yarağını ağzıma verdiğinde, öyle yalıyordum ki, sanki hayatımda hiç yarak görmemiş gibiydim.

Hakan sonra sikini ağzımdan çıkartıp amıma soktu. Beni, annemin gözü önünde, resmen azgın bir hayvan gibi sikiyordu ve benim çığlıklarım binayı inletiyordu…. Bir süre sonra amımdan çıkartıp beni domalttı, o kocaman yarağını göt deliğime dayadı ve hiç ıslatmadan, hepsini bir seferde göt deliğime soktu. Götümü parçalarcasına sikti ve döllerini göt deliğime bıraktı…

Annem bizi seyretmeye daha fazla dayanamadı ve odasına gitti. Sonra ben Hakan’ı altıma aldım ve yarağını yalayarak tekrar kaldırdım, ata biner gibi üstüne oturdum ve zıplayarak boşaldım… Ooohhhh! Hakan beni o gün sabaha kadar sikti tabi. Ama bu daha bir başlangıçtı…

Hakan sana doyamıyorum ve seni çok seviyorum!

243 toplam görüntülenme, 2 bugün

Ceylanın Kız Kardeşi Bacaklarını Sürterek Boşaldım

Erotik Hikayeleri 9 Ağustos 2020

Ceylannın abla, çocukluktan ilk gençlik
yıllarıma geçtiğim günlerde bana gösterdiği çocuksu ilgiye
karşılık, seksi ilk keşif günlerimin idolüydü adeta.
Boyu çok uzun sayılmaz, hatta kısa bile denilebilirdi. Birçokları
onu seksi bulmayabilirdi, ama şarkıcı Nilüfer’e benzeyen yüzü, o
sıcak tebessümü ve çıtı pıtı hali beni
deli ediyordu. Hele o arkaya çokça çıkık biçimli
kalçalarını seyretmek ve onun üzerinden
kayarak boşaldığımı hayal ederek 31 çekmek müthiş
bir keyifti.

Onu en son gördüğümde ben 16, o ise 20 yaşındaydı. Biz o
mahalleden taşınalı 20 sene olmuş ve onunla
bağlantımız kopmuştu.
Fatma ablaların yeni taşındığımız sitede
oturduklarını, bize hoşgeldin ziyaretine geldiklerinde
öğrenmiştim. O da benim gibi hiç
evlenmemişti. Aradan geçen 20 yıla rağmen onu görür görmez sikim yine taş gibi olmuştu. En az 20 yıl
önceki kadar çıtır görünüyordu. Babası ölmüş,
hayırsız kardeşi onları terk edip Almanya’da bir hayat
kurmuş, Fatma abla ise annesiyle yaşıyordu.
Benim bilgisayardan anladığımı öğrenince, “Bir gün
geleyim de bana öğret!” demesi benim için sanki bir hediyeydi. “Seve seve!” dedim.

O gün Cumartesi idi. Aylardan Mayıs. Annemle babam Karadeniz turuna
çıktıkları için evde yalnızdım. Bir haftalık yiyecek stoğum ve ben, ne yapsam
diye düşünürken Fatma abla geldi aklıma. Ona telefon edip durumu
anlattım ve bize gelirse ona bilgisayar konusunda bilmediklerini
öğretebileceğimi söyledim. Telefonda bana annesinin iki günlüğüne
teyzesine gittiğini, memnuniyetle gelebileceğini söyledi. Ben
bambaşka ümitlerle ve üzerimdeki şort ve kolsuz tişörtle onu
beklemeye koyuldum.

Fatma abla, 3 blok ötedeki evlerinden hemencecik gelivermişti. Üzerinde,
çiçek desenli, kolsuz bir elbise vardı. Elbise boyu diz altıydı,
ama dekoltesinin derinliği göze batıyordu. Elbiseden belli olan meme
uçlarına bakılırsa sutyen takmamıştı.

Ona mail hesabı açıp, mail alıp
verme konusunda bilgi verdim biraz. Çabuk sıkıldı ve “Adilciğim,
içecek birşeyler var mı dolapta?” diye sordu. “Kola var, içer misin?”
dedim, istedi. Kolalarımızı içerken eskilerden konuşmaya
başladık. Ben onun rahat tavırlarından ve elbisesinin
açıklığından iyice azmıştım. Benim gözüm
sık sık onun meme uçlarına, onun bakışları ise
önümde, an be an artan kabarıklığa takılıyordu. “Hadi
ben evin sorumluluğunu yüklenmekten, anneme hayatımı adamaktan
dolayı evlenemedim; ya sen Adil, sen niye evlenmedin?” diye sordu.
“Biliyorsun durumları be Fatma abla… Önceleri ben istemedim, sonra da
beni istemediler… Kaldık işte… Yaş 36 oldu, bu saatten sonra
da zor!” dedim.
“Olur mu öyle şey?” dedi Fatma abla, 20 yıl önceki gibi göz
kırparak; “Daha gencecik adamsın!” diye ekledi.

Onun bu samimi tavrından
kuvvet alarak; “Sen de… Sen de çok güzelsin!” dedim. Onun mahçup
bakışından cesaret alıp, elimi bacağına koyarak devam
ettim, “Biliyor musun, 20 yıl önce de seni çok beğenirdim; hatta laf aramızda, seni düşünerek az mı 31
çekmiştim!” dedim. Biraz utandı gülerken; ama tepki göstermeden de,
“Halen masturbasyonla idare ediyorum deme sakın, inanmam!” dedi.
“Önceleri kendimi eşime saklıyordum; sonra vazgeçtim, ama bu sefer de
gerçekten istemenin ve istenmenin önemli olduğunu görüp kimseyle
yatmadım.” dedim ve bir an susup, şaşkın gözlerine bakarak
güldüm ve devam ettim, “Pratiğim yoktur, ama teorim süperdir!” dedim.

Fatma ablanın
ağzından farkında olmadan, “Ben de hiç yaşamadım!”
cümlesi çıktı, pişmanlığı uzun sürmedi. Kolumu
boyuna attım ve onu kendime çekip, çekingen ve itiraz eden anlık
hareketlerine aldırmadan dudaklarından öptüm. Bir 5 saniye kadar
direndi, ama sonra kendini saldı. Uzun öpüşmemizin ardından
ikimiz de nefes nefeseydik. Kulağına eğilip,
“Yaşamadıklarımızı yaşamaya ne dersin? Sana söz;
sen istemedikçe bekaretine dokunmayacağım!” dedim.
Kızaran yanakları ve gözleriye onayladı beni

Onu elinden tutup odanın
diğer tarafındaki yatağa sürükleyip uzattım. Bu arada
yatağı tam gören açıdaki kamerayı uzaktan kumandayla
çalıştırmayı da ihmal etmedim. Hiç
konuşmadan ve acele etmeden elbisesinin beline kadar inen
fermuarını çekerek elbisesinden kurtuldum. Yaşına göre
göğüsleri oldukça diriydi. Ben kendi üzerimdekileri çıkartırken,
Fatma abla, kılları yeni alınmış sikime bakmamaya
çalışıyordu. Üstüne çıktım, dudaklarından
başlayarak boynunu, omuzlarını, memelerini ve göbeğini eme
eme aşağıya indim. Pürüzsüz bir cildi ve beni
çıldırtan bir kokusu vardı. Ben onu emip koklarken nefesi
sıklaşmıştı ve ara ara bacaklarına değen sikim onu ürpertiyordu.

Dantelli külotunu çekip
çıkarttığımda kılsız
amcığı karşımdaydı. Göbeğinden
başlayarak yaladım tekrar, amına
indiğimde, geçen kısa süreye nazaran ıslak
sayılırdı amı. Dilimle klitorisini her uyardığımda
onun yay gibi gerilişi beni iyice
heyecanlandırmıştı.

Artık iyice sertleşen
sikimi daracık amcığından göbeğine
doğru itinayla yerleştirerek usulca üzerine uzandım. Kulağına,
“Korkma, sokmayacağım… Amacım senin gelmeni sağlamak!
Bunun için de kızlığına erişmeden yavaş
yavaş yapacağım!” dedim fısıltıyla. Bir taraftan
sikimin uç kısmını hafif hafif amının
girişine doğru bastırıyor, bir taraftan da memelerinin ve
dudaklarının tadını çıkarıyordum, “Ohh yavrum
benim; yıllardır nerdeydin sen? Çok güzelsin bir tanem!” diyordum. “Ihhh, ohhh, ııhhh, çok
güzelmiş, nasıl birşey bu, nasıl bir tat, nasıl bir
heyecan… Sahip ol bana Adil, ıhhhh, ohhhh… Adil’im!” diyordu. “O da olacak
yavrum, sen gelene kadar bozmadan sikecem seni, bozmadan… Ohhh!” diyordum.

Hareketlerim oldukça yavaş ve dikkatliydi. Fatma abla inlemeye
başlamıştı. Amına girişim biraz fazla olunca
hafif çığlık atıyor, geri çekilmemle normale dönüyordu. Dakikalar
sonra bir deprem misali titreyerek boşaldığını
hissettiğimde, kızlığına zarar vermemek için
göbeğine yasladığım sikimle üzerine yüklenerek ben de deliler
gibi boşaldım!

Nefes nefese yana yattım, en çok bir dakika öyle durduktan sonra, hem
zevkten, hem de yaşadığı olayın tesirinden
yanakları kızarmış Fatma ablaya yan dönüp, küçük bir öpücük
kondurduktan sonra, “Dur bekle, temizleyeceğim!” diyerek kalktım
yanından. Yandan peçete ve ıslak mendil aldım bol bol. Göbek
deliğinden neredeyse memelerine kadar olan bölüm bir sperm gölü
olmuştu. Yan yatarak yavaşça önce normal peçeteyle spermlerimi
aldım; sonra ıslak mendille spermlerin temizlendiği bölgeleri
sildim.

Dizlerimin üstünde durarak, onun
gözleri önünde benzer temizliği yapış yapış olmuş
sikime de yaparken, Fatma abla konuştu, “Ufalmış… Hâlbuki
demin ne biçimdi!” dedi. “Merak etme Fatma abla, gene
olur… Bırakmam seni, bu gece buradasın! Nasılsa annen de
yok, bizimkiler tatilde zaten!” dedim. “Ne biçim adamsın be Adil;
yarım saattir neler yapıyorsun, halen abla diyorsun. Oldu mu
şimdi?” dedi. Yanına uzanıp sarıldım ve “İşin
güzelliği orda Fatma abla, işin zevki orda… Nasıldı;
hoşuna gitti mi?” dedim.
“Hem de nasıl! Tam söylenen gibiymiş, kızgın kumlardan
serin sulara atlar gibi!” dedi. “Esas gerçek zevki yaşayınca daha da
mutlu olacaksın, emin ol!” dedim.

“Senden birşey istesem…” dedi. “Söyle! Çekinme!” dedim. “Ona dokunabilir miyim?” dedi,
gözüyle sikimi işaret ediyordu. “Elbette! Hatta nasıl
yapacağını da göstereyim bak…” dedim. Ben sırtüstü
yattım; o yanımda bacakları kıvrık duvara
yaslandı. Ben 31 çeker şekilde sikimi sıvazlarken ona
anlatıyordum, “Bak böyle yapacaksın bir elle, diğer elinle de
taşaklarımın altını kaşır gibi
okşayacaksın… Beni tekrar
hazır et; ben de senden birşey isteyeceğim!” dedim. O işine başlamış bana gülücükler atarken ben de
onun memişlerini okşuyordum. Fatma abla, “Elimde büyüdüğünü
hissediyorum; hem sert, hem yumuşak… Ne tuhaf!” deyip duruyordu heyecanla.

O an Fatma ablanın cep telefonu çaldı. Arayan annesiydi. Telefonunu açmadan
fısıltıyla konuştum; “Bir elle işine devam et,
diğeri ile konuş!” dedim. İtiraz etmeden yaptı. “Alo anne,
nasılsın? Ben mi? Adil’lerdeyim, bilgisayar öğretti bana. Halen
de öğretiyor…” deyip, bana göz kırptı. O konuşurken
olayın heyecanıyla sikim ilkinden daha sert ve haşmetli
olmuştu. Telefonu kapattığında kahkaha atıyordu, “Annem,
(Çocuğu çok yorma, yemek yap, doyur!) diyor. İçimden (Doyuruyorum
merak etme!) dedim.” dedi.
“Deseydin ya; (Anne o da beni doyurdu!) diye!” dedim, gülüştük…

Sikim artık kıvama gelmişti, “Uzan yanıma şöyle!”
deyip onu yanıma çektim ve “Şimdi de ben senden birşey
isteyeceğim Fatma abla!” dedim. “Nedir?” dedi. “20 yıl önce, o çok
beğendiğim kalçalarından kayarak boşalmayı hayal
ederdim. Şimdi bunu gerçekleştirmek istiyorum; olur mu?” dedim. “Kayarak
boşalmak derken? Arkama sokmayacaksın di mi?” dedi. “Yok yok, girmeyeceğim!
Sadece deminki gibi sürterek boşalacağım, bu sefer
sırtına doğru olacak…” dedim.
“Peki!” deyip yüzüstü döndü ve “Domalmam gerekiyor mu?” diye sordu.
“Yok gerekmez, tam hayal ettiğim şekilde olmalı!” dedim.

Yüzüstü yatınca o muhteşem poposu ortaya çıktı. Nazikçe
elimi poposunda gezdiriyordum, “Vay be… Kim derdi ki hayaller 20 yıl
sonra gerçek olacak diye!” diyordum. Bir yandan da omzunu öpüyordum. “Biraz
beline yük binebilir ağırlığımdan, ama çok sürmez
merak etme!” dedim. Yavaşça kalkıp bitişik bacaklarını
altıma alarak hafifçe oturdum. Poposunu birkaç dakika okşadıktan
ve öptükten sonra sikimi bedenlerimizle paralel bir biçimde göt
yanaklarının arasına, poposunun bitip bacakların
başladığı yerden yukarı doğru yerleştirerek
üstüne yattım. Bu sefer ağırlığımdan dolayı
inliyordu. Memelerini avuçlayıp harekete başladım. “Ohh Fatma
abla, ikimiz de tazeyken sikişemedik, ama şimdi bak her yola getirdim
seni! Tahminimden de yumuşakmış götün! Ohhhh, muhteşem!”
diyordum.

Tam 10 dakikalık gitgelden sonra boşalmak üzereydim. “Zevk suyumla yıkayacam seni yavrum, döl
manyağı yapacam seni! Ohhh! İşte bu, işte bu!
Geliyorum, geliyorum… Geldimmm!” diye çığlık atıyordum.
Gelgitlerin şiddetiyle taşaklarım poposunda, sikimse beline
paralel havada kalmıştı boşalırken. En çok ta o
bölgesini severdim. Beliyle poposu arasında kalan kıvrım öyle
derindi ki, (Küçük bir çocuk oturabilir buraya!) derdim eskiden.

171 toplam görüntülenme, 0 bugün

Cafe Sahibi Halam Ve Ben Çıldırttı İkimizide

Porno Hikayeler 9 Ağustos 2020

Merhaba arkadaşlar,
benim hikayem amcamın eşi Derya yengemle ilgili. Yengemi sürekli arzu
etmişimdir. Yengem 29 yaşında, 90-60-95 ölçülerine sahip, dolgun
kalçalı, sürekli dar elbiseler giyerek vücut hatlarını sergilemeyi
ve dikkat çekmeyi seven birisi. Yengemlerle aynı binada oturuyoruz. Amcam
memur olduğu için sabah 8’de işe gider, akşam
6’da eve gelir.

Bir gün odamda bilgisayarla uğraşırken dışardan
sesler duydum. Pencereden baktım, bizim binanın yan tarafındaki
inşaattaki işciler dikkatli bir şekilde bizim binanın bahçesine
bakıyorlardı. Ne bakıyorlar diye kafamı aşağı
eğdiğimde yengemi gördüm. Yengem yünleri havalanması için yere
sermiş, elinde bir çubukla, yumuşasın diye yünleri çırpıyordu.
Asıl önemli konu üzerine giydiği kıyafetlerdi. Altında
siyah bir tayt, üstünde ise açık pembe bir badi vardı. Biraz dikkatli
bakınca, taytın içinde külot, badinin içinde de sütyen olmadığı
kolayca anlaşılıyordu. Yengemi öyle görünce bir anda sikim kalkmaya başladı. İnşaattaki
işcilerin de dikkatli bakmalarının nedenini o zaman anladım.
Tabii ben de yengemi izlemeye başladım.

Yengem eğildikçe taytı yavaş yavaş kayıyor, o koca götünün çatalı gözüküyordu. Ben de
çileden çıkmıştım, inşaat işçileri gibi kudurmuş
halde yengemi izliyordum. Yengem badisinden belli olan göğüsuçları, çubukla
yünlere vurdukça sallanan göğüsleri ve taytından gözüken götüyle
sanki (Gel beni sik!) diyordu.Bir ara yengem alnının
terini silereken başını kaldırıp beni gördü ve bana gülümsedi,
ben de ona göz kırptım. Ama dikkatimi çeken şey, yengem beni gördükten sonra hareketleri daha rahat olmaya başlamıştı.
Yünlere vurdukça taytı biraz daha aşağı kayıyor,
nerdeyse göt deliği gözükecek duruma geliyordu. Herhalde arkasındaki
inşaat işcilerinden haberi yoktu, yengem bütün güzelliğiyle şahane
götünü sergiliyordu. Bütün ameleler pantolonlarının üstünden
sikleriyle oynamaya başlamıştı. Tabi ben de kudurmuştum
bu manzara karşısında.

Biraz daha izledikten sonra, aşağıya yengemin
yanına inmeye karar verdim. Yanına indiğimde yakından gördüğüm
manzara karşısında zevkten kendimden geçtim. Yengemin o şahane
götüne güneş vuruyordu ve taytın içindeki bütün saklı yerleri deşifre
oluyordu, am göt resmen meydandaydı. Eminim ki inşaat işcileri benim yerimde olmak için herşeylerini
verebilirdi. Yanına oturup, yengemin frikiklerini izlemeye başladım.
Yengem domaldıkça görünen o mühteşem götü ve
dolgun dudaklı amına baktıkça kendimden geçtim. Yarrağım
zonkluyordu, nerdeyse donuma boşalmak üzereydim. Yengem bana havadan sudan
sorular soruyordu, ben ise kısa cevaplar vererek, anın tadını
çıkarmaya çalışıyordum.

Bir ara başımı kaldırıp yukarı
baktığımda, yandaki inşaatta, yengemin yaşattığı
bu göz ziyafetini görmek için bütün ameleler toplanmıştı. Yengem
de sanki bana iş atarcasına, “Belim açılmış mı?”
dedi. Ben de manzarayı kaçırmamak için, “Yok!” dedim. Yengem,
“Yalancı, sanki götüme baktığını bilmiyorum!”
dediğinde şok oldum. Ben de, “Sadece ben baksam iyi, arkandaki
inşaata bir bak!” dedim. Yengem hiç istifini bozmadan, “Biliyorum,
ameleler de bakıyorlar, değil mi?” dediğinde, ben şok şok
üstüne yaşıyordum. Ben sormadan yengem, “Bu da benim fantazim! Nasıl
sen ve ameleler beni izleyerek zevk alıyorsanız,
ben de gösterdikçe zevk alıyorum!” dedi. Ben susmuş kalmıştım.
Yengem, “Bırak orda öyle oturmayı da, gel yardım et, şu
yünleri kaldıralım!” dedi. Yengeme yardım ettim ve yünleri
topladık.

Artık eve çıkacaktık. İnşaat işcileri gittiğimiz için üzgündü, ama
bu kadarı onlara çoktu bile. Onlara göre ben şanslıydım,
yengem halen yanımdaydı. Yengemin yünleri eve çıkarmasına
yardım ettim ve beraber içeri koyduk. Yengem, “Sen otur, ben bir duşa gireyim, her yerim yün oldu!”
dedi. “Tamam!” dedim. Yengem banyoya girdi. Su sesini duyunca ben
hemen yengemin yatak odasına girdim, bunu her fırsatta yapardım.
Yatağın üstünde beyaz bir tanga ve sütyen vardı. Demek ki yengem
bunları çıkarıp aşağı inmişti. Hemen
koklamaya ve sikimle oynamaya başladım. Nerdeyse boşalmak üzereydim,
kendimi zor tutuyordum.

Su sesinin
kesildiğini duyunca hemen salona geçtim. Yengem banyodan çıktı ve
“Giyinip geliyorum’” dedi. “Ben de bir lavaboya gideyim!”
dedim. Hemen tuvalete gidip 31 çekerek boşaldım. Rahatlamıştım.
Lavabodan geldiğimde yengem üzerini giyinmişti, buna giyinmek denirse
tabii. İnce gecelik tarzı beyaz bir elbise giymişti. Göğüsleri
dim dikti, uçları ise nohut gibi belli oluyordu. Karşı koltukta
oturuyordu, bacakları kaymak gibi gözüküyordu, bacak bacak üstüne atmış,
nerdeyse külodundan amı gözükecekti.

Ben hemen söze girdim, “Yenge inşaat işcileri
bugün seni hayal ederek iyi bir 31 çekerler!” dedim. Yengem, “Ya sen?”
dedi. Ben ne diyeceğimi bilemediğimden sustum. Tekrar sordu, “Sen
de 31 çekecekmisin beni hayal ederek?” dedi.
“Yaa yenge, ben de erkeğim, fazla üstüme gelme!” dedim. Yengem
de, “İyi o zaman, kapatalım bu konuyu!” dedi. Aslında
konunun kapanmasını istemiyordum, aksine yengeme yaklaşmak
istiyordum, ama buna cesaretim yoktu. “Yenge…” dedim. “Söyle
canım?” dedi. “Bugün niye böyle birşey yaptın?” dedim.
Yengem, “Ahh ahhh, yanıyorum, ondan!” deyince, benim de ağzımdan,
“Ben de yanıyorum yenge!” çıktı.

Yengem hınzırca gülümseyerek, “Beni
istiyorsun yani, öyle mi?” dedi. Utana sıkıla, “Evet!”
dedim. “İyi gel bakalım, birbirimizin
ateşini söndürelim! Ama ilk ve son kez olacak, ve kimseye söylemeyceksin,
söz ver!” dedi. “Söz!” dedim. Yengem kalkıp yanıma
oturunca, hemen üstüne atladım ve deli gibi öpüşmeye başladık.
Öpüşürken biryandan da yengemin geceliğe benzeyen elbisesini sıyırdım.
Sonra sütyeninden kurtardığım göğüslerine yumuldum. Yengemin
göğüsleri taş gibiydi, sanki hiç el değmemişti. Öyle bir
yalıyordum ki göğüslerini, yengem, “Yavaş,
kaçmıyorum ya!” diyordu. Yengemin de benim kadar zevk aldığı
her halinden belliydi.

Göğüslerinden göbeğini yalayarak amına geldim. Külodunu çekip çıkardığımda,
yengemin kaymak gibi amı sulanmıştı,
hemen yalamaya başladım. Yengem ellerimi tuttu, ben amını yaladıkça zevkten uçuyordu ve ellerimi
sıkıyordu. Yengemi inleterek 2 kez orgazma ulaştırdım,
fakat yarım saat boyunca amını yalamaktan
dilim uyuşmuştu. Kalkıp soyundum ve yatağa sırtüstü yatttım.
Yalama sırası yengemdeydi, sikimi ağzına alıp yalamaya
başladı. Öyle bir iştahlı yalıyordu ki,
dilini başında gezdirip beni kudurtuyor, değme orospulara taş
çıkartıyordu. 5 dakika sonra dayanamadım ve böğürerek
yengemin ağzına patladım. Yengem sanki damlasını ziyan
etmek istemiyorcasına döllerimin hepsini yalayıp yuttu, sikimi
temizledi.

Kalktım ikimize birer sigara yakıp geldim. Yatakta çırılçıplak uzanıp hem
sigaralarımız içtik, hem biraz dinlendik. Sigaralarımız
bittiğinde yengem elini taşaklarıma atıp, sıkıp
okşamaya başladı. Yarrağım yeniden sertleşmişti.
Yengem yarağımı biraz yalayıp, kazık gibi yapınca,
bu sefer yengemden domalmasını istedim. Yengem
domaldığında o şahane amı götü
karşımdaydı. Yarrağımı arkadan amına
sürterek fırçalamaya başladım. Başparmağımla da göt
deliğine masaj yapıyordum. Yengemin amı sulanmaya başlamıştı. Yarrağımın
başını am dudakları arasından
sürterek amının deliğinde gezdirip geri çekiyordum. Yengem
inleyerek, “Sok artık!” diyordu.

Sert bir şekilde girdim amına
ve kökledim. Yengem derin bir ‘Ohhh’ çekti. Çok dar bir amı
vardı ve ateş gibi yanıyordu. Hiç durmadan deli gibi pompalamaya
başladım. Yengem, “Ohhh, offf!” diye inliyor, ağlıyor
gibi sesler sesler çıkarıyordu. Yengem bir süre sonra kasılmaya
başladı, “Daha hızlı, daha hızlı!” diye
bağırıyordu. İyice hızlandım, çıkan ‘Şlap
şlap’ sesleri eşliğinde yengem çığlık atarak boşaldı.
Benim de halim kalmamıştı, sikimi amından
çıkarıp beline boşaldım…

Biraz dinlendikten sonra yengem, “Hadi giyin git artık!
Unutma, bunu ilk ve son kez yaptık!” dedi. Kalktım giyindim ve hiç konuşmadan ordan ayrıldım.

Daha sonraki günlerde, yengemi ne kadar sıkıştırdıysam
da birdaha vermedi, her seferinde, “Olmaz, ilk ve sondu!” dedi. Taa ki yengemi bir gün halamın oğluyla, yani kuzenimle
binanın sığınağında şikişirken
yakalayana kadar. Yani yengemi siken sadece ben değilmişim!

182 toplam görüntülenme, 1 bugün

Güzel Ve Çıtır Aşkım Amdan Çok Zevk Alıyor

Ensest Hikayeler 9 Ağustos 2020

Merhabalar, ben Mert. 41 yaşındayım.
Zonguldak’ta yasıyorum. Anlatacağım olaylar bundan 4 sene önce
Ekim ayında başladı.

Yaşadığım ilçe 25 bin nüfuslu küçük bir sehir. Ben
muhasebecilik yapıyorum. Çevremde sevilen sayılan gözde bir
bekardım o zamanlar. Kızlarla ufak ama ciddi olmayan birkaç maceram
olmuştu. Ta ki 23 yaşındaki Merve’yle
tanışana dek. Merve tam bir esmer bomba. Minyon
tipli 1.55 boyunda, 49 kioloda tam bir afet. Düz uzun simsiyah saçları
beline kadar gelir. Dolgun dudaklar, harika bir yüz, ince bel, dolgun kalça ve
biçimli bacaklar.

Merve’yle tanıştığımda doktor yanında sekreter
olarak çalışıyordu. Zamanla yakınlaştık ve
sevgili olduk. Çok seksi bir kızdı. Her bulduğumuz yerde otelde,
büromda, arabada sevisiyorduk. Bakire olduğu için oral ve anal seksten
başka şansımız yoktu. Ama bana o kadar güzel oral seks
yapıyordu ki, bakire olduguna inanamıyordum. Sikimi
yalayışı, ağzına boşaldığımda hiç
iğrenmemesi çok tecrübeli olduğunu düşündürücüydü, ama
açıkcası bu beni çıldırtıyordu. Sevişirken ona
çok nazik davranıyordum, kıyamıyordum, ama “Arkamdan
istiyorum!” diye ilk adımı kendisi atmıştı.

Ben onu götünden sikerken, Merve o kadar manyak zevk alıyordu ki, o’nu
götünden sikilmeye kimin alıştırdığını merak
ediyordum. Sorduğumda, “Soru sorma, devam et!” demişti. 23
yaşında bir kızın bu kadar tecrübeli olması
kafamı karıştırıyordu, ama itiraf da etmiyordu. Daha
öpüşürken ıslanıyordu ve amı vıcık
vıcık oluyordu.

Onu o kadar çok kıskanıyordum ki, bu kıskançlık bana
farklı zevkler hayal ettiriyordu. Merve’nin başka erkekler
tarafından öpüldüğünü, okşandığını, götünden
sikildiğini, ağzına
fışkırtıldığını düşündükçe
çıldırıyordum. Ama bu kıskançlık aynı zamanda
bana kahredici bir zevk veriyordu. Tıpkı bir porno
yıldızı gibi sevişiyordu. Bir erkek veya erkekler Merve’ye
o kadar çok şey öğretmişlerdi ki, o da başka erkeklerden
öğrendiklerini benim üzerimde uyguluyordu.

Onu tatmin edemediğimde kızıyor, “Böyle olmuyor, biz en
iyisi ayrılalım!” diyerek yetersizliğimi yüzüme vuruyordu.
Hayal gücümün calışması artık beni bile korkutuyordu.
Başka erkeklerle konuşurken gülümsemesi bile kıskançlık
duygularımı kabartıyordu. Ama gurur yapıp
kıskandığımı belli etmiyordum.

Bir gece Bar’a gittik. Kalabalık bir gruptuk ve gruptaki kızlardan
birinin doğumgünüydü. O gün tartışmıştık ve bana
soğuk davranıyordu. Kısa eteği ve uzun çizmeleriyle
herzamanki gibi tam bir afetti. Arkadaşlarıyla gözümün önünde
eğlendi, kıvırta kıvırta oynadı dans etti. Ben
sadece izledim. Tabi barda bulunan bütün erkeklerde gözleriyle yiyip bitirdiler
Merve’yi. O kadar kıskandım ki, kalbim gümbür gümbür atıyordu. O
gece alkol aldı ve ben onu arabanın içinde tenha bir yol
kenarında götünden siktim.

Alkol aldığında o kadar kolay havaya giriyordu ki, anında
sekse hazır hale geliyodu. Bu beni korkutuyordu. Çünkü bir keresinde bir
itirafta bulunmuştu. Daha sevgili bile değilken sadece arkadaşken,
Amasra’ya balık yemeğe gitmiştik. Orda iki bira içmişti.
Sevgili olduktan sonra, “Eğer o aksam Amasra’dan dönerken bana
dokunsaydın sana karşılık verirdim!” diye itiraf
etmişti. Alkolün kendi üzerindeki bu azdırıcı ve yoldan
çıkarıcı etkisini çok iyi bilmesine rağmen ısrarla içmek
ve kendini kaybetmek istiyordu. Benim yanımdayken sorun yoktu,
istediği kadar içebilirdi, ama ya benim olmadığım
ortamlarda içerse? Bu düşünce beni çıldırma noktasına
getiriyordu.

Bir
ara, ilaç mümessili olacağım diye tutturdu. Aslında beni
çıldırtmak için yaptığını biliyordum.
Başarıyordu da. Kıskançlık içimi kavurduğunda
dışa vuramıyordum, susuyordum, ama donup kalıyordum, yine
de kızdığımı anlıyor, bundan müthiş bir zevk
alıyor, bana yüklenmekten zevk alıyordu. İlaç mümessili olmak
konusundaki ısrarlarına dayanamadım ve kabul ettim. Yüzüme en
çıldırtıcı ve çapkın gülümsemesiyle bakıp, “Ama
sürekli seyahat halinde olacağım, otellerde kalacağım,
toplantılardan sonra aksam yemekleri oluyor, alkol almak zorunda kalacağım,
bunları kabullenebilecekmisin?” diye sordu. Tam canevindem
vurmuştu.

İlikimiz 8-9 aydır
sürüyordu. Merve’nin belirsiz ve beni kıskançlık krizlerine sokan
davranışları yüzünden kavgalı, ayrılmalı-barışmalı,
fırtınalı bir ilişki olmuştu. Ama ikimiz de
birbirimizden ayrı yapamıyorduk.

Ben tam bir tutkuyla resmen hipnotize olmuştum. Seviyordum ve aşkından
ölüyordum, gözüm hiçbir şeyi görmüyordu. Olumsuzlukları,
tereddütlerimi, herşeyi kenara atıp Merve’ye evlenme teklif ettim. Beni
reddetti. Bir süre sonra teklifimi tekrar ettim, korktuğunu,
yaşadığımız şehirde mutlu
olamayacağımızı, büyük şehire taşınırsak
kabul edebileceğini söyledi. Ama işim nedeniyle benim gitmem mümkün
değildi.

İlişkimizin ciddiye binmesiyle, özellikle evlilik teklifinden sonra Merve’de
bir değişiklik oldu. “Bir kız sarhoşken ilişkiye
girse bekaretini kaybettiğini anlayabilir mi?” diye saçma şeyler
sormaya başladı. Eski erkek arkadaşıyla alkollüyken seviştiklerini,
hiçbirşey hatırlamadığını, erkek
arkadaşına sorduğunda bekaretine zarar vermediğini, sadece
anal yaptıklarını anlattığından bahsetti.

Anladığım şuydu, Merve aslında bakire değildi ve
bana bunu baştan söyleyemediği için sarhoşken sevişme
hikayesi uyduruyordu. Ona, bekaretin benim için önemi olmadığını,
bakire olsun olmasın onu sevdiğimi, evlenmek istediğimi
söylememe rağmen, hikayesinde ısrar etti. Şüphelendim ve
bilgisayarının ayarlarını değiştirip MSN
sohbetlerini gizli dosyaya kaydedecek şekilde ayarladım. Birkaç gün
sonra herşeyi öğrendim. Üniversitedeki eski erkek
arkadaşıyla ortak arkadaşları olan bir başka erkekle
sohbetini okudum. Başka bir erkeğe en gizli sırrını o
kadar rahat itiraf ediyordu ki. Eski erkek arkadaşıyla sevişirken
bekaretini kazayla nasıl kaybettiğini, sonra da olan oldu diye erkek
arkadaşının evine taşınmasını, aylarca
karı-koca gibi aynı evde birlikte nasıl
yaşadıklarını yazmıştı…

Satırları
okurken donup kaldığımı, bir süre nefes
alamadığımı, müthiş bir acı çektiğimi
hatırlıyorum. Ama aynı zamanda sikimin kazık gibi sertleştigini,
kıskançlık ve zevk karışımının
uyuşturucu gibi içimi yaktığını
hatırlıyorum. Dayanamayıp sikimi çıkardım ve 31
çekmeye başladım. Merve’nin, benim biricik sevgilimin, o harika
kızın bekaretini kaybederken attığı
çığlıkları, başka bir erkeğin altında
sikilirken aldığı zevki, ağzını dolduran
başka bir yarrağı nasıl
boşalttığını hayal ederek masturbasyon yaptım. Boşalmam
yarım saat sürdü.

Yüzüne vurmadım, kendiliğinden itiraf etmesini bekledim. Bakireliğin
benim için önemi olmadığını her fırsatta söyledim. Ama
bunları yaşadığını itiraf edemedi, bana güvenemedi.

Birkaç gün sonra MSN kayıtlarında, İstanbul’da yaşayan bir
kız arkadaşıyla yaptığı sohbeti okudum. Kız
arkadaşı, Merve’ye, yanında çalıştığı
doktoru soruyordu! Meğerse Merve’nin, yanında
çalıştığı doktorla ilişkisi varmış, ve
ben bunu yine MSN’den öğreniyordum. Kararımı verdim, Merve’den
ayrılacaktım. Onu unutabileceğime kendimi ikna etmek için
Ereğli’ye gittim. Orda bir çiftle buluştum. Kocasıyla birlikte
kadını siktik. Müthiş seks dolu bir maceraydı. Kendimce Merve’nin
bana söylediği yalanların intikamını
almıştım.

Ayrılma kararını söylediğimde elindeki tek silahı yani
seksi kullanmaya kalktı. Bana müthiş bir oral seks yaptı, “Tamam
evlenelim, kabul ediyorum!” dedi. Ama ben, “Artık çok geç!”
dedim. Yinede bildiklerimi yüzüne vurmadım. Merve halen, beni çok oyaladığı
için ve evlilik teklifini reddettiğim için
ayrıldığımı zannediyor.

Şimdi başka birisiyle evliyim. Ama evliliğim çatırdıyor.
Çünkü karım çok düzgün ve ahlaklı bir kadın. Ben böyle
kadınlarla yapamayacağımı öğrendim. Bana Merve gibi
seksi seven ve yaramaz kadınlar lazım. Karımdan boşanacağım
ve Merve’yi bulup, dizlerimin üzerine çöküp benimle evlenmesi için yalvaracağım.
Beni kıskançlıktan delirtmesi için tüm hayatımı
ayaklarının altına sermeye hazırım.

160 toplam görüntülenme, 1 bugün

Babamın Kız kardeşinin Kızı Olan Melike Ablamın Götünü Siktim!

Lezbiyen Hikayeleri 9 Ağustos 2020

Lise sona yeni geçmiştim,
Fatih’te dedemden kalma ahşap evin üst katında oturuyorduk. Babam
memurdu, annem evkadını. Ablam iktisat fakültesine o yıl
girmişti. Annemin teyzekızı Sacide abla sık sık
Adapazarı’ndan İstanbul’a gelir, bizde kalırdı. Senelerdir
Sacide abla gelince benim odamda yatardı, ben de salondaki kanepede.
Şikayetçi olmazdım hiç bu durumdan; odamdan almam gereken bir
şey olduğunda serbestçe girebiliyordum nasıl olsa. Hele Sacide
Abla uyuyorsa… Gecelik giymezdi hiç; uyurken sütyen de takmazdı.
Açık kumral saçları, bembeyaz teni, dolgun göğüsleriyle güzel
sayılabilecek bir fiziği vardı. Uzun uzun seyrederdim onu
uyurken, sonra da onu siktiğimi hayal ederek 31 çeker
boşalırdım tabii.

Okula devam ederken aynı zamanda büyük kulüplerimizin birinde basketbol
yıldız takım oyuncusuydum; babam okulu aksatmamam
şartıyla razı olmuştu spor yapmama. Bir maç
sırasında ciddi bir sakatlanma yaşadım; sol bacağımda
lif kopmuştu. Babam çok bozulmuştu bu sakatlığa, tam da
Mayıs ayında imtihan döneminde oluşumuz sinirlendirmişti
onu. Çalan kapı ziliyle Hızır gibi yetişmişti Sacide
Abla! Ama sakatlığım, ciddi bir yatak istirahati
gerektirdiği için, odamı verememiştim
sevgili Sacide ablaya, bu kez salonda yatan o olacaktı mecburen..

Ertesi sabah uyandığımda, Sacide abla
bornozla benim odamdaydı, herkes salonda kahvaltı masasında
olduğundan mecburen benim odamda giyinecekti! Önce benim uykuda
olduğumdan emin olmak için üzerime doğru
eğilip baktı; nemli sabun kokusu beni çıldırtmaya
yetmişti, taş gibi olan sikimde nabız
atışlarımı hissediyordum. Bana arkası dönük bornozu
çıkarttı, apışarasını iyice kurulayıp,
külodunu giymek için domaldı. Açık kaherengi göt deliğinin
altında kılsız amcığının etli
dudaklarını görünce sikim külodumu
yırtacak hale gelmişti. Sacide Abla giyinip
odamdan çıkınca, ufak bir elyardımıyla inanılmaz bir
patlama ile boşalıp tekrar yatıp uyudum.

Akşam saatlerinde
gelen bir telefonla anneannemin rahatsızlanıp hastaneye
yatırıldığı haberiyle, annem ve babam ani bir kararla
Adapazarı’na gitmek zorunda kalmışlar. Sabah
uyandığımda, ablam da çoktan okula gitmişti. Elimi yüzümü
kayıp topallayarak salona doğru
yürürken, fısıltı halinde konuşmalar duydum. Sessizce
salona yaklaştığımda, Sacide ablanın telefonla
konuştuğunu duydum, “Evett! evettt! Sok
artık yarrağını içime! Geçirrrr! Amımı götümü
doldur o koca sikinle!” diye konuşuyordu. Salonun
kapısını hafif araladığımda, elindeki
hıyarı götüne sokup çıkarmaktaydı…

Şaşkınlıkla
kapıyı kapamamla çıkan gürültü Sacide ablanın paniklemesine
yetmişti. Odama dönüp yatağa uzandıktan sonra uzun bir sessizlik
oldu. Yarım saat kadar sonra odamın kapısı yavaşca
açıldı. Az önce gördüğümde çırılçıplak olan
Sacide ablam giyinik olarak
karşımdaydı. Bana, “Ne diyeceğimi bilemiyorum…”
derken sesi titriyordu, Kimseye birşey
söyleme n’oolur Yılmaz!” dedi. Hiç konuşmadan elimi
uzattım. Yanıma geldi, yatağımın kenarına oturup
elimi tuttu. Ben de yan dönüp diğer elimi apışarasına
koydum, titrediğini hissettim. Yüzüme eğilip dudaklarımdan
öpmesiyle ok yaydan çıkmıştı artık,
bacağımdaki sakatlığı bile hissetmez olmuştum.

İkimiz de süratli bir şekilde
çırılçıplak soyunduk. Sacide ablam deneyimlerini kullanıp
idareyi ele almıştı; önce üzerime ters uzanıp 69 oldu,
yarağımı yalamaya başladı. Ben de onun amını çılgın gibi yalıyordum.
Amının dolgun dudaklarını
ağzıma doldurup emdikçe, Sacide abla üzerimde inleyerek kıvrana
kıvrana boşaldı, çığlıklar atarak… Ablamın
okuldan gelmesi yaklaşınca kalktı yatağımdan,
heryanı titriyordu.

Annemlerin dönüşüne kadar, her sabah Sacide
ablayla, ablamın okula gidişiyle sevişmeye
başlıyorduk. Sacide abla ikinci günden itibaren kremlediği
götünü de siktirdi bana, ama bakireliğini korudu kararlılıkla!
Telefonda seks yaptığı sevgilisi hakkında sorduğum
soruları yanıtlamamıştı, ama dört gün boyunca götünden
çılgınca sikişmişti benimle…

Gidişine
alışamamıştım, rüyamda sikişiyordum Sacide
ablamla sürekli. Yıllar sürecek bir ilişkinin
başladığını bilemezdim. Sacide ablayla
yaşadıklarımızın üzerinden iki ay kadar geçmiş,
yaz tatili başlamış, sakatlığım epey
düzelmişti. Son rahatsızlığından sonra anneannem
maalesef yatalak durumdaydı, Adapazarı’nda oturan Hacer Teyzem,
annemin teyze kızları Macide ve Sacide ablamlar dönüşümlü olarak
ilgileniyorlardı anneannemle.

Temmmuz başlarında anneannemi ziyaret
bahanesiyle Adapazarı’na gittim, esas amacım Sacide abla’mı
sikmekti tabii ki! Anneannem felç nedeniyle tam
konuşamıyordu, ama beni görünce ne kadar sevindiği
gözlerinden okunuyordu. Anneanemin evi tek katlıydı; bir oda, bir
banyo da çatı katında vardı. Ben orada kalmayı istedim,
teyzemin ısrarlarına direnip kaldım da…

İkinci gecenin sabahında sikimde serin bir
ıslaklıkla uyandım; Sacide abla yanıma dizçökmüş,
boxerimden çıkardığı sikimi yalamaktaydı! Uyanıp
irkilmemle gülerek, “Korkma kimse yok evde! Teyzem zaten kalkamaz!”
dedi. Doğrulup dudaklarına yumuldum, aceleyle soyunduk. Biribirimizi
açlıkla yalarken inliyorduk. Sacide abla, “Yılmaz’ım, hep seni
düşledim! Beni bağırta
bağırta sikkk!” diyordu. Sacide abla sikimi ve götünü iyice
kremleyip beni yatırdı, üzerime
çıkıp yarağımın üzerine aniden çökmesiyle inledik
beraberce. Hızlı bir tempoyla adeta o beni
sikti! Sonunda ikimiz de boşaldığımızda üzerime
abandı kaldı nefes nefese…

Sikiş arası sohbetlerde bu kez
açıldı bana, sevgilisi İstanbul’da üniversitede okuyan
İran’lı zengin bir ailenin oğluymuş! Bir sene sonra mezun
olacakmış, evlenip Tahran’a yerleşeceklermiş! Şok olmuştum; Sacide ablamı artık karım
gibi görüyorken, başka bir ülkeye gelin gitmesi bir balyoz gibi
inivermişti başıma! Sinir basmıştı birden;
giyinip sokağa attım kendimi, hızlı adımlarla nereye
gittiğimi bilmeden amaçsızca yürüyordum…

“Yılmaaazz! Yılmaazz!” diye
seslenen kadın sesini farkedince durup döndüm. Gelen Macide ablanın
büyük kızı Nurdan’dı, “Deminden beri
bağırıyorum! Sağır mısın!” diye
azarladı beni. Arkamdan koşmaktan
nefes nefese kalmıştı, “Ne bu halin? Karadeniz’de gemilerin
mi battı?” dedi gülerek. “Yoo, nereden çıkardın
bunu?” dememle sarıldı sımsıkı,
“Ulan buraya geldin, beni görmeden mi gideceksin!” deyip, bir daha
sarıldı. Sütyensiz memelerinin sertleşmiş
uçlarını göğsümde hissetmemle sikim
esas duruşa geçmişti bile…

Macide abla annemin teyzesinin ilk çocuğuydu,
arada iki erkek, üç düşük derken, en son olarak Sacide ablayı
doğurmuştu, tekne kazıntısı olarak. Macide Abla 42
yaşındaydı, 20 yaşındayken, baba tarafından
akraba Ali abiyle evlendirilmişti, iki kız doğurmuştu.
Nurdan 20, Nurcan 18 yaşındaydı. Kızlarının ikisi
de okumamış, koca bekliyordu.

Nurdan’ın dişiliğini hissedince
rahatlamıştım. Halen Sacide ablaya
kızgındım, içimden, (Ulan Sacide abla, ben de senin yeğenin
Nurdan’ı sikmezmiyim!) diyerek, bir elimi arkadan Nurdan’ın
başına atıp saçlarını okşadım.
Saçlarının kokusunu içime çekip, “Seni görmeye geldim ben,
görmeden gidermiyim?” diye gülerken, belinden vücudunu sikime doğru yasladım. Benden yaşca büyüktü ama, spor
yaptığım için gelişmiş olan vücudum bu farkı
kapatıyordu. Nurdan koluma girdi, sohbet ederek epeyi yürüdük.
Nurdan geçen yıl kazanamayınca tekrar üniversite
sınavına girmiş, falan filan…

Akşam anneannemin
evine girer girmez, Sacide abla üzerime öfkeyle atıldı;
“Nurdan’la sürtmeye mi geldin buraya!” diye
bağırdı. Şaşkınlıkla
karışık bir öfkeyle bir tokat attım, sustu. Ama hemen
pişman olmuştum, ne diyeceğimi bilemiyordum. Birden
boynuna atılıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya
başladım, “Affet beni lütfen, birden kendimi kaybettim!” dedim. O gece birbirimize
sarılıp yattık, sevişmedik. Sabah
uyandığmızda susuzluğumuzu doyasıya giderdik,
dillerimiz, ellerimiz dumaksızın çalıştı,
bağırta bağırta siktim Sacide ablanın götünü defalarca.

Sonunda dönüş günü geldi çattı tabii,
döndüm İstanbul’a. Yaz bitti, okul antrenmanlar derken günler geçiyordu.
Bir akşam eve gittiğimde bizimkiler
yemeğe oturmuştu. Onlara katılmak için içeri girince donup
kaldım, benim sofradaki yerimde Nurdan oturuyordu! Bana, “Selam!” diyerek
gülümsedi, İstanbul Üniversitesi’ni
kazandım, kutlamayacakmısın beni?” dedi.
Eczacılık okuyacakmış haspa, yurt falan ayarlayıncaya
kadar da bizdeymiş! İçimden, (Hoşgeldin teyzesini siktiğim!) dedim, sevinmiştim gerçekten.

197 toplam görüntülenme, 0 bugün

18 Yaşına Girdiğimde İl Defa Saxo Çektirdiğim Hatun

Seks Hikayeleri 8 Ağustos 2020

Merhaba sevgili 31 Seks Hikayeleri okurları. Ben Merve, şuan 28 yaşında ve evli bir kadınım. Eşimle aramız gayet iyidir, cinsel yönden de bir sorunumuz yok. Bu ilk paylaşımımın konusu, 16 yaşımdayken cinsellikle ilk tanışmam ve ilk gördüğüm ve 31 çektirdiğim yarak. Güzel birisi olduğumu çocukluğumdan beri etrafımdaki herkesten duyarım. Daha ozamanlar etrafımdaki birçok kişiden, “Çok canlar yakacak bu kız!” dendiğini duyardım ve çok hoşuma giderdi. Ama erkeklerin benden daha bukadar erken hoşlanmaya başlayacağı aklıma gelmezdi.

Çok zengin olmayan bir ailem vardı. İzmir’de ‘Kenar mahalle’ tabir edilen bir muhitte yaşıyorduk. Ben 16 yaşıma yeni girdiğimde, sokağımızda yaşıtım sayılabilecek çok kimse yoktu. Genellikle benden birkaç yaş daha büyük çocuklar vardı. Zamanla onlarla oynamaya ve arkadaşlık etmeye başlamıştım. Annem babam çalıştığı için geç saatlerde eve dönerlerdi ve ben evde yalnız kalırdım. Evde oturmaktan çok sıkıldığım için de, geç saatlere kadar sokakta oyun oynardım. O saatlerde sokaktaki diğer çocuklar genelde evlerinde olurlar, daha büyük çocuklar, genelde de ‘Abi’ dediğim erkekler kalırdı sokakta. Yine böyle bir gün bu abilerle sokakta saklambaç oynarken, sokağımızdaki bir evin bahçesine saklandım ve beklemeye başladım. Farkında olmadığım şeyse Soner abinin de aynı bahçede saklanıyor olmasıydı. Ben onu farketmemiştim, ama o beni görmüş, sessizce bana seslendi, “Merve! Napıyorsun orda? Yakalanacağız şimdi, gel buraya!” diye. Ben de yanına gittim. Gerçekten de Soner abi iyi bir yerde saklanıyordu…

Yanına gittiğimde ikimizin anca sığabileceğı bir yer olduğunu farkettim ve yanına sıkıştım. Bana, “Napıyorsun sen burda? Başka yermi yok saklanacak?” dedi. Ben de, “Nerden bileyim senin burda olacağını Soner abi?” dedim ve ikimiz de sustuk. Yan yana öyle otururken, oyundaki ebenin yanımıza yaklaşıp bizi bulmaya çalıştığını gördük ve biraz daha birbirimize yaklaşarak gizlenmeye çalıştık. Fakat bu arada Soner abinin elinin üstüne oturmuştum, birden irkildim, ama yakalanmamak için ses çıkaramadım. Aynı şekilde Soner abi de şaşırmıştı, ama ses çıkarmıyordu. Ogün de altımda ince bir şort vardı ve eli tam amımın altındaydı. İçim bir tuhaf oldu birden ve kalkmaya çalıştım. Tam elinin üstünden kalkmıştım ki, ebe arkasını döndü bizim tarafa bakmaya başladı ve ben aynı hızla tekrar Soner abinin elinin üstüne oturdum. İstemeyerek olmuştu, ama mütiş de hoşuma gitmişti. Birbirimize baka kaldık. Çok heycanlanmıştım, sanırım o da öyleydi. Ebe uzaklaşınca, “Pardon Soner abi!” dedim elinden kalktım. “Önemli değil Merveciğim!” deyip elini çekti. O gün birdaha konuşmadık Soner abiyle ve annemlerin işten gelme saatinde ben oynamayı bırakıp eve gittim. Gece yatağıma girince o andaki aldığım zevk aklma gelmişti, o anları düşünürken, elim amımda uyumuşum.

Birkaç gün sonra yine aynı ekip saklambaç oynamaya karar verdik ve ben o günü anımsayıp yine aynı yere yöneldim. Aslında Soner abinin orda saklanacağını bildiğim için oraya gitmiştim. Tahminimde yanılmamışım, yine aynı yerdeydi. “Soner abi, sen yine mi burdasın?” dedim ve yanına yaklaştım. “Sus otur hemen yakalanmadan!” dedi. Ama heycanlı bir hali vardı. Oyundaki ebe yine bize yaklaşmıştı ve biz birbirimize sokulmaya başladık. İçim yine kıpır kıpır olmuştu, ama birşey yapmaya cesaretim yoktu. Soner abi birden, “Bu böyle olmayacak, yakalanacağız! Biraz daha yaklaş!” dedi. Biraz daha sokuldum ona. Teninin kokusu beni heycanlandırıyordu, ama geçen sefer eline oturmam daha heycanlıydı. “Soner abi, istersen kucağına oturayım, ozaman göremez bizi!” dedim ve kucağına oturdum. Bu hareketime çok şaşırmıştı, ama birşey demedi…

Soner abinin kucağında otururken popomun altında bir hareketlenme hissettim. Sanırım o da etkilenmiş ve siki sertleşmeye başlamış, popomu zorluyordu. Harika bir histi bu. Benden yaşça büyük bir erkeğin sikini popomda hissediyordum ve çok sertti. Sikini amımda da hissetmek istedim ve biraz öne eğilip popomu hafif kaldırarak kucağına iyice yerleştim. Başarmıştım, amım tamda sikinin üstündeydi. O da, “Kıpırdama Merve, yerimiz belli olacak!” falan deyip, beni kendine doğru çekiştiriyordu. Tabi bu bahaneydi, beni hareket ettirip, sikinin üstünde gidip gelmemi sağlıyordu. Ve bu da beni delirtiyordu. Bir süre böyle devam ettikten sonra amım karıncalanmaya ve gözlerim kaymaya başladı. Soner abinin sikine sürtünerek orgazm oluyordum. Kendime geldiğimde zorda olsa kalktım kucağından. Soner abi, “Dur kız, nereye? Yakalancağız!” dedi. Demek ki o halen sürtünmeye devam etmek istiyordu, ama nedense ben devam etmek istemedim ve “Soner abi, hadi gel başka yere saklanalım!” dedim. Soner abi ise (herhalde kalkan sikini göreceğimi düşündüğü için olsa gerek), “Yok, sen git, ben burdayım!” dedi. “Tamam!” deyip yanından ayrıldım. O gece amım hep ıslaktı ve yine yatağımda yatarken Soner abiyle yaptıklarımı düşünüp, amımla oynayarak uyudum.

Ertesi gün öğlen sıcağı olmasına rağmen sokağa çıktım. Sokakta kimsecikler yoktu. Öylesine boş boş dolanırken, Soner abinin, “Şşşşt, napıyorsun bu sıcakta kız?” demesiyle o yöne baktım. Evlerinin balkonundan sesleniyordu bana. “Soner abi sıkıldım, öylesine dolanıyorum!” dedim. O da, “Gel istersen oturalım, dışarısı çok sıcak!” dedi. Ben de, “Yok ya boşver!” dedim. Aslında gitmek istiyordum, ama annesi evdeyken gitmem yanlış olurdu. “Gel hadi gel, hem ben de sıkılıyorum, evde kimse de yok, sıkıntıdan patlıyorum!” dedi. Evde kimsenin olmadığını duyunca, “Peki geliyorum ozaman, aç kapıyı!” dedim ve kapıya doğru gittim. Kapıyı açtıgında altında ince bir şort, üstünde de bir tişört vardı. Bende ise penye bir etek ve üstümde body. Etek çok kısa değildi, sokakta oynarken açılmasın diye uzun etek giyerdim. İçeri girdim. “Birşey içermisin, soğuk kola var!” dedi. “Olur!” dedim. Kola getirip, oturup TV izlemeye başladık. TV karşısındaki 3’lü koltukta oturuyoduk, birimiz bir köşede, diğerimiz öbür köşede, aramızda bir kişilik boşluk vardı…

Bana, “İstersen uzat ayağını, rahat otur!” falan dedi. Uzattım ayağımı, ama o şekilde de sığmadık, ayaklarım uzun gelmişti. “Kucağıma uzat istersen!” dedi ve ayaklarımı alıp kucağına çekti. O anda ayağımın altında sikini hissettim. Ne çok sert, nede yumuşaktı. Hiç bozuntuya vermemiştim, TV izlemeye devam ediyorduk. O anda içimdeki ses ayaklarınla sikine dokun diyordu. Ayaklarımı hafif hafif oynatmaya başladım. Az önce yarı sert olan siki, yavaş yavaş sertleşmeye başlamıştı. Ne yapıyordum ben böyle? Soner abinin evinde, resmen onun sikini ayağımla okşuyordum. Bunu yaptığıma inanamıyordum. Birden ayaklarımı çekip, “Aay belim ağrıdı, oturayım biraz!” dedim. Kalktığımda yan yana oturur vaziyete gelmiştik. Göz ucuyla baktığımda sikinin kalkık olduğu belli oluyordu. İçimde iyiden iyiye kıpırtılar başlamıştı. Ara ara gözlerimi çaktırmadan sertleşen sikine kaçırıyodum ve dahada istekleniyordum. Soner abi ise ne yapacağını bilemiyordu, sadece TV’ye bakıp duruyordu. İyice sesizleşmiştik ve az önceki o heyecan kalmamıştı…

Ne yapayım diye düşünürken, ayağa kalkıp karşısına geçtim ve ayaklarına küçük bir tekme atıp, gülerek, “Ne bu sessizlik bee?” dedim. O da gülerek, “Yapma kız, kaldırma beni ayağa bak…” dedi. Ben de, “Kalk, napabilceksin ki!” dedim. Amacım onu ayağa kaldırmaktı, ayaktayken sikinin şortunda nasıl göründüğünü merak ediyordum. Ama o da göreceğimi düşünerek kalkmıyordu. Yanına yaklaştım, “Kalk hadi, erkeksen kalk!” dedim ve bir kere daha yavaşça vurup gülmeye başladım. O ise ısrarla, “Git kızım uğraşma, bak…” falan diyordu. Ben tekrar yanına yaklaşıp tekme atacakken, busefer benden hızlı davrandı ve ayağımı yakalayıp hafifçe çekti ve bıraktı. Koltuğun önüne, dizlerimin üstüne düştüm. Doğrulduğumda ise onun tam bacaklarının arasında dizüstünde oturur pozisyonda buldum kendimi. Bacakları aralıktı ve kısa şortunun önünden siki belli oluyordu…

Yine bir sessizlik oldu, öylece kala kaldık. Sadece birbirimize bakıyorduk ki, ilk hamle ondan geldi, bacaklarını biraz daha açıp, beni arasına aldı ve gülerek, “Yakaladım seni, artık kurtulamazsın!” dedi. Ben de, “Bırak beni!” falan deyip, hem yalandan kurtulmaya çalışıyor, hemde çaktırmadan sikine bakmaya devam ediyordum. O ise, “Hadi kurtul, hadi kurtul, kurutlamazsın ki!” falan diyordu. Böyle oynaşırken, bacaklarıyla beni biraz daha kendine çekti. Artık sikine çok yakın duruyordum ve yine birbirimize bakıyoduk. Ben iyice ateşlenmiştim artık, içim çok tuhaftı, çok erkeksi bakıyordu bana, kendimden geçmeye başladım. Ve birden olan oldu, elimi aniden sikine uzattım ve avuçlayarak, “Soner abiii, bu nekadar sert olmuş böyle!” dedim ve sıkmaya başladım. O ise gözlerime bakarak, “Hoşuna gitmedi mi? Hem geçen gün saklanırken nekadar sert olduğunu anlamamışmıydın?” dedi. “Evet farketmiştim!” dedim ve güldüm. Elim halen sikini avuçluyordu…

“Görmek istermisin? Hiç gördün mü?” dedi. Hayatımda hiç görmemiştim (ufak çocuklarınki hariç) ve bu soru beni iyice azdırmıştı. “Ne yani, bana şeyini mi göstermek istiyorsun?” dedim. “Neyimi?” diye sordu gülerek. Ben de gözlerinin içine bakarak, “Sikini!” dedim. “Sen de bana gösterceksen olur!” dedi. Gülerek, “Neyi?” dedim. O da aynı gülümsemeyle, “Amını!” diye cevap verdi. Birden ayağa kalktım, eteğimi yukarı kaldırdım ve külodumu yana sıyırıp, “Çok istiyorsan al bak!” dedim ve amımı net bir şekilde ona yaklaştırdım. Heyecandan gözleri parlıyordu. “Dokunabilir miyim?” diyerek elini amıma uzattı. Ben de, “Sadece dokunabilirsin, başka birşey yapmak yok!” dedim. Kabul edercesine başını salladı ve usul usul amıma dokunmaya başladı. Kendimden geçmiştim, bir erkeğin amıma dokunması beni delirtmişti. Parmakları klitorisimi okşarken, dayanamadım, “Ohhh Soner abi, çok güzel dokunuyorsun!!!” dedim. O da, “Harika bir amın varrr Merve! Süpersin!” diye karşılık verdi. Kalbim sanki amımda atıyordu, artık dayanamıyordum dokunuşlarına, ona belli etmemeye çalışarak orgazm oldum. Artık buna bir dur demem gerekiyordu, yoksa kötü şeyler olcaktı…

Birden kendimi çektim ve “Sıra sende, hadi aç bakalım sikini!” dedim. Yine dizlerimin üstüne çöktüm bacaklarının arasına ve onu izlemeye başladım. Yavaş yavaş sikini dışarı çıkardığında neredeyse aklım da çıkıyordu. Bir sikin bukadar kalın olacağını hiç düşünmemiştim. İlk kez görüyordum ve hayalimde canlandırdığım şeyler bundan daha kısa ve inceydi. Dilim tutulmuş şekilde sikine bakarken, “İstersen dokunabilirsin Merveciğim!” dedi. Ben de sankini bunu bekliyormuşum gibi, yavaşça elimi sikine götürdüm ve avuçlamaya başladım. Soner abi delirmişti sanki, “Off Merve, süpersin, ohhh!” falan gibisinden sesler çıkarıyordu ve bu beni dahada azdırıyordu. “Gel üstüme ters uzan da, aynı anda ben de senin amına dokunayım!” dediğinde, korkumdan olmaz deyiverdim. Aslında çok istiyordum, ama beni oracıkta sikmesinden korkuyordum. “Ozaman devam et nolursun, 31 çektir bana!” dedi. Hayatımda ilkkez duymuştum 31 çektirmeyi, “O ne Soner abi?” dedim. O da sikini sıkıca kavramamı sağlayarak, “İşte böyle aşağı yukarı elinle okşaycaksın!” dedi ve birazcık gösterip ellerini çekti. Ben devam ediyordum. “Harikasın Merveciğim, süpersin!” deyip duruyordu…

Seksle alakalı hiçbir deneyimi olmayan 16 yaşında bir kız olarak yaptığım şey hakkında hiç bir fikrim yoktu. O sırada sadece sikine ve altında sarkan taşaklarına bakıyordum. Öbür elimle de onları okşamaya başlamıştım ki, Soner abi birden, “Ohhhh Merve devam et, süpersin canım, daha hızlı yap!” demeye ve inlemeye başladı. Dediklerini aynen uyguluyordum. Hızlı hızlı okşamaya ve Soner abiyi inletmeye devam ederken, Soner abi benden, (Sik beni Soner!) dememi istedi. Ben de onun zevk aldığını görerek, “Sik beni Soner abiciğim, hadi sik beni!” demeye başladım ki, birden sikinden beyaz şampuana benzeyen bir sıvı fışkırmaya başladığında, hem korktum, hemde çok şaşırdım. Çünkü o ana kadar o fışkıran sıvının Sperm olduğundan haberim bile yoktu. Soner abi delirmiş gibi, “Oohhh canım, tatlım, amını yerim senin!” gibi şeyler söylerken, ben şaşkın şaşkın 31 çektirmeye devam ediyordum. Az sonra sikinden gelen sıvılar bitmiş, artık Soner abi de kendine gelmişti. Bana, “Harikaydın canım!” dediğinde, ben elime bulaşmış spermlere bakıyordum, “Bu ne?” dedim. “Onlar döl canım, erkekler boşaldığında siklerinden bu akar, kadının amına akarsa da çocuk olur!” dedi. Çok utanmıştım ve şaşkındım, hemen kalkıp lavaboya gittim, ellerimi yıkadım ve salonun kapısından Soner abiye, “Benim gitmem lazım!” deyip, evden çıkıp, koşa koşa evime gittim.

İlerleyen günlerde bu olayları düşünürken içimde tahrik olma ve utanma duyguları herzaman birbirine karıştığı için, birdaha Soner abiye yaklaşamadım. Zaten birkaç ay sonrada o mahalleden taşındık ve onu birdaha hiç görmedim…

Ben evlenene kadar bundan başka hiç cinsel bir deneyimim olmadı, ama yıllarca masturbasyon malzemem hep Soner abiyle yaşadığım anlar oldu…

278 toplam görüntülenme, 1 bugün

Sevgili Karımın Yüzsüzlüğü

Porno Hikayeler 8 Ağustos 2020

1994 yılının Ağustosunda kendi evime taşındıktan sonra kısa sürede okul telaşına düşmüştüm. İlk birkaç ay, tanıdık çok olsa da üniversite hayatına ve yalnız yaşamaya alışmakla geçmişti. Çevre edinmekte hiçbir zaman sıkıntım olmamıştı ve zaten liseden bir arkadaşım benimle aynı okuldaydı. Kısa sürede samimi olduğumuz 5 kişi daha eklendiğinde grubumuza, aslında daha sonra gelecek zamanlarda neler yaşayabileceğimiz baştan belliydi. Ben zaten zırdelinin tekiydim! Liseden arkadaşım Aslı da benden pek farklı değildi. Onunla birlikte daha lise zamanlarımızda yaptıklarımız sayesinde, yaşıtlarımız arasında pekte iyi olmayan kendimizce bir ün edinmiştik bütün Ankara’da. Ama diğerlerinin de eklenmesiyle zıvanadan çıkacağımız günler başlamıştı. Benim ve Aslı’nın üstüne; Fatoş, Pelin, Funda, Burçin ve Ebru da eklenmişti. Her biri birbirinden deli, hatta bir araya geldiğinde birbirini daha beter yoldan çıkaran 7 kız! Ve o dönem tam Club zamanlarıydı. Kısacık, hatta kalça hizasında giyilen etekler, transparan elbiseler, uçuk makyajlar, saçma sapan tavırlar zamanı…

Kısa sürede lisede edindiğimiz ünün üstüne, yeni eklenenler ile birlikte daha da beter bir ün edinmiştik. Fakat yaşadığım ilk saçmalık onlardan bağımsız, hatta okulla bile alakası olmayan, evimde yaşadığım bir olaydı. Geçen birkaç ay sonunda, evime gelip ortalığı toparlamaktan sıkılan annem; apartman görevlisin eşinin evlere temizliğe gittiğini öğrenmişti. Evim, genelde bütün toplanmaların ve partilerin merkezi olduğundan, ortalık inanılmaz derecede dağılıyordu ve annemin geldiği günler onun hoşuna gitmeyecek şeyleri baştan biraz toparlasam bile, genelde annemin, (Kızım bu ne hal!) tarzında kınayan bakışlarıyla karşılaşıyordum. Böylece kadının, haftanın 2 hatta bazı zamanlar 3 günü evime temizliğe gelmesine karar verdi annem. Ve kısa sürede, benim sorumsuzluklarımdan dolayı kadına evin bir anahtarının verilmesi kararlaştırıldı!

Bu kararın üstünden çok uzun bir süre geçmeden saçmalıklar başladı zaten. İlginç ve anlam veremediğim bir durumu fark etmem çok zaman almadı; hem temiz hem kirli iç çamaşırlarımda zaman zaman bir nem veya kaskatı kesilmiş bazı kısımlar oluyordu, çoğunlukla da tam vajinamın denk geldiği bölgede. İlk zamanlar pek umursamadım. Nemin; kirlidekilerdeki külotlarımda benden kalan, temizler içinde de yıkamadan kalan bir şey olduğunu düşündüm safça. Külotlarımdaki katılığı ise; kirlilerde yine kendi akıntılarımdan kaynaklanan bir şey diye açıklasam da, temizlerde ne olabileceğini tahmin edemiyordum hiç bir şekilde. Hemen hemen bütün iç çamaşırlarım bu halde olduğundan, kendimce yaptığım bu saf açıklamaları gerçek varsayarak kullanıyordum yinede.

Fakat bu durum neredeyse 1 ay kadar devam edince ciddi anlamda meraklanmaya başladım ve aklımdan bir sürü olmadık senaryo geçmeye başladı. Aklımdan geçen bir senaryonun, o anda olasılığı en düşük olduğunu düşünsem de, aslında doğru olduğunu uzun ve zahmetli bir yoldan öğrendim. Mesele basitti aslında; birinin iç çamaşırlarımla haşır neşir olduğu hemen hemen şüphe götürmeyecek bir gerçekti ve külotlarımdaki nemin ve katılığın, aslında ‘Sperm!’ olduğu konusunda neredeyse emindim. Fakat ilk zamanlarda şüphelendiğim isimler; evime gelen arkadaşlarımdı. Durumun aslında ne kadar farklı olduğunu, kurduğum bir sistem sayesinde anladım…

O zamanlar, şimdiki gibi Hardiskli kameralar yoktu ve küçük kasetlere çekim yapılıyordu. Bende de bu basit kameralardan birisi vardı ve bunu, evde verdiğim birkaç parti sırasında odama kurmuştum. Fakat kasetli sistem olduğundan en fazla 2 saatlik çekim yapabiliyordu bu kameralar. Yinede, bu partiler sırasında kimseyi yakalayamamıştım. Fikrimi değiştirip; kamerayı, okula gitmeden önce kurmaya başladım bende. Yinede bu şekilde bile, aslında gerçekten ne olduğunu görmem yaklaşık 2 hafta almıştı kameranın yetersiz çekim süresi yüzünden.

Okuldan eve döndüğüm bir gün, o sıralar rutin olarak yaptığım şekilde; kırmızı şarabımı açıp, başka hiç bir şeyle ilgilenmeden kasedi başa sarıp izlemeye başladım. Boş odamı izlemeye alıştığımdan hızlı bir şekilde ileri sararak seyrediyordum. Kameranın zamanı, hemen hemen bir saati gösterdiği sırada hızlı sarmada gördüğüm şey, yudumladığım şarabı, eve taşınırken aldığım koko halıma saçmama neden oldu neredeyse. Eve temizliğe gelen kadının kocası, yani apartman görevlisi, yani daha da kaba bir tabirle kapıcı, odama girmişti! Kamera ekranından seyrettiğim siyah beyaz görüntülerde adam odama girdikten sonra gayet rahat hareketlerle dolabımı açıyor, sonrasında yurtdışından özenerek aldığım bazı özel iç çamaşırlarımla birlikte yatağıma geçip pantolonunu ve külotunu çıkarıyor, sonrasında iç çamaşırlarımı değiştirerek; birini koklarken, diğerini eliyle penisine sürterek mastürbasyon yapıyordu!

Şok olmuş durumdaydım. Gördüklerime kesinlikle inanamıyordum. Fakat içimdeki o Nemfoman anında tepki vermişti. Kameradaki görüntüler daha sona gelmeden durdurdum ve adamın elinde tanıdığım, Paris’ten aldığım; kenarları beyaz dantelli, tamamı tül transparan olan siyah tangamı bulmak için odama gittim. Çekmeceleri biraz karıştırdığımda külotumu, arkalara tıkıştırılmış halde buldum. Ve tam olması gereken yerde, yani vajinamın denk geldiği yerde, nemden biraz daha fazlası vardı. Saydam bir şekilde adamın spermlerini görebiliyordum. Sanırım artık ne olduklarını, şüphem kalmadığı için daha rahat tanıyordum. Önce yavaşça parmağımla dokusunu hissettikten sonra yaklaşarak keskin kokusunu içime çektim. İtiraf etmeliyim ki baştan çıkarıcıydı. Daha fazlası için cesaret ederek dilimin ucuyla tadına baktım. İlk algıladığım; tuzlu ve ekşi tadıydı. Bu, anında bacak aramın karıncalanmasına neden oldu. Neredeyse günlük ped kullanmamı gerektirecek kadar ıslandığım sırada, hızlı bir kararla altımdaki külotumu çıkarıp elimdekini geçirdim altıma ve iyice vajina dudaklarımın arasına çektim. Zevkten neredeyse başım dönerken içeri geçerek, şarabımı bir dikişte bitirdim ve kadehimi neredeyse görgüsüzlük sayılabilecek kadar tekrar doldururken kameradaki donmuş görüntüyü tekrar başlattım…

Tahmin ettiğim gibi kapıcı şu anda altımda olan külotuma titreyerek boşalıyordu. Adam boşalırken, ben de elimi bacak arama götürerek külotumdaki ıslaklığı iyice içime bastırdım ve aldığım zevk gözlerimi kapatmama neden oldu. Bu iğrenç adam külotlarımı kullanarak bana sahip oluyordu aslında! Benim bilgim ve isteğim dışımda dolaylı yolla olsa da benimle birlikte oluyor, aslında bir nevi tecavüz ediyordu bana haftalardır. Bunun düşüncesi daha da ıslanmama neden oldu ve daha sert bir içkiye ihtiyacım olduğuna karar verdim. Bir elim hala külotumdaki ıslaklığı içime doğru bastırırken kamerayı yine durdurdum ve açık mutfağın, solana bakan tarafındaki tezgahın üzerinde dizilmiş olan içki şişeleri içinden Tekila’yı bulup çıkardım. Yanında küçük bir shot bardağı da alıp hemen kameranın karşısına geçtim yine…

Ama yeterli değildi. Olanları daha büyük görmek istiyordum ve hiç üşenmeden tekrar yerimden kalkarak, uzun zamandan beri arayıpta bulamadığım kameranın TV ara kablosunu aramaya başladım. Şanslı bir şekilde daha önce hiç bakmadığım bir yere bakarak, çalışma odasında, büyük ayakkabı koleksiyonuma ayırdığım açık dolabın en alt rafında buldum kabloyu ve hızlıca kamerayı TV’ye bağladım. Olayların başladığı yere kadar geri sarıp tekrar izlemeye başladım olan biteni. Kapıcının odama girmesinden, dolabımı karıştırmasına kadar bütün detayları izledim ve adam yatağıma oturup, altımdaki külotu penisine sarmasıyla aldığım zevk daha da arttı. Kapıcı, penisini külotuma her sürttüğünde bende aynı şekilde altımdaki aynı külotu dudaklarımın arasına sürtüyordum. Adamın yaptıklarını seyrederken bir yandan da adamın külotumdaki yarı kurumuş haldeki spermleri ile mastürbasyon yapıyordum resmen ve aldığım zevk anlatılamaz derecedeydi. Ve ilginç bir şekilde neredeyse TV’deki kapıcıyla aynı anda boşaldım. Kendimi hiç kısıtlamadan yüksek sesle inleyerek boşalmıştım ve inanılmaz zevk almıştım…

Boşalırken kapattığım gözlerimi açarken, kameranın çektiklerinin de bittiğini ve kapıcının TV karesinden çıktığını düşünmüştüm, ama gördüklerim düşündüğüm gibi değildi. Kapıcı başka bir külotumu eline almış ve dizlerini kırmış bir şekilde yatağıma oturmuştu. Tekrar ereksiyon olması için fazla zaman gerekmemişti. Bu sefere elindeki külotumu koklarken, yorganın altından çıkardığı yastığıma doğru mastürbasyon yapıyordu. Benimde elimin bacak arama gitmesi için fazla zaman gerekmemişti. Elim tekrar bacak arama giderken düşündüğüm şeyi yapmasını istiyordum içten içe. Ve düşündüğüm şeyi kısa süre içinde yapmıştı. Neredeyse aynı derecede yastığımın üstüne boşaldı. Sonrasında aceleyle elindeki külotumla yastığımın üstündekileri sildikten sonra hızlıca giyindi ve ortalığa saçtığı iç çamaşırları dolabıma tıkıştırarak kameranın görüş alanından çıktı…

Kapıcı görüntüden kaybolduğu anda kamerayı durdurdum ve hemen yatak odama gittim. Ve o anda sabah aslında yatağımı yaptığımı hatırladım. Oysa yastığım yorganın üstündeydi. Yastığı elime alarak yüzüme yaklaştırdım. Külotumdan aldığım kokuyu tekrar almam çok kolay olmuştu. Yastığı tekrar yatağıma koydum ve uzandım. Yüzümü iyice yastığımda o kokuyu aldığım kısımlara gömerken bir yandan altımdaki külotun üstünden kendimi okşuyor, bir yandan yastıktaki o katı kısımları yalıyordum. Saat kaça kadar buna devam ettiğimi hatırlamıyorum, ama o gece 4 kez daha kendimi tatmin etmiştim.

Ertesi gün karmakarışık bir kafayla uyandım. Aklımdan bir sürü şey geçiyordu. Bir ara kilitleri değiştirip, yeni anahtarı kapıcının eşine vermemeyi bile düşündüm, ama bu çok çabuk gelip giden bir düşünce olmuştu. Ve sonunda devam etmeye karar verdim. Bu durum üç hafta daha aynı şekilde devam etti. Her akşam büyük bir heyecanla eve geliyor ve kapıcının boşaldığı külotlarımı bulup giyerek mastürbasyon yapıyordum. Ve artık adamı arzuluyordum resmen. Yaptığım mastürbasyonlar sırasında kapıcının beni becerdiğini hayal ediyordum ve aldığım zevk inanılmaz derecedeydi. Fakat bu kadarı elbette benim gibi bir Nemfoman için yeterli değildi…

Oynadığım oyunlar çok basit bir şekilde başladı; akşamları kapıcının boşaldığı külotları altıma giyip, üstüme kısa bir tişört veya askılı giyerek, altımda sadece o malum külotla kapıcının çöpü almak için gelmesini bekliyordum. Ve adama o halde kapıyı açıyordum. Bunu ilk yaptığım gün adam öyle bir renk değiştirmişti ki, kalp krizi geçirecek sanmıştım. Ne de olsa; hangisine yakın olduğunu söylemek güç olsa da, 40’la 50 yaş arası, hafif göbekli, bıyıklı ve pis sakallı, biraz kelleşmiş, çok klişe bir kapıcıydı. Kapıya geldiği zamanlarda gittikçe daha cüretkar ve kışkırtıcı açmaya başlamıştım kapıyı. Ve açık seçik o gün içine boşaldığı külotu giydiğimi gösteriyordum adama. Apartmandan çıkarken de merdivenlerin altında eteğimi uygun bir açıdan görmek için hazır oluyordu. Ben de ona daha fazlasını göstermek için bacaklarımı iyice açarak iniyordum. Hatta son zamanlara doğru altıma iç çamaşırı giymeden ultra mini eteklerle şov yapmaya başlamıştım adama. Kapalı garaja girdiğimde de fırsatı kaçırmamaya çalışıyordu. Bazen elim kolum dolu geldiğimde, yardım etme yalanı altında vücuduma dokunuyor, hatta bazen elimdekilerin düşmesini sanki engellemeye çalışıyormuş gibi arkamdan kalçalarıma yaslanıyordu.

Bu şekilde bir sene geçtikten sonra bir gün, yöneticiden apartman görevlisinin bir hafta içerisinde işten ayrılacağını ve köyüne döneceğini öğrendim. Beni gün içinde heyecanlandıran oyunlarımı kaybedecektim ve buna üzülmüştüm gerçekten. Oyuncağı elinden alınan çocuk gibi hissediyordum kendimi. Ve o anda; kapıcı gitmeden kendimi ona becertmek istediğime karar verdim. Nasıl olsa köyüne dönüyordu artık ve sonrasında istese de rahatsız edemezdi beni. Ben de, bir sene boyunca dolaylı yoldan da olsa beni inanılmaz tatmin eden bu adamı gerçekten içimde hissedecektim. Yalnız bir sorun vardı; kapıcı, kendi konumu nedeniyle adım atamazdı bunun için. Adımı benim atmam lazımdı ve basit ama etkili bir senaryo hazırladım. Eve yardım etmesi için çağıracaktım. Bazı lambaları değiştirmeme yardım etmesi için.

Cumartesi günü, kapıcıyı çağırmadan önce duş yapıp en çekici kokuları olan vücut losyonlarımı sürdüm. aÜstüme, göbeğimin baya üstünde biten bol bir askılı giydikten sonra altıma ultra mini pileli eteklerimden birini giydim. Külot giymemiştim, adamın açık mesajı anlamaması riskini almak istemiyordum. O zaman kullandığım en sexy kokuyu da sürdükten sonra diafona basarak kapıcıyı çağırdım. Gelmesi sadece 5 dakika sürmüştü. Kapıyı açtığımda soluk soluğaydı. İçeri çağırıp bazı ampülleri değiştirirken yardım etmesini istediğimi söyledim. Tasarladığım senaryo basitti. Ben sandalyenin üstüne çıkıp, sözde ampulü sökerken, o alttan her şeyi zaten görecekti ve gerisi çok kolay bir şekilde gelecekti.

Ve tasarladığım şekilde de oldu. Daha ilk ampul değiştirme sırasında eteğimin altından bütün bacak aramı gören kapıcı, beni tutma bahanesiyle ellerini dizlerimin üstüne koydu. Benden ses gelmediğini görünce de kısa sürede elleri yukarı çıkmaya başladı. Ben daha ampulü söktüğüm sırada elleri zaten neredeyse dış dudaklarımın kenarındaydı. Gözlerimi indirip onun bakışlarını yakaladığımda daha da ileri giderek bir parmağı ile dudaklarımın arasına girdi. Benden gelen zevk inlemesini duyduğunda artık hiçbir çekincesi kalmamıştı. Beni oradan kucağına alıp yatak odama götürdü ve başka hiçbir şey yapmaya gerek duymadan pantolonunu indirdi ve çoktan kabarmış olan erkekliğini içime soktu. Bacaklarımı beline dolayarak iyice kasıklarıma bastırdım adamı ve çok kısa bir sürede bütün spermlerini içime boşalttı. Orgazm’a bir adım bile yaklaşamamıştım, ama aldığım zevk inanılmaz boyutlardaydı. Bu alt sınıf adamın altında inlemek başka türlü bir tatmindi benim için. Sadece bedenimi değil, bütün benliğimi beceriyordu kapıcı. Sınıf ve kültür farkımızı, beni becererek ortadan kaldırıyordu sanki…

Bir süre içimde kalarak soluk soluğa üstüme yığıldı. Ben de bir yandan, altında kalçalarımı oynatarak içimdeki penisten zevk almaya çalışıyordum. Nefesini bir düzene soktuğunda, içimden çıkarak uzandı ve beni saçlarımdan çekerek dudaklarımı penisine bastırdı. Hareketleri çok sertti ve ara sıra hakaret ediyordu ve bu beni feci şekilde tahrik ediyordu. Kısa bir oral seks sonrası erkekliği tekrar kabardığında, beni yüz üstü çevirerek bu sefer arkamdan zorlamaya başladı beni. Arkamdan becerilmeye pek alışık değildim, özellikle böylesine kalın bir penis tarafından. Ne kadar zorlasa da ancak başı biraz içime giriyordu ve ben de çığlık atmamak için yastığa yüzümü gömmüş haldeydim. Bir ara geri çekildiğinde, nefes nefese, “Çekmecede krem var!” diyebildim, yatağın yanındaki komidini işaret ederek. Normal şartlarda bu kadar kalın bir penisle anal seksi düşünmezdim bile, ama bu adamın beni olabilecek her şekilde becermesini, bana sahip olmasını istiyordum.

Uzanarak kremi aldı ve hızlıca açarak, kaba hareketlerle arka deliğime sürmeye başladı. Yeteri kadar krem sürdüğünü düşündüğünde penisini arka deliğime dayayarak tekrar yüklenmeye başladı. Bu şekilde bile içime girmesi zor oldu. Milim milim içime doğru ilerlerken canım inanılmaz bir şekilde acıyordu ve avaz avaz bağırmamak için dudağımı ısırıyordum. Tamamı içime girdiğinde bir süre o halde durdu ve bu durumda bile zar zor nefes alıyordum. Yavaşça hareket etmeye başladığında, penisini her içime doğru ittiğinde nefesim kesiliyor, gözlerim kararıyordu. Alışmam uzun süre aldı, fakat alışmam kapıcının umurunda değildi zaten. Kısa sürede temposunu arttırarak daha da hızlandı. Her yüklenişinde gözlerimde şimşekler çakıyordu sanki. Bir kez boşaldığından bu sefer uzun sürmüştü. Sonunda boşaldığında arkamdaki acı inanılmazdı. Kapıcı, ter içinde yatağıma sırt üstü devrildiğinde, ben bir süre aynı pozisyonda kaldım. Gözlerimden yaşlar geliyordu.

Kendimi zorlayarak kalktım ve bacaklarımın titremesine hakim olmaya çalışarak güçlükle banyoya gittim. Kendimi sıcak suyun altına atarak bir süre hareketsiz kaldım. Bir süre sonra suyu soğuğa çevirerek, buz gibi suyun beni canlandırmasını bekledim. Kendime biraz geldiğimde hızlıca temizlendim ve duştan çıkarak kurulandım. Yatak odama geri döndüğümde kapıcı halen oradaydı. Çoktan gitmiş olduğunu düşünüyordum, ama benimle işinin daha yeni başladığı ortadaydı. Kabaca, “Nerede kaldın orospu?” diyerek karşılamıştı beni. Bu tavrı; içimdeki Nemfomanın uyanarak, olabilecek en istekli şekilde cevap vermesi için yeterli oldu. aÜstümdeki bornozu bir kenara atarak, yatağa, yanına gittim. Bütün geceyi birlikte geçirdik. Sabaha kadar içimden çıkmamıştı. Buna sevişmek denemezdi. Yaptığımız düz bir seksti ve olabildiğince sertti. Kapıcı sabah giderken her yerim mosmor olmuştu ve iki deliğimde biriken spermler artık çarşafıma sızıyordu. Kendime gelebilmek için ertesi güne kadar uyumam gerekti. Kapıcının vücudumda bıraktığı morlukların ve bacak aramdaki zedelenmenin iyileşmesi için çok daha fazla zaman gerekmişti.

İki gün sonra; okuldan eve geldiğimde, binanın girişinde yığılı eşyalar gördüm. Kapıcı, eşi ve çocukları; tahminimce gelecek olan kamyonu bekliyorlardı. Yanlarından geçip, apartmana girerken göz göze gelmemeye çalışsam da; kapıcının yüzündeki alaylı gülümsemeyi ve eşinin gözlerindeki nefreti gayet rahat hissetmiştim.

241 toplam görüntülenme, 1 bugün

Fen Öğretmeni Güzel Çaktı Bana

Erotik Hikayeleri 8 Ağustos 2020

Üniversitede okurken, kendi grubum dışında da arkadaşlarım vardı haliyle. Fakat daha çok kendi aramızda zaman geçirirdik. Yine de, grubumuz dışından bir arkadaşımla da oldukça zaman geçirirdim. Liseden beri arkadaşımdı ve aslında ailelerimiz arkadaş olduğundan zamanında görüşmeye başlamıştık. Elif benden çok farklı biriydi aslında. Hanım hanımcık, hatta muhafazakar bir tarafı da olan biriydi. Ve istediği tek bir şey vardı; evlenmek. Özellikle zengin bir koca bulup, kendini sağlama almak istiyordu. Bunu da; daha okulun 1. sınıfındayken başarmıştı. Kendisinden 10 yaş büyük biriyle evlenmişti ve ailesinin bunu hiç itiraz etmeden kabul etmesi, hem bana, hem de çevredekilere şaşırtıcı gelmişti. Ama evlenmiş olmak Elif için yeterli değildi. Olabilecek en çabuk şekilde hamile kalmak ve evliliğini garanti altına almak istiyordu. Fakat 6 ay sonunda hala hamile kalamamıştı ve ara sıra ağlama krizleri geçiriyordu bu yüzden. Bir sürü doktora gitmesine rağmen, doktorlar Elif ile ilgili herhangi bir sorun bulamadılar. “Belki de eşinde bir sorun vardır?” dediğimde, bana o kadar kızıp bağırmıştı ki, 2 ay birbirimizi gördüğümüzde yüzümüzü çevirmiştik.

Aramızdaki küslük devam ederken, bir gün yanıma geldi ve beni inanılmaz derecede hayrete düşüren fikrini söyledi. Artık nereden duymuşsa; Polatlı’da bir hocanın adını almıştı. Bu (sözde) hoca; çocuk sahibi olamayanlara yardım ediyormuş ve Elif de ciddi ciddi gitmeyi düşündüğünü söyledi bana. O kadar şok olmuş bir haldeydim ki, bir süre sadece ağzım açık bakakalmıştım Elif’e. Sonrasında vazgeçirmek için ne kadar uğraşsam da Elif’i kararından döndüremedim. Benim de onunla gitmemi rica ettiğinde, en azından ona göz kulak olabileceğimi düşünerek bu teklifini kabul ettim. Sonuçta sağlıklı düşünemediği belliydi ve bu halde başına olmadık bir sürü iş açabilirdi.

Bahar şenlikleri haftasında benim arabamla Polatlı’ya doğru yola çıktık. Elif yolda sürekli teşekkür ediyordu bana, ama ben yine de üstümdeki sıkkın ruh halinden kurtulamıyordum. Kısa bir mesafe olduğundan Polatlı’ya varmamız 1 saat kadar sürmüştü. Fakat Elif’in elindeki adresi bulabilmek için daha fazla zaman harcamamız gerekti. Bir sürü yere sorduktan sonra Polatlı’nın biraz dışında, köy kılıklı bir kenar mahalleye girdik ve ara bir sokaktaki 2 katlı berbat haldeki bir evin önünde durduk. Kapının önü kalabalık sayılırdı ve kalabalık genelde başörtülü, hatta kara çarşaflı kadınlardan oluşuyordu. Daha o anda, (Ne işimiz var bizim burada?) diye geçirmiştim içimden, ama yinede arabadan inip Elif ile birlikte eve yöneldim…

Daha biz arabadan inerken bütün yüzler ikimize dönmüştü zaten. Oradaki tiplerle uzaktan yakından alakası olmayan ve oraya göre biraz fazla açık saçık giyimli (özellikle ben!) iki genç kadın, herkesin dikkatini çekmişti doğal olarak. Kalabalığın içindeki kadınlar, gizlemeye gerek duymadan bizi işaret edip aralarında konuşurken, aralarından geçerek evin kapısına vardık. Kapıyı bir kere tıklatmam yetmişti. Başörtülü, orta yaşlı bir kadın kapıyı açarak bizi içeri davet etti. Elif, hemen daha önceden aradığını belirterek, bir an önce içeri girmek istediğini söyledi. Ama evin içi de tıka basa doluydu ve içerideki koku pekte tahammül edilebilecek gibi değildi.

Kadın beklememiz gerektiğini söyleyerek bize oturmamızı söyledi. Tıklım tıklım odanın içinde oturacak yer olmadığından ayakta beklemeye başladık. Elif, çoktan bir eşarp çıkarmış ve başını örtmüştü. Yanımda eşarp getirmediğimden başım açıktı ve etraftakilerin bakışları, saklamaya gerek duymadan kınıyordu beni. İçimden Elif’e türlü hakaretler ederken sessiz kalmaya çalıştım. Elif ise sanki transa geçmiş gibiydi. Dudakları ses çıkarmadan kıpırdıyordu. İçinden dua okuduğunu anladım, ama aynısını yapmak için yeltenmedim bile. Ne de olsa iflah olmaz bir Deist idim ve dinlere inancım kendimi bildim bileli hiç olmamıştı.

O şekilde hemen hemen bir saat bekledikten sonra kadın yanımıza geldi ve hoca efendinin (!) bizi kabul edeceğini söyledi. Benim girmeme gerek olmadığını söylemeye çalıştığımdaysa, hocanın bize kapı aralığından baktığını, bende de kötü bir büyünün varlığını hissettiğini, ikimizi birden görmesi gerektiğini ve ikimiz birden girmezsek Elif’i de görmeyeceğini söyledi. Elif’in yalvaran gözlerle koluma asılması için yeterli oldu bu tehdit ve açıkçası, içeride karşılaşabileceğim şarlatanlığın beni ne kadar güldürebileceğini merak ederek hocanın yanına birlikte girmeyi kabul ettim. Fakat hiç bir şey beni içeri girdiğimde hissettiklerime hazırlayamazdı. Bunu, bugün bile açıklayamıyorum ve mantıklı bir açıklaması olduğunu da sanmıyorum. Daha içeri girer girmez sanki dizlerimin bağı çözülmüş ve bütün iradem elimden alınmıştı. Hafif bir baş dönmesiyle başlayan kontrol kaybım, adamın sesini duymamla artık tamamlanmıştı.

Hoca dedikleri adam 40’lı yaşlarında, çember sakallı, eğri burunlu ve delici mavi gözleri olan biriydi. Altında siyah bir şalvar, üstündeyse yıpranmış kareli bir gömlek vardı. Bağdaş kurmuş halde bize bakıyordu ve bizde sanki sahibinden izin isteyen köleler gibi Elif ile kapının ağzında duruyorduk. Eliyle girmemizi işaret ettiğinde yaklaştık ve yardımcısı olan kadın arkamızdan kapıyı kapattı. Hiç konuşmadan iki yanını göstererek oturmamızı söyledi. Dizlerimizin üstünde iki yanına geçtiğimizde bir süre hiç bir şey söylemedi. Sanki bir şeyler mırıldanıyordu, ama hiç bir şey anlamıyordum. Ara sıra durarak bize bakıyordu ve baştan aşağı gözden geçiriyordu bizi.

5 dakika böyle geçtikten sonra Elif’e dönerek, kötü varlıkların rahmini bağladığını ve bu bağı ancak kendisinin çözebileceğini söyledi. Elif’e baktığımda gözlerinde hem mutluluk, hem de hayranlık gördüm. Ama bu bana hiçte anormal gelmedi. Sanki bir rüyada gibiydim ve olanlar gayet normaldi. Adam sonrasında bana dönerek, benim de rahmime kötü varlıkların yerleştiğini ve bu durumu yine ancak kendinin çözebileceğini söyledi. Sonrasında bana çıkmamı söyleyerek, önce Elif ile ilgileneceğini söyledi. Hiç ses çıkarmadan kalktım ve dışarı çıktım. Kapının yanında beklerken kısa sürede içeriden zar zor ancak kapının dibinden duyulabilen sesler gelmeye başladı. Elif açık seçik inliyordu ve gelen sesler içeride aslında yapmamaları gereken bir şeyler yaptıklarına şüphe bırakmıyordu. Fakat o anda bile oradan kaçmak veya içeri girip Elif’i adamın ellerinden almak geçmedi içimden.

Daha 10 dakika geçmeden kapı açıldı ve Elif, yüzünde bir rahatlama ifadesiyle dışarı çıktı ve hocanın beni beklediğini söyledi. Cevap vermeden içeri girdim ve kapıyı kapattım. Adam, eliyle yanına oturmamı işaret etti. Çok kaba bir şekilde rahmimi kötü varlıkların işgal ettiğini tekrarlayarak, beni iyileştirmezse kısa sürede çok hastalanacağımı söyledi. Söyledikleri şu anda kulağa ne kadar inanılmaz geliyorsa, bana o anda, o kadar olağan ve inandırıcı geliyordu.

Adam uzanmamı söyleyince itiraz etmeden sırt üstü yere yattım. Adam tam karşıma gelerek elleriyle bacaklarımı araladı. İçimdeki o cılız ses hala kaçmam için beni ikna etmeye çalışsa da umursamıyordum. Tam bacaklarımın arasına geçerek yüzünü kasıklarıma yaklaştırdı. Külotumu yana çekerek bir şeyler mırıldanmaya başladı. Bir yandan da ara sıra bacak arama üflüyordu ve nefesini vajinamda hissetmek, inanılmaz rahatlatıcı ve zevkli geliyordu bana. Bir süre bu şekilde devam ettikten sonra parmaklarını da işin içine soktu ve bütün bacak aramı, iki deliğimi de ihmal etmeden okşamaya ve parmaklamaya başladı. Zevkten inliyordum artık.

Bir süre daha böyle devam ettikten sonra, geri çekildi. Soran gözlerle baktığımda cebinden katlanmış, küçük bir kağıt parçası çıkardı ve bunu sürekli külotumun içinde vajinama temas eder şekilde tutmamı söyledi. Kağıtta çok güçlü bir büyü olduğunu ve bu büyünün rahmimdeki kötü varlıkları rahatsız edeceğini, ama tam iyileşebilmem için daha uzun süre onu görmeye devam etmemin gerektiğini söyledi. Sonrasında bana korunup korunmadığımı sordu. Bende doğum kontrol hapı kullandığımı söyledim. Hapları acilen bırakmam gerektiğini, bu tip hapların rahmi kötü varlıklara daha uygun bir hale getirdiğini ve yanına 15 günde bir, hatta bazen haftada bir gelmem gerektiğini söyledi. İnanılacak gibi değildi ama inanıyordum! Elimde değildi! Bütün iradem yerle bir olmuştu sanki ve bu pespaye adamın kölesiydim. Dediklerini itiraz bile etmeden kabul ettikten sonra, adamın, “Çıkabilirsin!” demesiyle birlikte kendimi dışarı attım ve karşımda Elif’i gördüm. Yüzündeki o tatmin ifadesi hala duruyordu ve aynı ifadenin benimde yüzümde olduğunu bilmem için aynaya bakmama gerek yoktu.

Adamın yardımcısı olan kadın, yüzünde pis bir sırıtışla yanımıza gelerek, haftaya gelmemiz gerektiğini ve (o günün parasıyla) 100’er Lira vermemiz gerektiğini söyledi. Gittikçe daha inanılmaz oluyordu durum. Hem taciz edilmiştik, hem de üstüne para vermeliydik. Ses çıkarmadan parayı verdikten sonra hızlıca dışarı çıktık ve arabaya atlayarak oradan ayrıldık. Yol boyunca hiç konuşmamıştık ilginç bir şekilde. Elif’i eve bıraktıktan sonra eve gidip olanları mantıklı bir şekilde düşünmeye çalıştım, ama aklımda kurduğum hiç bir şey mantıklı değildi. Açıkça o adamın beni becermesini istiyordum, gittikçe daha da artan bir arzuyla. Dediğini de yerine getirerek verdiği katlanmış ufak kağıt parçasını külotumun içine, tam vajinamın üstüne yerleştirdim ve onu tekrar görmeye gidene kadarda orada sakladım. Hemen ertesi gün doğum kontrol hapını da bıraktım ve bir haftanın geçmesini sabırsızlıkla bekledim.

Sonraki hafta geldiğinde, Elif, yine birlikte gitmemiz için aradı. Yolda tek kelime etmedik birbirimize. Ama sabırsızlandığımız ikimizin de yüzünden belliydi. Aynı yere gittiğimizde yine benzer şeyleri yaşadık, fakat bu sefer beni önce almıştı. Bu durumun Elif’i kıskandırdığı açık seçik belli oluyordu ama umursamamıştım. İçeri girdiğimde, adam uzatmadan kabaca soyunmamı emretti. Hiç itiraz etmeden üstümdeki her şeyi çıkardım. Adamın karşısında çırılçıplak öylece dururken kendimi inanılmaz güçsüz ve zavallı hissediyordum. Uzanmamı söylediğinde sırt üstü yere uzandım. Adam bacaklarımı iki yana iyice açarak araya girdi ve kalçalarımı kucağına aldı. Vajinam açık bir şekilde adamın önündeydi. Bir şeyler mırıldandıktan sonra sanki muayene edermiş gibi iki eliyle vajinamı ellemeye ve parmaklamaya başladı. Zaten daha soyunduğum anda ıslanmıştım, ama adam bunları yapmaya başladığında bacak aram artık yapış yapıştı.

Bir süre bu şekilde vajinamla oynadıktan sonra şalvarını çözdü ve bacaklarımın arasına geçti yine. Gözlerime inanamamıştım. Adamın penisi inanılmaz büyük ve kalındı. İçime girdiği anda nefesim kesilmişti. Bağırmamak için kendimi zar zor tutarken inliyordum. Kısa bir süre içimde hareketsiz kaldıktan sonra temposunu yavaşça arttırarak beni becermeye başladı. İçime her girişinde gözümde şimşekler çakıyordu, ama bir o kadarda zevk alıyordum. Yaklaşık 10 dakika gidip geldikten sonra içime boşaldı. Penisini çıkardığında vajinamın içinden adamın spermleri akıyordu ve sanki içimi oymuştu adam. Genişlediğimi hissediyordum. Kalkmak için yeltendiğimde, adam daha işinin bitmediği söyledi. Başucuma gelerek biraz önce içimden çıkan penisini ağzıma dayadı. 5 dakikalık oral seks sonunda yine aynı şekilde dev haline geri dönmüştü. Pozisyonu değiştirmeden bacaklarımın arasındaki yerini tekrar aldı ve içime bu sefer daha rahat bir şekilde girdi. İkincide, alıştığım için daha çok zevk alıyordum ve kasıklarımı sürekli ona bastırmaya çalışıyordum. Bu sefer daha uzun becermişti beni. Boşalması için yarım saate yakın içimde kalması gerekmişti ve yine aynı yoğunlukta boşalmıştı. İki boşalma sonunda içime o kadar çok boşalmıştı ki, adamın spermlerini gayet rahat hissediyordum. Veya bana öyle gelmişti, çünkü içimi yakmıştı.

Üstümden kalktığında içimi temizlemememi söyledi. Kendi elleriyle külotumu giydirdikten sonra spermlerinin iyileştirici gücü olduğunu ve 2 gün içimde kalmaları gerektiğini söyledi. Ben de, bu sanki çok normal bir şeymiş gibi itiraz etmeden kabul ettim. Eliyle kovar gibi çıkmamı ima ettiğinde sessizce dışarı çıktım ve Elif’in sabırsız bakışlarıyla karşılaştım. Kadın iznini alır almaz içeri girdi. Kısa sürede işi bitip çıktığında kıpkırmızıydı. Aynı şekilde yine kadına parayı verip, hızlıca arabama atlayarak Ankara’ya geri döndük.

Sonraki zamanlarda bu durum bir rutin haline geldi. Her hafta koşa koşa kendimizi o adamın kollarına atmak için Polatlı’ya gidiyorduk ve üstüne para veriyorduk. Sanki filmlerde anlatılan tarzda bir büyünün etkisi altındaydık ikimiz de ve bundan şikayet te etmiyorduk kesinlikle. Hatta adam beni bazı hafta sonları onunla kalmam için çağırdığında, eline yeni bir oyuncak geçirmiş bir çocuk gibi inanılmaz bir mutlulukla koşa koşa yanına gidiyordum ve hafta sonunu onun yatağında geçiriyordum. Sözde içimdeki kötü varlıklar kovuluyordu, ama asıl olan adam içimi sürekli spermleri ile dolduruyordu.

Beklenen olay kısa sürede oldu elbette. Ve uyanmamı sağlayanda ilginç bir şekilde bu oldu. Adama ilk gitmemizin üzerinden 3 ay geçtiğinde, adetim gecikmişti ve mide bulantılarım başlamıştı. Şüphelenmem için daha fazlasına gerek yoktu. Hemen bir doktora gittim ve 2 aylık hamile olduğumu öğrendim. Aslında durumun kafama dank etmesini sağlayan bu da değildi. Hemen koşa koşa adamın yanına gittim. Adam bana rahmimde hayırlı bir varlık olduğunu ve kesinlikle doğurmam gerektiğini söyledi. Bu sözleri duyar duymaz uyandım! Fakat itiraz etmeden söylediklerini kabul ettiğim yalanını attım ve hızlıca oradan çıktım. Daha oradan çıktığım anda Elif’i aradım ve onunda aynı durumda olduğunu, 2 gün önce adamla görüştüğünü öğrendim. Tek fark Elif uyanmış değildi! Yanına nasıl gittiğimi hatırlamıyorum. O kadar hızlı kullanıyordum arabayı ki, göz açıp kapayana kadar Elif’in yanına varmıştım sanki.

Ve Elif’i uyandırmam neredeyse 1 haftamı aldı. Uyanması için adamın bana yaptıklarını detaylı bir şekilde anlatmam gerekmişti. Her anlattığımla yüzündeki hayal kırıklığı artan Elif, sonunda kürtaja ve bir daha o adamı görmemeye ikna olmuştu. Neredeyse kürtaj olamayacak haftanın sınırında ikimiz de zar zor ayarladığımız bir doktor sayesinde kürtaj olmuş ve içimizdeki Veled-ül Zina’larden kurtulmuştuk.

Sonrasında adam beni aramaya ve mesaj atmaya devam etti. Benden cevap alamadıkça attığı mesajlar tehdit içerikli olmaya başladı. Nasıl çarpılacağımdan ve nasıl yanacağımdan bahseden mesajlardı genelde. Ben de sonunda numaramı değiştirerek bu sorunu çözmüştüm. Elif’e sorduğumda onu da aradığını öğrendim ve Elif cevap vermediğini söyledi. Fakat bu olaylardan sadece 4 ay sonra Elif tekrar hamile kaldı. Ve o zaman benden gizli bir şekilde o adama gittiğini düşündüm. Sanırım karnındaki o adamın çocuğuydu. Zaten bu olay üstüne de, çok kısa bir zaman dilimi içinde Elif’le görüşmelerimiz iyice azalarak sonunda tamamen bitti.

Ara sıra halen ortak arkadaşlarımız sayesinde Elif’ten haber alıyorum ve Facebook’ta çocuğunun birkaç resmini gördüm; aynı eğri burun ve aynı delici mavi gözler!

156 toplam görüntülenme, 0 bugün

Karşı Binadaki Arkadaşımın Çocuğuna Siktirip Milli Ettim

Ensest Hikayeler 8 Ağustos 2020

16 Yaşımdayken 31 Çektirdiğim Yarak! isimli hikayemde anlattıklarım, yıllarca o anları düşünerek mastürbasyon yapmamı sağlamıştı. Aradan yıllar geçmesine rağmen o anları unutamıyor ve inanılmaz zevkler alıyordum. Geçen bu zaman sürecinde aklıma takılan bir başka konuda, Soner abinin benimle ilgili hisleriydi. O kendisinden 5 yaş küçük ve cinsel deneyimi olmayan bir kıza mastürbasyon yaptırırken nekadar zevk almıştı acaba? Yıllarca hep bunu merak ederek yaşadım.

Artık evli bir kadındım ve hayatımda bazı sorumluluklar vardı. Kocamla çok mutluydum, her nekadar bazı geceler yataktaki erkeğin Soner abi olduğunu düşlesem de, kocamla evli olmak harika birşeydi. Evliliğimizin ilk 2 senesi maddi zorluklarla geçti. Kirada geçen zorlu 2 yılın ardından, kocamın ailesinin de desteğiyle bir ev aldık ve taşındık. Güzel bir evdi. Çocukluğumun ve evliliğimin ilk 2 yılının geçtiği yoksul semtlerden kurtulmuş, daha lüx bir semte, İzmir’in denizle iç içe güzel semti Küçükyalı’ya taşınmıştık. Evimizin balkonundan görünen güzel körfez manzarası ve sabahları içimizi açan deniz kokusuyla, kocamla günlerimiz mutluluk içinde geçiyordu.

Komşuluğun olmadığı bir yerde yaşamak, benim gibi insanların iç içe olduğu kenar semtlerde büyümüş bir kadın için biraz garipti belki, ama yine de hayatımdan memnundum. Komşusuzluktan sıkılmışken, apartmana giriş çıkışlarda selamlaştığım Eda hanım adındaki, benden 10 yaş büyük bir bayan içimi ısıtıyor, beni yaşadığım eve dahada bağlıyordu. Güler yüzlü, sevecen bir hanımdı ve onla sohbet etmek hoşuma gidiyordu. Defalarca birbirimizi davet etmemize rağmen, bir türlü gelip gitmek kısmet olmamıştı. Bu durum benim evde yumurtanın kalmadığı bir gün, Eda hanımdan ödünç yumurta almaya gitmemle son buldu. Bir kat altımızdaki evlerinin kapısına giderek kapıyı çaldım. Sanırım evde kimse yoktu, çünkü kapı açılmamıştı. Tam tekrar eve çıkıyordum ki, kapının tıkırtısıyla arkamı döndüm…

Kapı açıldığında biraz şaşkındım, çünkü kapıyı (sonradan 16 yaşına yeni girdiğini öğrendiğim) Serhat açtı ve “Buyrun?” dedi tebessümle. “Merhaba, Eda hanıma bakmıştım ben ama…” dedim. “Annem evde yok abla, markete kadar gitti, birazdan gelir!” dedi. Ben de, “Tamam canım, ben üst komşunuzum, yeni taşındık, adım Merve, daha sonra uğrarım, tekrar teşekkürler!” dedim. “Oldu abla, söylerim anneme!” dedi ve kapıyı kapattı. Güler yüzlü, kendince yakışıklı bir çocuktu Serhat, ilk görüşte kanım kaynamış, sevmiştim keratayı. Eve geldiğimde aklımda markete gidip yumurta ve diğer ihtiyaçlarımı almak vardı. Üstüme birşeyler giyip gideyim diye düşünürken, kapım çaldı. Kapıya koşup baktığımda, kapıdaki Eda hanımdı. Dışarı çıkmak için hazırlandığımdan altım giyinik olmasına rağmen üstümde sütyenimle geziyordum, “Bir saniye!” diye seslenip, kapıdan göğüslerim görünmeyecek şekilde sadece başımı çıkararak, “Pardon Eda hanım, giyiniyordum da, üstüm çıplak… Gelin siz, buyurun!” dedim.

Eda hanım gülümseyerek, “Önemli değil… Bana gelmişsiniz, Serhat söyledi.” dedi. “Evet evde yumurtam bitmişti de, o yüzden rahatsız etmiştim. Ama şimdi ben de markete çıkmak için giyiniyordum.” dedim. “Aaa, lafı mı olur canım, komşuyuz şurda, ben getireyim hemen, hem market kapanmıştır artık, boşuna gidersin!” dedi. Aslında gerçektende saat geç olmuştu, market akşamları saat 8.30 – 9 gibi kapanıyordu. “Peki ozaman, sağolun, ama olmadı böyle…” dedim. “Önemli değil, ben getiririm birazdan!” deyip aşağı kata yöneldi. Ben de kapıyı tam kapatmadan, üstüme birşey geçirmek için odama geçiyordum ki, odama girer girmez, Eda hanım koşar adım kapıya gelmişti bile, kapıyı tıklattı. Ben de, “Buyur buyur, kapı açık!” diyerek yine sütyenimle odamdan çıktım. Ama birden şok geçirmiştim. Çünkü gelen Serhat idi ve beni sütyenimle göğüsler fora bir şekilde görmüştü. Birden, “Ayy pardon!” diyerek, ikimiz de özür diledik ve ben odama kaçtım. Serhat da kafasını öbür tarafa çevirerek beklemeye başladı…

Hemen elime ilk geçen Body’yi üstüme geçirip dışarı çıktım. Serhat hemen, “Özür dilerim abla, sen gel içeri deyince ben de girmiş bulundum, annem yumurta yolladı!” deyip yumurtaları uzattı. “Asıl ben özür dilerim ablacığım, annen sandım seni!” dedim. Serhat ta tekrar, “Pardon abla!” deyip, geldiği gibi yine koşar adım evine gitti. O yaştaki çocuğa resmen göğüs şovu yapmıştım elimde olmadan. Ama benim üzüldüğüm konu o değil, çocuğu utandırmış olmamın verdiği burukluktu.

Aradan geçen zamanla, Eda hanımla samimiyetimiz ilerlemiş, artık ona abla diye hitap etmeye başlamıştım. Eda ablanın kocası genç yaşta vefaat etmişti ve oğlu Serhatla yaşıyorlardı. Eda abla bir muhasebecinin yanında çalışıyordu. Serhat ise Liseye gidiyordu. Okul tatil olduğu için Serhat evde yalnız kalıyor ve babasının erken vefaatı sebebiyle, insanlarla fazla konuşmayan, içine kapalı bir genç olarak zamanını geçiriyordu. Anlayacağınız çok az arkadaşı vardı ve tekbaşına Bilgisayar başında zaman geçiriyordu. Eda ablayla artık samimiyetimiz ilerlediği için, bana, bazı günler o yokken evine gidip Serhat’a yiyecek birşeyler hazırlayabilirmiyim diye sormuştu. Ben de, “Olur abla, ne olacak elime mi yapışacak!” diye kabul etmiştim.

Ertesi gün öğlen alt kata inip Serhat’a birşeyler hazırlamak kapıyı çaldım. Serhat açtı kapıyı, “Merhaba Merve abla, gel buyur, yemek işi sana kaldı ha, annem söyledi, zahmet olacak!” dedi. Ben de, “Yok canım olur mu öyle şey!” deyip içeri girdim. “Ne istersin? Ne hazırlayım sana?” dedim. Kıymalı makarnaya bayılırmış, yapmak için mutfağa girdim ve “Sen bak işine, ben hazırlarım!” dedim. Serhat teşekkür edip odasına gitti.

Yemeği hazırlamıştım. Serhat’a seslendim, “Serhatçığım makarna hazır, istediğinde yiyebilirsin, ben çıkıyorum eve!” dedim. Ama içerden cevap gelmedi. “Serhat?” diye ikinci seslenmemde de karşılıksız kalınca, usulca yarım açık olan kapısından içeri baktım. Serhat yatağına uzanmış, gözleri kapalı, kulağında kulaklıkla müzik dinliyordu. Üstündeki kolsuz tişörtten, yaşına göre kaslı kolları ve altındaki şorttan belli olan önündeki kabarıklık, yıllar önce Soner abiyle yaşadığım günleri aklıma getirmişti ve içim bir hoş olmuştu birden. Ses çıkarmadan bir süre izledim ve sonra kapıdan içeri bir adım girip, biraz daha yüksek bir sesle, “Serhattt!!!” diye seslendim. Bu kez duydu ve “Merve abla kusura bakma müzik dinliyordum!” deyip ayağa kalktı. Kalkmaz olaydı, ayağa kalkmasıyla birlikte, önünde, şortundan dışarı çıkmak istercesine duran o kabarık yarağı gözüme çarptı ve beni mahfetti. Gerçekten de Serhat’ın yarağı çok büyük görünüyordu. Yıllardır kocamla çok mutluydum, sex hayatımız da harikaydı, ama serhatın yarağı aklıma Soner abinin yarağını getirmişti ve çok tahrik olmuştum…

Yanıma gelerek teşekkür etti ve beni kapıya kadar yolcu etti. Eve döndüğümde içimde yıllar öncesinden kalan Soner abinin yarağının görüntüsü vardı. Ve amım sırılsıklam olmuştu. Hemen odama geçip, Soner abinin yarağını düşünerek, amımı okşamaya başladım. Hayalimde o koltuğun üstünde oturuyor, ben de yarağını yalayarak ağzıma alıyorum, emiyorum ve o da ağzıma, yüzüme, boynuma ve göğüslerime boşalıp bana sperm banyosu yaptırıyordu. Ama bu kez farklıydı, çünkü hayalimdeki yarak Soner abinindi, ama yüz Serhat’ın yüzü olmuştu birden. Ve bu beni dahada tahrik ediyordu. Hayalimdeki Soner abi modelinin yerini Serhat aldı, artık onun sikini yaladığımı hayal etmeye başladım ve hayalimde onun yüzüme boşalmasıyla, ben de sessiz sessiz, “Serhat sik beni! Sik beni Serhat!” diye diye boşaldım. Kendime geldiğimde bu düşündüklerimden utanmıştım, nede olsa artık evli barklı bir kadındım ve bu tür şeyler çocukluğumda kalmıştı. Artık kocamdan başka bir erkek düşünemezdim ve bunu küçük bir kaçamak kabul ederek duşa girdim.

Aradan birkaç gün geçmişti ve ben tekrar yemek hazırlamak için Eda ablanın avine indim. Serhat açtı kapıyı ve buyur etti, sonra herzamanki gibi odasına geçti ve ben mutfakta yiyecek birşeyler hazırladım. Bir ara Serhat’ı mutfağın kapısında gördüm. Gülümsedim ve “Ne dikiliyorsun orda?” dedim. O da gülümseyerek, “Hiiç… Seni izliyorum… Çok güzel kokular geliyor, ne pişiriyorsun?” dedi. “Tavuk sote yapıyorum!” dedim. Gelip tavaya baktı ve “Oooo gerçekten harika kokuyor!” dedi. Ama bu sırada arkamdan bana oldukça yaklaşmıştı ve sanki benim kokumdan bahsediyor, benim kokumu içine çekiyordu. Bu beni heycanlandırmıştı ve aklıma evde yaptığım mastürbasyon geldi. Serhat tavaya bakarken, “Çok güzel kokuyor, nefissss!” deyip biraz daha yaklaştı ve azda olsa popoma dokundu. Ben artık iyice ıslanmıştım. Acaba bilerek mi yapıyor diye düşünürken, “Abla ben duşa girsem ayıp olurmu?” dedi. “Yok ablacığım, neden ayıp olsun, bak işine!” diyebildim sadece.

Banyodan su sesi gelmeye başlamıştı. Ama ben hiçte iyi değildim, içimden bir ses gidip Serhat’ı röntgenlememi söylüyordu. İçimden sanki bir orospu konuşuyordu, (Serhat’ın yarağını merak etmiyor musun? Git ve bak!) diyordu. Daha fazla dayanamayıp banyonun kapısına gittim, anahtar deliğinden baktım ve tam karşımda, duşun altında 31 çeken Serhat’ı gördüm. Yarağı kocamandı ve hızlı bir şekilde okşuyordu. Bir anda amım sırılsıklam olmuştu, adeta şelale gibi akıyordu sularım. Dayanamadım ve delikten bakarken amımı okşamaya başladım. Altımda ince penye bir eşofman vardı. Sularımın eşofmanın önünü ıslatmasından korkuyordum ve biraz aşagı sıyırıp külodun üstünden okşamaya başladım. Serhat ta iyice hızlanmıştı. O anda içeri girip kendimi ona siktirmek için yanıyordum, ama cesaret edemiyordum buna. Bu düşüncelerin arasında Serhat’in boşaldığını gördüm ve o anda kendime gelip hızlıca toparlandım ve mutfağa kaçtım. Serhat banyodan çıkmış ve odasına girmişti. Aklımda onla yatmak vardı sadece, kendimi zor tutuyordum. Serhat’a, “Yemeğin hazır canım, ben çıkıyorum yukarı!” deyip, hemen kaçtım ordan. Eve geldim ve Serhat’in yarağını düşünerek matürbasyon yaptım, kendimi tatmin ettim.

Akşam üstü olmuştu, kocamın eve gelip beni sikmesi için sabırsızlanıyordum. Çünkü ancak kocamla bu azgınlığım üstümden gidecekti. Kocamı aradım ve “Aşkım ne zaman geleceksin?” dedim. Ama aksilik bu ya, “Hayatım bu gece biraz geç kalacağım, yetiştirmem gereken işler var!” dedi. Umutlarım yıkılmıştı ve çaresiz geç saatte de olsa kocamın gelmesini bekleyecektim. Saat daha 6 idi ve kocam eve erken geldiğinde bile 9 da anca evde oluyordu. Yani bu gece saat 11-12’ye kadar kudurmaya devam edecektim. Ben de gece için hazırlanmaya karar verdim, bir duşa girdim ve vücudumdaki bütün kılları aldım. Duştan çıkıp saçımı makyajımı yaptım ve kocamın sevdiği siyah iççamaşır takımımı giydim. Dantelli ve sexy bir takımdı, kocam beni böyle görünce deli gibi sikecekti. Üstüme de dizüstü eteğimi giydim ki, kapı çaldı. Saate baktım, 9.30 idi, kocam erken gelerek bana sürpriz yapmıştı. Üzerimde sütyenle kapıya koştum yine. Kapıyı açtım ve “Bekle 1 saniye, girme daha!” dedim. Ses gelmedi, bekliyordu. Eteğimi biraz yukarı çekerek koltuğun üstüne hafif domaldım. Çok sexy göründüğümden emindim ve şuh bir sesle, “Gel tamam!” dedim…

Ama birkez daha şok olmuştum, çünkü gelen yine Serhat idi. Çocuk içeri girdi ve ne oldugunu anlamadan öylece donakaldı. Ben de şoktaydım. (Bu Serhat’in evime ikinci gelişiydi ve beni yine yarı çıplak görüyordu. Ama bu kez farklıydı, çünkü ben de onu banyoda çıplak görmüştüm!). Gözüm hemen sikine kaydı. Siki kalkmıştı ve dışarı çıkmak ister gibi şortunu zorluyordu. “Pardon abla!” deyip kafasını öbür tarafa çevirdi. Ben de en yakın odaya kaçtım. İyice delirmiştim, ben kendimi ona siktirmemek için zor dururken, o sürekli yarı çıplak yakalıyordu beni. Odanın kapısına yaklaştı ve “Abla pardon yaa, yine kaza oldu! Annemden haberin varmı? Geç gelecekmiş te, yiyecek birşey varmı sende diye bakmaya gelmiştim!” dedi. Benden ses çıkmayınca, “Ama boşver abla, yemesemde olur, beklerim annemi…” dedi. Üzülmüştüm, sonuçta suç bendeydi, çocuk nerden bilsin onu kocam sandığımı.

“Bekle bekle!” dedim odadan çıktım, ellerimle göğüslerimi kapatıyordum. Onun ise siki halen sopa gibiydi. İçim iyice tuhaf oldu. O da bana bakıyordu. Güldüm ve “Alıştın artık beni böyle görmeye haa?” dedim. Güldüğüm için o da rahatlamıştı ve gülümsedi. “Gel mutfağa bakalım!” dedim. Artık tahrik olmamın da verdiği rahatlıkla ellerimi göğüslerimden çektim. Ama onun arkamdan popoma baktığını hissediyordum. İyice orospuluk damarlarım kabarmıştı, resmen istiyordum 16 yaşındaki çocuğu. Buz dolabının kapağını açtım ve eğildim. Önünde kısa eteğimden popomun göründüğünden emindim. Artık çok azmıştım, kafamı ona çevirip, “Yemek istediğin özel birşey varmı? Yoksa ben ne verirsem ona razımısın?” dedim gülümseyerek. Bakışları çok farklıydı, bana yıllar önce benim Soner abiye baktığım gibi bakıyordu. “Sen ne verirsen yerim Merve abla!” dedi, ama artık gülmüyordu. “Gel bakalım!” dedim. Yanıma yaklaştı. Ben halen eğilmiş bakıyordum. İyice yaklaştı ve artık tam arkamdaydı…

Kendimi ona doğru götürdüm ve popomu sikine temas ettirdim ve arkamı döndüm, “Ooooo Serhat, ne değiyor bana öyle?” dedim sexy bir sesle. Birşey diyemedi çocukcağız. Popomu sikine biraz daha bastırarak, “Nekadar kalın, sopa mı?” dedim. Serhat fazla dayanamadı ve belimden kendine çekti, iyice yerleşti siki götüme ve “Hayır merve ablacığım, o benim şeyim!” dedi. İyice azmıştım ve “Neyin Serhat? Söyle hadi!” dedim. Gözlerimde sikilmeye hazır bir bakışla ve sexy sexy söylüyordum bunu. Serhat delirmiş gibi bakıyordu ve “Yarrağım Merve abla!” dedi. Gülümsedim, “Ooo nekadar sert o öyle! Peki nereye değiyor şuan farkındamısın?” dedim. “Hayır Merve ablacığım, söyle nerene?” dedi. Sanki yıllar önce Soner abiyle yaşadığım an gibiydi herşey. Gözlerine baktım ve “Amcığıma değiyor canım!” dedim ve bir hamlede külodumu yana çekip, “Bak görüyor musun amcığımı? Yalamak ister misin? Hadi yala amcığımı!” dedim.

Serhat delirmişti, birden amıma yumuldu ve yalamaya başladı. “Oohh Merve abla, çok tatlı amın!” diyordu ve beni delirtiyordu. İyice kendimden geçmiştim ve dönüp sikini okşamaya başladım. Sonra sikini dışarı çıkarıp amıma sürüp başını ıslattım, artık içime girmeye hazırdı. Sikinin başını amımın deliğine yerleştirip, “Hadi!” dedim. Ve Serhat içime girip çıkmaya başlamıştı. Okadar kalın ve sıcaktı ki, dayanamıyordum. Yaklaşık 4-5 dakika o şekilde amıma pompalayıp beni boşalttı. O daha boşalmadan, “Yeter!” deyip ayağa kalktım ve “Şimdi sıra benim isteğimde!” dedim ve salona götürdüm, onu koltuğa oturttum. Siki kocamandı ve önümdeydi. Yıllarca Soner abiye yaptığımı hayal ettiğim ve son zamanlarda aynı şeyi Serhat’a yapmak için delirdiğim şeydeydi sıra. Sikinin başını iştahla emip yalamaya başladım. Serhat delirmişti ve “Oohhh, Merve ablamm benimm, karıcığımm benimmm!” deyip, saçımdan tutup ağzıma vermeye devam ediyordu. Ben de ona yıllar önce aynı Soner abiye dediğim gibi, “Sik beni Serhat! Amımı, götümü, ağzımı, heryerimi sikkk erkeğimmm!” diye inliyordum….

Serhat daha fazla dayanamadı ve şiddetli bir biçimde ağzıma yüzüme fışkırtmaya başladı. Ağzımdan çenemden akan spermler göğüslerime doğru süzülüyordu ve ben halen Serhat’ın yarrağını yalamaya devam ediyordum. Serhat’i boşaltmıştım, şimdi ben de boşalmalıydım. Onu yatırdım koltuğa ve amımı ağzına dayayıp sürtünmeye başladım. Saniyeler içinde ikinci kez boşalıp Orgazm oldum. Serhat’ın da ağzı yüzü amımın sularıyla yıkanmıştı…

Hemen kalktım, onu da kaldırdım ve “Birazdan kocam gelir, çabucak gitmen lazım aşkım!” deyip dudaklarından öpüp evine yolladım…

198 toplam görüntülenme, 1 bugün

Page 2 of 20 1 2 3 4 20