Hoşgeldin, ziyaretçi! [ Giriş

Fen Öğretmeni Güzel Çaktı Bana

Erotik Hikayeleri 8 Ağustos 2020

Üniversitede okurken, kendi grubum dışında da arkadaşlarım vardı haliyle. Fakat daha çok kendi aramızda zaman geçirirdik. Yine de, grubumuz dışından bir arkadaşımla da oldukça zaman geçirirdim. Liseden beri arkadaşımdı ve aslında ailelerimiz arkadaş olduğundan zamanında görüşmeye başlamıştık. Elif benden çok farklı biriydi aslında. Hanım hanımcık, hatta muhafazakar bir tarafı da olan biriydi. Ve istediği tek bir şey vardı; evlenmek. Özellikle zengin bir koca bulup, kendini sağlama almak istiyordu. Bunu da; daha okulun 1. sınıfındayken başarmıştı. Kendisinden 10 yaş büyük biriyle evlenmişti ve ailesinin bunu hiç itiraz etmeden kabul etmesi, hem bana, hem de çevredekilere şaşırtıcı gelmişti. Ama evlenmiş olmak Elif için yeterli değildi. Olabilecek en çabuk şekilde hamile kalmak ve evliliğini garanti altına almak istiyordu. Fakat 6 ay sonunda hala hamile kalamamıştı ve ara sıra ağlama krizleri geçiriyordu bu yüzden. Bir sürü doktora gitmesine rağmen, doktorlar Elif ile ilgili herhangi bir sorun bulamadılar. “Belki de eşinde bir sorun vardır?” dediğimde, bana o kadar kızıp bağırmıştı ki, 2 ay birbirimizi gördüğümüzde yüzümüzü çevirmiştik.

Aramızdaki küslük devam ederken, bir gün yanıma geldi ve beni inanılmaz derecede hayrete düşüren fikrini söyledi. Artık nereden duymuşsa; Polatlı’da bir hocanın adını almıştı. Bu (sözde) hoca; çocuk sahibi olamayanlara yardım ediyormuş ve Elif de ciddi ciddi gitmeyi düşündüğünü söyledi bana. O kadar şok olmuş bir haldeydim ki, bir süre sadece ağzım açık bakakalmıştım Elif’e. Sonrasında vazgeçirmek için ne kadar uğraşsam da Elif’i kararından döndüremedim. Benim de onunla gitmemi rica ettiğinde, en azından ona göz kulak olabileceğimi düşünerek bu teklifini kabul ettim. Sonuçta sağlıklı düşünemediği belliydi ve bu halde başına olmadık bir sürü iş açabilirdi.

Bahar şenlikleri haftasında benim arabamla Polatlı’ya doğru yola çıktık. Elif yolda sürekli teşekkür ediyordu bana, ama ben yine de üstümdeki sıkkın ruh halinden kurtulamıyordum. Kısa bir mesafe olduğundan Polatlı’ya varmamız 1 saat kadar sürmüştü. Fakat Elif’in elindeki adresi bulabilmek için daha fazla zaman harcamamız gerekti. Bir sürü yere sorduktan sonra Polatlı’nın biraz dışında, köy kılıklı bir kenar mahalleye girdik ve ara bir sokaktaki 2 katlı berbat haldeki bir evin önünde durduk. Kapının önü kalabalık sayılırdı ve kalabalık genelde başörtülü, hatta kara çarşaflı kadınlardan oluşuyordu. Daha o anda, (Ne işimiz var bizim burada?) diye geçirmiştim içimden, ama yinede arabadan inip Elif ile birlikte eve yöneldim…

Daha biz arabadan inerken bütün yüzler ikimize dönmüştü zaten. Oradaki tiplerle uzaktan yakından alakası olmayan ve oraya göre biraz fazla açık saçık giyimli (özellikle ben!) iki genç kadın, herkesin dikkatini çekmişti doğal olarak. Kalabalığın içindeki kadınlar, gizlemeye gerek duymadan bizi işaret edip aralarında konuşurken, aralarından geçerek evin kapısına vardık. Kapıyı bir kere tıklatmam yetmişti. Başörtülü, orta yaşlı bir kadın kapıyı açarak bizi içeri davet etti. Elif, hemen daha önceden aradığını belirterek, bir an önce içeri girmek istediğini söyledi. Ama evin içi de tıka basa doluydu ve içerideki koku pekte tahammül edilebilecek gibi değildi.

Kadın beklememiz gerektiğini söyleyerek bize oturmamızı söyledi. Tıklım tıklım odanın içinde oturacak yer olmadığından ayakta beklemeye başladık. Elif, çoktan bir eşarp çıkarmış ve başını örtmüştü. Yanımda eşarp getirmediğimden başım açıktı ve etraftakilerin bakışları, saklamaya gerek duymadan kınıyordu beni. İçimden Elif’e türlü hakaretler ederken sessiz kalmaya çalıştım. Elif ise sanki transa geçmiş gibiydi. Dudakları ses çıkarmadan kıpırdıyordu. İçinden dua okuduğunu anladım, ama aynısını yapmak için yeltenmedim bile. Ne de olsa iflah olmaz bir Deist idim ve dinlere inancım kendimi bildim bileli hiç olmamıştı.

O şekilde hemen hemen bir saat bekledikten sonra kadın yanımıza geldi ve hoca efendinin (!) bizi kabul edeceğini söyledi. Benim girmeme gerek olmadığını söylemeye çalıştığımdaysa, hocanın bize kapı aralığından baktığını, bende de kötü bir büyünün varlığını hissettiğini, ikimizi birden görmesi gerektiğini ve ikimiz birden girmezsek Elif’i de görmeyeceğini söyledi. Elif’in yalvaran gözlerle koluma asılması için yeterli oldu bu tehdit ve açıkçası, içeride karşılaşabileceğim şarlatanlığın beni ne kadar güldürebileceğini merak ederek hocanın yanına birlikte girmeyi kabul ettim. Fakat hiç bir şey beni içeri girdiğimde hissettiklerime hazırlayamazdı. Bunu, bugün bile açıklayamıyorum ve mantıklı bir açıklaması olduğunu da sanmıyorum. Daha içeri girer girmez sanki dizlerimin bağı çözülmüş ve bütün iradem elimden alınmıştı. Hafif bir baş dönmesiyle başlayan kontrol kaybım, adamın sesini duymamla artık tamamlanmıştı.

Hoca dedikleri adam 40’lı yaşlarında, çember sakallı, eğri burunlu ve delici mavi gözleri olan biriydi. Altında siyah bir şalvar, üstündeyse yıpranmış kareli bir gömlek vardı. Bağdaş kurmuş halde bize bakıyordu ve bizde sanki sahibinden izin isteyen köleler gibi Elif ile kapının ağzında duruyorduk. Eliyle girmemizi işaret ettiğinde yaklaştık ve yardımcısı olan kadın arkamızdan kapıyı kapattı. Hiç konuşmadan iki yanını göstererek oturmamızı söyledi. Dizlerimizin üstünde iki yanına geçtiğimizde bir süre hiç bir şey söylemedi. Sanki bir şeyler mırıldanıyordu, ama hiç bir şey anlamıyordum. Ara sıra durarak bize bakıyordu ve baştan aşağı gözden geçiriyordu bizi.

5 dakika böyle geçtikten sonra Elif’e dönerek, kötü varlıkların rahmini bağladığını ve bu bağı ancak kendisinin çözebileceğini söyledi. Elif’e baktığımda gözlerinde hem mutluluk, hem de hayranlık gördüm. Ama bu bana hiçte anormal gelmedi. Sanki bir rüyada gibiydim ve olanlar gayet normaldi. Adam sonrasında bana dönerek, benim de rahmime kötü varlıkların yerleştiğini ve bu durumu yine ancak kendinin çözebileceğini söyledi. Sonrasında bana çıkmamı söyleyerek, önce Elif ile ilgileneceğini söyledi. Hiç ses çıkarmadan kalktım ve dışarı çıktım. Kapının yanında beklerken kısa sürede içeriden zar zor ancak kapının dibinden duyulabilen sesler gelmeye başladı. Elif açık seçik inliyordu ve gelen sesler içeride aslında yapmamaları gereken bir şeyler yaptıklarına şüphe bırakmıyordu. Fakat o anda bile oradan kaçmak veya içeri girip Elif’i adamın ellerinden almak geçmedi içimden.

Daha 10 dakika geçmeden kapı açıldı ve Elif, yüzünde bir rahatlama ifadesiyle dışarı çıktı ve hocanın beni beklediğini söyledi. Cevap vermeden içeri girdim ve kapıyı kapattım. Adam, eliyle yanına oturmamı işaret etti. Çok kaba bir şekilde rahmimi kötü varlıkların işgal ettiğini tekrarlayarak, beni iyileştirmezse kısa sürede çok hastalanacağımı söyledi. Söyledikleri şu anda kulağa ne kadar inanılmaz geliyorsa, bana o anda, o kadar olağan ve inandırıcı geliyordu.

Adam uzanmamı söyleyince itiraz etmeden sırt üstü yere yattım. Adam tam karşıma gelerek elleriyle bacaklarımı araladı. İçimdeki o cılız ses hala kaçmam için beni ikna etmeye çalışsa da umursamıyordum. Tam bacaklarımın arasına geçerek yüzünü kasıklarıma yaklaştırdı. Külotumu yana çekerek bir şeyler mırıldanmaya başladı. Bir yandan da ara sıra bacak arama üflüyordu ve nefesini vajinamda hissetmek, inanılmaz rahatlatıcı ve zevkli geliyordu bana. Bir süre bu şekilde devam ettikten sonra parmaklarını da işin içine soktu ve bütün bacak aramı, iki deliğimi de ihmal etmeden okşamaya ve parmaklamaya başladı. Zevkten inliyordum artık.

Bir süre daha böyle devam ettikten sonra, geri çekildi. Soran gözlerle baktığımda cebinden katlanmış, küçük bir kağıt parçası çıkardı ve bunu sürekli külotumun içinde vajinama temas eder şekilde tutmamı söyledi. Kağıtta çok güçlü bir büyü olduğunu ve bu büyünün rahmimdeki kötü varlıkları rahatsız edeceğini, ama tam iyileşebilmem için daha uzun süre onu görmeye devam etmemin gerektiğini söyledi. Sonrasında bana korunup korunmadığımı sordu. Bende doğum kontrol hapı kullandığımı söyledim. Hapları acilen bırakmam gerektiğini, bu tip hapların rahmi kötü varlıklara daha uygun bir hale getirdiğini ve yanına 15 günde bir, hatta bazen haftada bir gelmem gerektiğini söyledi. İnanılacak gibi değildi ama inanıyordum! Elimde değildi! Bütün iradem yerle bir olmuştu sanki ve bu pespaye adamın kölesiydim. Dediklerini itiraz bile etmeden kabul ettikten sonra, adamın, “Çıkabilirsin!” demesiyle birlikte kendimi dışarı attım ve karşımda Elif’i gördüm. Yüzündeki o tatmin ifadesi hala duruyordu ve aynı ifadenin benimde yüzümde olduğunu bilmem için aynaya bakmama gerek yoktu.

Adamın yardımcısı olan kadın, yüzünde pis bir sırıtışla yanımıza gelerek, haftaya gelmemiz gerektiğini ve (o günün parasıyla) 100’er Lira vermemiz gerektiğini söyledi. Gittikçe daha inanılmaz oluyordu durum. Hem taciz edilmiştik, hem de üstüne para vermeliydik. Ses çıkarmadan parayı verdikten sonra hızlıca dışarı çıktık ve arabaya atlayarak oradan ayrıldık. Yol boyunca hiç konuşmamıştık ilginç bir şekilde. Elif’i eve bıraktıktan sonra eve gidip olanları mantıklı bir şekilde düşünmeye çalıştım, ama aklımda kurduğum hiç bir şey mantıklı değildi. Açıkça o adamın beni becermesini istiyordum, gittikçe daha da artan bir arzuyla. Dediğini de yerine getirerek verdiği katlanmış ufak kağıt parçasını külotumun içine, tam vajinamın üstüne yerleştirdim ve onu tekrar görmeye gidene kadarda orada sakladım. Hemen ertesi gün doğum kontrol hapını da bıraktım ve bir haftanın geçmesini sabırsızlıkla bekledim.

Sonraki hafta geldiğinde, Elif, yine birlikte gitmemiz için aradı. Yolda tek kelime etmedik birbirimize. Ama sabırsızlandığımız ikimizin de yüzünden belliydi. Aynı yere gittiğimizde yine benzer şeyleri yaşadık, fakat bu sefer beni önce almıştı. Bu durumun Elif’i kıskandırdığı açık seçik belli oluyordu ama umursamamıştım. İçeri girdiğimde, adam uzatmadan kabaca soyunmamı emretti. Hiç itiraz etmeden üstümdeki her şeyi çıkardım. Adamın karşısında çırılçıplak öylece dururken kendimi inanılmaz güçsüz ve zavallı hissediyordum. Uzanmamı söylediğinde sırt üstü yere uzandım. Adam bacaklarımı iki yana iyice açarak araya girdi ve kalçalarımı kucağına aldı. Vajinam açık bir şekilde adamın önündeydi. Bir şeyler mırıldandıktan sonra sanki muayene edermiş gibi iki eliyle vajinamı ellemeye ve parmaklamaya başladı. Zaten daha soyunduğum anda ıslanmıştım, ama adam bunları yapmaya başladığında bacak aram artık yapış yapıştı.

Bir süre bu şekilde vajinamla oynadıktan sonra şalvarını çözdü ve bacaklarımın arasına geçti yine. Gözlerime inanamamıştım. Adamın penisi inanılmaz büyük ve kalındı. İçime girdiği anda nefesim kesilmişti. Bağırmamak için kendimi zar zor tutarken inliyordum. Kısa bir süre içimde hareketsiz kaldıktan sonra temposunu yavaşça arttırarak beni becermeye başladı. İçime her girişinde gözümde şimşekler çakıyordu, ama bir o kadarda zevk alıyordum. Yaklaşık 10 dakika gidip geldikten sonra içime boşaldı. Penisini çıkardığında vajinamın içinden adamın spermleri akıyordu ve sanki içimi oymuştu adam. Genişlediğimi hissediyordum. Kalkmak için yeltendiğimde, adam daha işinin bitmediği söyledi. Başucuma gelerek biraz önce içimden çıkan penisini ağzıma dayadı. 5 dakikalık oral seks sonunda yine aynı şekilde dev haline geri dönmüştü. Pozisyonu değiştirmeden bacaklarımın arasındaki yerini tekrar aldı ve içime bu sefer daha rahat bir şekilde girdi. İkincide, alıştığım için daha çok zevk alıyordum ve kasıklarımı sürekli ona bastırmaya çalışıyordum. Bu sefer daha uzun becermişti beni. Boşalması için yarım saate yakın içimde kalması gerekmişti ve yine aynı yoğunlukta boşalmıştı. İki boşalma sonunda içime o kadar çok boşalmıştı ki, adamın spermlerini gayet rahat hissediyordum. Veya bana öyle gelmişti, çünkü içimi yakmıştı.

Üstümden kalktığında içimi temizlemememi söyledi. Kendi elleriyle külotumu giydirdikten sonra spermlerinin iyileştirici gücü olduğunu ve 2 gün içimde kalmaları gerektiğini söyledi. Ben de, bu sanki çok normal bir şeymiş gibi itiraz etmeden kabul ettim. Eliyle kovar gibi çıkmamı ima ettiğinde sessizce dışarı çıktım ve Elif’in sabırsız bakışlarıyla karşılaştım. Kadın iznini alır almaz içeri girdi. Kısa sürede işi bitip çıktığında kıpkırmızıydı. Aynı şekilde yine kadına parayı verip, hızlıca arabama atlayarak Ankara’ya geri döndük.

Sonraki zamanlarda bu durum bir rutin haline geldi. Her hafta koşa koşa kendimizi o adamın kollarına atmak için Polatlı’ya gidiyorduk ve üstüne para veriyorduk. Sanki filmlerde anlatılan tarzda bir büyünün etkisi altındaydık ikimiz de ve bundan şikayet te etmiyorduk kesinlikle. Hatta adam beni bazı hafta sonları onunla kalmam için çağırdığında, eline yeni bir oyuncak geçirmiş bir çocuk gibi inanılmaz bir mutlulukla koşa koşa yanına gidiyordum ve hafta sonunu onun yatağında geçiriyordum. Sözde içimdeki kötü varlıklar kovuluyordu, ama asıl olan adam içimi sürekli spermleri ile dolduruyordu.

Beklenen olay kısa sürede oldu elbette. Ve uyanmamı sağlayanda ilginç bir şekilde bu oldu. Adama ilk gitmemizin üzerinden 3 ay geçtiğinde, adetim gecikmişti ve mide bulantılarım başlamıştı. Şüphelenmem için daha fazlasına gerek yoktu. Hemen bir doktora gittim ve 2 aylık hamile olduğumu öğrendim. Aslında durumun kafama dank etmesini sağlayan bu da değildi. Hemen koşa koşa adamın yanına gittim. Adam bana rahmimde hayırlı bir varlık olduğunu ve kesinlikle doğurmam gerektiğini söyledi. Bu sözleri duyar duymaz uyandım! Fakat itiraz etmeden söylediklerini kabul ettiğim yalanını attım ve hızlıca oradan çıktım. Daha oradan çıktığım anda Elif’i aradım ve onunda aynı durumda olduğunu, 2 gün önce adamla görüştüğünü öğrendim. Tek fark Elif uyanmış değildi! Yanına nasıl gittiğimi hatırlamıyorum. O kadar hızlı kullanıyordum arabayı ki, göz açıp kapayana kadar Elif’in yanına varmıştım sanki.

Ve Elif’i uyandırmam neredeyse 1 haftamı aldı. Uyanması için adamın bana yaptıklarını detaylı bir şekilde anlatmam gerekmişti. Her anlattığımla yüzündeki hayal kırıklığı artan Elif, sonunda kürtaja ve bir daha o adamı görmemeye ikna olmuştu. Neredeyse kürtaj olamayacak haftanın sınırında ikimiz de zar zor ayarladığımız bir doktor sayesinde kürtaj olmuş ve içimizdeki Veled-ül Zina’larden kurtulmuştuk.

Sonrasında adam beni aramaya ve mesaj atmaya devam etti. Benden cevap alamadıkça attığı mesajlar tehdit içerikli olmaya başladı. Nasıl çarpılacağımdan ve nasıl yanacağımdan bahseden mesajlardı genelde. Ben de sonunda numaramı değiştirerek bu sorunu çözmüştüm. Elif’e sorduğumda onu da aradığını öğrendim ve Elif cevap vermediğini söyledi. Fakat bu olaylardan sadece 4 ay sonra Elif tekrar hamile kaldı. Ve o zaman benden gizli bir şekilde o adama gittiğini düşündüm. Sanırım karnındaki o adamın çocuğuydu. Zaten bu olay üstüne de, çok kısa bir zaman dilimi içinde Elif’le görüşmelerimiz iyice azalarak sonunda tamamen bitti.

Ara sıra halen ortak arkadaşlarımız sayesinde Elif’ten haber alıyorum ve Facebook’ta çocuğunun birkaç resmini gördüm; aynı eğri burun ve aynı delici mavi gözler!

198 toplam görüntülenme, 0 bugün

Karşı Binadaki Arkadaşımın Çocuğuna Siktirip Milli Ettim

Ensest Hikayeler 8 Ağustos 2020

16 Yaşımdayken 31 Çektirdiğim Yarak! isimli hikayemde anlattıklarım, yıllarca o anları düşünerek mastürbasyon yapmamı sağlamıştı. Aradan yıllar geçmesine rağmen o anları unutamıyor ve inanılmaz zevkler alıyordum. Geçen bu zaman sürecinde aklıma takılan bir başka konuda, Soner abinin benimle ilgili hisleriydi. O kendisinden 5 yaş küçük ve cinsel deneyimi olmayan bir kıza mastürbasyon yaptırırken nekadar zevk almıştı acaba? Yıllarca hep bunu merak ederek yaşadım.

Artık evli bir kadındım ve hayatımda bazı sorumluluklar vardı. Kocamla çok mutluydum, her nekadar bazı geceler yataktaki erkeğin Soner abi olduğunu düşlesem de, kocamla evli olmak harika birşeydi. Evliliğimizin ilk 2 senesi maddi zorluklarla geçti. Kirada geçen zorlu 2 yılın ardından, kocamın ailesinin de desteğiyle bir ev aldık ve taşındık. Güzel bir evdi. Çocukluğumun ve evliliğimin ilk 2 yılının geçtiği yoksul semtlerden kurtulmuş, daha lüx bir semte, İzmir’in denizle iç içe güzel semti Küçükyalı’ya taşınmıştık. Evimizin balkonundan görünen güzel körfez manzarası ve sabahları içimizi açan deniz kokusuyla, kocamla günlerimiz mutluluk içinde geçiyordu.

Komşuluğun olmadığı bir yerde yaşamak, benim gibi insanların iç içe olduğu kenar semtlerde büyümüş bir kadın için biraz garipti belki, ama yine de hayatımdan memnundum. Komşusuzluktan sıkılmışken, apartmana giriş çıkışlarda selamlaştığım Eda hanım adındaki, benden 10 yaş büyük bir bayan içimi ısıtıyor, beni yaşadığım eve dahada bağlıyordu. Güler yüzlü, sevecen bir hanımdı ve onla sohbet etmek hoşuma gidiyordu. Defalarca birbirimizi davet etmemize rağmen, bir türlü gelip gitmek kısmet olmamıştı. Bu durum benim evde yumurtanın kalmadığı bir gün, Eda hanımdan ödünç yumurta almaya gitmemle son buldu. Bir kat altımızdaki evlerinin kapısına giderek kapıyı çaldım. Sanırım evde kimse yoktu, çünkü kapı açılmamıştı. Tam tekrar eve çıkıyordum ki, kapının tıkırtısıyla arkamı döndüm…

Kapı açıldığında biraz şaşkındım, çünkü kapıyı (sonradan 16 yaşına yeni girdiğini öğrendiğim) Serhat açtı ve “Buyrun?” dedi tebessümle. “Merhaba, Eda hanıma bakmıştım ben ama…” dedim. “Annem evde yok abla, markete kadar gitti, birazdan gelir!” dedi. Ben de, “Tamam canım, ben üst komşunuzum, yeni taşındık, adım Merve, daha sonra uğrarım, tekrar teşekkürler!” dedim. “Oldu abla, söylerim anneme!” dedi ve kapıyı kapattı. Güler yüzlü, kendince yakışıklı bir çocuktu Serhat, ilk görüşte kanım kaynamış, sevmiştim keratayı. Eve geldiğimde aklımda markete gidip yumurta ve diğer ihtiyaçlarımı almak vardı. Üstüme birşeyler giyip gideyim diye düşünürken, kapım çaldı. Kapıya koşup baktığımda, kapıdaki Eda hanımdı. Dışarı çıkmak için hazırlandığımdan altım giyinik olmasına rağmen üstümde sütyenimle geziyordum, “Bir saniye!” diye seslenip, kapıdan göğüslerim görünmeyecek şekilde sadece başımı çıkararak, “Pardon Eda hanım, giyiniyordum da, üstüm çıplak… Gelin siz, buyurun!” dedim.

Eda hanım gülümseyerek, “Önemli değil… Bana gelmişsiniz, Serhat söyledi.” dedi. “Evet evde yumurtam bitmişti de, o yüzden rahatsız etmiştim. Ama şimdi ben de markete çıkmak için giyiniyordum.” dedim. “Aaa, lafı mı olur canım, komşuyuz şurda, ben getireyim hemen, hem market kapanmıştır artık, boşuna gidersin!” dedi. Aslında gerçektende saat geç olmuştu, market akşamları saat 8.30 – 9 gibi kapanıyordu. “Peki ozaman, sağolun, ama olmadı böyle…” dedim. “Önemli değil, ben getiririm birazdan!” deyip aşağı kata yöneldi. Ben de kapıyı tam kapatmadan, üstüme birşey geçirmek için odama geçiyordum ki, odama girer girmez, Eda hanım koşar adım kapıya gelmişti bile, kapıyı tıklattı. Ben de, “Buyur buyur, kapı açık!” diyerek yine sütyenimle odamdan çıktım. Ama birden şok geçirmiştim. Çünkü gelen Serhat idi ve beni sütyenimle göğüsler fora bir şekilde görmüştü. Birden, “Ayy pardon!” diyerek, ikimiz de özür diledik ve ben odama kaçtım. Serhat da kafasını öbür tarafa çevirerek beklemeye başladı…

Hemen elime ilk geçen Body’yi üstüme geçirip dışarı çıktım. Serhat hemen, “Özür dilerim abla, sen gel içeri deyince ben de girmiş bulundum, annem yumurta yolladı!” deyip yumurtaları uzattı. “Asıl ben özür dilerim ablacığım, annen sandım seni!” dedim. Serhat ta tekrar, “Pardon abla!” deyip, geldiği gibi yine koşar adım evine gitti. O yaştaki çocuğa resmen göğüs şovu yapmıştım elimde olmadan. Ama benim üzüldüğüm konu o değil, çocuğu utandırmış olmamın verdiği burukluktu.

Aradan geçen zamanla, Eda hanımla samimiyetimiz ilerlemiş, artık ona abla diye hitap etmeye başlamıştım. Eda ablanın kocası genç yaşta vefaat etmişti ve oğlu Serhatla yaşıyorlardı. Eda abla bir muhasebecinin yanında çalışıyordu. Serhat ise Liseye gidiyordu. Okul tatil olduğu için Serhat evde yalnız kalıyor ve babasının erken vefaatı sebebiyle, insanlarla fazla konuşmayan, içine kapalı bir genç olarak zamanını geçiriyordu. Anlayacağınız çok az arkadaşı vardı ve tekbaşına Bilgisayar başında zaman geçiriyordu. Eda ablayla artık samimiyetimiz ilerlediği için, bana, bazı günler o yokken evine gidip Serhat’a yiyecek birşeyler hazırlayabilirmiyim diye sormuştu. Ben de, “Olur abla, ne olacak elime mi yapışacak!” diye kabul etmiştim.

Ertesi gün öğlen alt kata inip Serhat’a birşeyler hazırlamak kapıyı çaldım. Serhat açtı kapıyı, “Merhaba Merve abla, gel buyur, yemek işi sana kaldı ha, annem söyledi, zahmet olacak!” dedi. Ben de, “Yok canım olur mu öyle şey!” deyip içeri girdim. “Ne istersin? Ne hazırlayım sana?” dedim. Kıymalı makarnaya bayılırmış, yapmak için mutfağa girdim ve “Sen bak işine, ben hazırlarım!” dedim. Serhat teşekkür edip odasına gitti.

Yemeği hazırlamıştım. Serhat’a seslendim, “Serhatçığım makarna hazır, istediğinde yiyebilirsin, ben çıkıyorum eve!” dedim. Ama içerden cevap gelmedi. “Serhat?” diye ikinci seslenmemde de karşılıksız kalınca, usulca yarım açık olan kapısından içeri baktım. Serhat yatağına uzanmış, gözleri kapalı, kulağında kulaklıkla müzik dinliyordu. Üstündeki kolsuz tişörtten, yaşına göre kaslı kolları ve altındaki şorttan belli olan önündeki kabarıklık, yıllar önce Soner abiyle yaşadığım günleri aklıma getirmişti ve içim bir hoş olmuştu birden. Ses çıkarmadan bir süre izledim ve sonra kapıdan içeri bir adım girip, biraz daha yüksek bir sesle, “Serhattt!!!” diye seslendim. Bu kez duydu ve “Merve abla kusura bakma müzik dinliyordum!” deyip ayağa kalktı. Kalkmaz olaydı, ayağa kalkmasıyla birlikte, önünde, şortundan dışarı çıkmak istercesine duran o kabarık yarağı gözüme çarptı ve beni mahfetti. Gerçekten de Serhat’ın yarağı çok büyük görünüyordu. Yıllardır kocamla çok mutluydum, sex hayatımız da harikaydı, ama serhatın yarağı aklıma Soner abinin yarağını getirmişti ve çok tahrik olmuştum…

Yanıma gelerek teşekkür etti ve beni kapıya kadar yolcu etti. Eve döndüğümde içimde yıllar öncesinden kalan Soner abinin yarağının görüntüsü vardı. Ve amım sırılsıklam olmuştu. Hemen odama geçip, Soner abinin yarağını düşünerek, amımı okşamaya başladım. Hayalimde o koltuğun üstünde oturuyor, ben de yarağını yalayarak ağzıma alıyorum, emiyorum ve o da ağzıma, yüzüme, boynuma ve göğüslerime boşalıp bana sperm banyosu yaptırıyordu. Ama bu kez farklıydı, çünkü hayalimdeki yarak Soner abinindi, ama yüz Serhat’ın yüzü olmuştu birden. Ve bu beni dahada tahrik ediyordu. Hayalimdeki Soner abi modelinin yerini Serhat aldı, artık onun sikini yaladığımı hayal etmeye başladım ve hayalimde onun yüzüme boşalmasıyla, ben de sessiz sessiz, “Serhat sik beni! Sik beni Serhat!” diye diye boşaldım. Kendime geldiğimde bu düşündüklerimden utanmıştım, nede olsa artık evli barklı bir kadındım ve bu tür şeyler çocukluğumda kalmıştı. Artık kocamdan başka bir erkek düşünemezdim ve bunu küçük bir kaçamak kabul ederek duşa girdim.

Aradan birkaç gün geçmişti ve ben tekrar yemek hazırlamak için Eda ablanın avine indim. Serhat açtı kapıyı ve buyur etti, sonra herzamanki gibi odasına geçti ve ben mutfakta yiyecek birşeyler hazırladım. Bir ara Serhat’ı mutfağın kapısında gördüm. Gülümsedim ve “Ne dikiliyorsun orda?” dedim. O da gülümseyerek, “Hiiç… Seni izliyorum… Çok güzel kokular geliyor, ne pişiriyorsun?” dedi. “Tavuk sote yapıyorum!” dedim. Gelip tavaya baktı ve “Oooo gerçekten harika kokuyor!” dedi. Ama bu sırada arkamdan bana oldukça yaklaşmıştı ve sanki benim kokumdan bahsediyor, benim kokumu içine çekiyordu. Bu beni heycanlandırmıştı ve aklıma evde yaptığım mastürbasyon geldi. Serhat tavaya bakarken, “Çok güzel kokuyor, nefissss!” deyip biraz daha yaklaştı ve azda olsa popoma dokundu. Ben artık iyice ıslanmıştım. Acaba bilerek mi yapıyor diye düşünürken, “Abla ben duşa girsem ayıp olurmu?” dedi. “Yok ablacığım, neden ayıp olsun, bak işine!” diyebildim sadece.

Banyodan su sesi gelmeye başlamıştı. Ama ben hiçte iyi değildim, içimden bir ses gidip Serhat’ı röntgenlememi söylüyordu. İçimden sanki bir orospu konuşuyordu, (Serhat’ın yarağını merak etmiyor musun? Git ve bak!) diyordu. Daha fazla dayanamayıp banyonun kapısına gittim, anahtar deliğinden baktım ve tam karşımda, duşun altında 31 çeken Serhat’ı gördüm. Yarağı kocamandı ve hızlı bir şekilde okşuyordu. Bir anda amım sırılsıklam olmuştu, adeta şelale gibi akıyordu sularım. Dayanamadım ve delikten bakarken amımı okşamaya başladım. Altımda ince penye bir eşofman vardı. Sularımın eşofmanın önünü ıslatmasından korkuyordum ve biraz aşagı sıyırıp külodun üstünden okşamaya başladım. Serhat ta iyice hızlanmıştı. O anda içeri girip kendimi ona siktirmek için yanıyordum, ama cesaret edemiyordum buna. Bu düşüncelerin arasında Serhat’in boşaldığını gördüm ve o anda kendime gelip hızlıca toparlandım ve mutfağa kaçtım. Serhat banyodan çıkmış ve odasına girmişti. Aklımda onla yatmak vardı sadece, kendimi zor tutuyordum. Serhat’a, “Yemeğin hazır canım, ben çıkıyorum yukarı!” deyip, hemen kaçtım ordan. Eve geldim ve Serhat’in yarağını düşünerek matürbasyon yaptım, kendimi tatmin ettim.

Akşam üstü olmuştu, kocamın eve gelip beni sikmesi için sabırsızlanıyordum. Çünkü ancak kocamla bu azgınlığım üstümden gidecekti. Kocamı aradım ve “Aşkım ne zaman geleceksin?” dedim. Ama aksilik bu ya, “Hayatım bu gece biraz geç kalacağım, yetiştirmem gereken işler var!” dedi. Umutlarım yıkılmıştı ve çaresiz geç saatte de olsa kocamın gelmesini bekleyecektim. Saat daha 6 idi ve kocam eve erken geldiğinde bile 9 da anca evde oluyordu. Yani bu gece saat 11-12’ye kadar kudurmaya devam edecektim. Ben de gece için hazırlanmaya karar verdim, bir duşa girdim ve vücudumdaki bütün kılları aldım. Duştan çıkıp saçımı makyajımı yaptım ve kocamın sevdiği siyah iççamaşır takımımı giydim. Dantelli ve sexy bir takımdı, kocam beni böyle görünce deli gibi sikecekti. Üstüme de dizüstü eteğimi giydim ki, kapı çaldı. Saate baktım, 9.30 idi, kocam erken gelerek bana sürpriz yapmıştı. Üzerimde sütyenle kapıya koştum yine. Kapıyı açtım ve “Bekle 1 saniye, girme daha!” dedim. Ses gelmedi, bekliyordu. Eteğimi biraz yukarı çekerek koltuğun üstüne hafif domaldım. Çok sexy göründüğümden emindim ve şuh bir sesle, “Gel tamam!” dedim…

Ama birkez daha şok olmuştum, çünkü gelen yine Serhat idi. Çocuk içeri girdi ve ne oldugunu anlamadan öylece donakaldı. Ben de şoktaydım. (Bu Serhat’in evime ikinci gelişiydi ve beni yine yarı çıplak görüyordu. Ama bu kez farklıydı, çünkü ben de onu banyoda çıplak görmüştüm!). Gözüm hemen sikine kaydı. Siki kalkmıştı ve dışarı çıkmak ister gibi şortunu zorluyordu. “Pardon abla!” deyip kafasını öbür tarafa çevirdi. Ben de en yakın odaya kaçtım. İyice delirmiştim, ben kendimi ona siktirmemek için zor dururken, o sürekli yarı çıplak yakalıyordu beni. Odanın kapısına yaklaştı ve “Abla pardon yaa, yine kaza oldu! Annemden haberin varmı? Geç gelecekmiş te, yiyecek birşey varmı sende diye bakmaya gelmiştim!” dedi. Benden ses çıkmayınca, “Ama boşver abla, yemesemde olur, beklerim annemi…” dedi. Üzülmüştüm, sonuçta suç bendeydi, çocuk nerden bilsin onu kocam sandığımı.

“Bekle bekle!” dedim odadan çıktım, ellerimle göğüslerimi kapatıyordum. Onun ise siki halen sopa gibiydi. İçim iyice tuhaf oldu. O da bana bakıyordu. Güldüm ve “Alıştın artık beni böyle görmeye haa?” dedim. Güldüğüm için o da rahatlamıştı ve gülümsedi. “Gel mutfağa bakalım!” dedim. Artık tahrik olmamın da verdiği rahatlıkla ellerimi göğüslerimden çektim. Ama onun arkamdan popoma baktığını hissediyordum. İyice orospuluk damarlarım kabarmıştı, resmen istiyordum 16 yaşındaki çocuğu. Buz dolabının kapağını açtım ve eğildim. Önünde kısa eteğimden popomun göründüğünden emindim. Artık çok azmıştım, kafamı ona çevirip, “Yemek istediğin özel birşey varmı? Yoksa ben ne verirsem ona razımısın?” dedim gülümseyerek. Bakışları çok farklıydı, bana yıllar önce benim Soner abiye baktığım gibi bakıyordu. “Sen ne verirsen yerim Merve abla!” dedi, ama artık gülmüyordu. “Gel bakalım!” dedim. Yanıma yaklaştı. Ben halen eğilmiş bakıyordum. İyice yaklaştı ve artık tam arkamdaydı…

Kendimi ona doğru götürdüm ve popomu sikine temas ettirdim ve arkamı döndüm, “Ooooo Serhat, ne değiyor bana öyle?” dedim sexy bir sesle. Birşey diyemedi çocukcağız. Popomu sikine biraz daha bastırarak, “Nekadar kalın, sopa mı?” dedim. Serhat fazla dayanamadı ve belimden kendine çekti, iyice yerleşti siki götüme ve “Hayır merve ablacığım, o benim şeyim!” dedi. İyice azmıştım ve “Neyin Serhat? Söyle hadi!” dedim. Gözlerimde sikilmeye hazır bir bakışla ve sexy sexy söylüyordum bunu. Serhat delirmiş gibi bakıyordu ve “Yarrağım Merve abla!” dedi. Gülümsedim, “Ooo nekadar sert o öyle! Peki nereye değiyor şuan farkındamısın?” dedim. “Hayır Merve ablacığım, söyle nerene?” dedi. Sanki yıllar önce Soner abiyle yaşadığım an gibiydi herşey. Gözlerine baktım ve “Amcığıma değiyor canım!” dedim ve bir hamlede külodumu yana çekip, “Bak görüyor musun amcığımı? Yalamak ister misin? Hadi yala amcığımı!” dedim.

Serhat delirmişti, birden amıma yumuldu ve yalamaya başladı. “Oohh Merve abla, çok tatlı amın!” diyordu ve beni delirtiyordu. İyice kendimden geçmiştim ve dönüp sikini okşamaya başladım. Sonra sikini dışarı çıkarıp amıma sürüp başını ıslattım, artık içime girmeye hazırdı. Sikinin başını amımın deliğine yerleştirip, “Hadi!” dedim. Ve Serhat içime girip çıkmaya başlamıştı. Okadar kalın ve sıcaktı ki, dayanamıyordum. Yaklaşık 4-5 dakika o şekilde amıma pompalayıp beni boşalttı. O daha boşalmadan, “Yeter!” deyip ayağa kalktım ve “Şimdi sıra benim isteğimde!” dedim ve salona götürdüm, onu koltuğa oturttum. Siki kocamandı ve önümdeydi. Yıllarca Soner abiye yaptığımı hayal ettiğim ve son zamanlarda aynı şeyi Serhat’a yapmak için delirdiğim şeydeydi sıra. Sikinin başını iştahla emip yalamaya başladım. Serhat delirmişti ve “Oohhh, Merve ablamm benimm, karıcığımm benimmm!” deyip, saçımdan tutup ağzıma vermeye devam ediyordu. Ben de ona yıllar önce aynı Soner abiye dediğim gibi, “Sik beni Serhat! Amımı, götümü, ağzımı, heryerimi sikkk erkeğimmm!” diye inliyordum….

Serhat daha fazla dayanamadı ve şiddetli bir biçimde ağzıma yüzüme fışkırtmaya başladı. Ağzımdan çenemden akan spermler göğüslerime doğru süzülüyordu ve ben halen Serhat’ın yarrağını yalamaya devam ediyordum. Serhat’i boşaltmıştım, şimdi ben de boşalmalıydım. Onu yatırdım koltuğa ve amımı ağzına dayayıp sürtünmeye başladım. Saniyeler içinde ikinci kez boşalıp Orgazm oldum. Serhat’ın da ağzı yüzü amımın sularıyla yıkanmıştı…

Hemen kalktım, onu da kaldırdım ve “Birazdan kocam gelir, çabucak gitmen lazım aşkım!” deyip dudaklarından öpüp evine yolladım…

238 toplam görüntülenme, 0 bugün

Tesettürlü Bayanla Yaşadığım Güzel Sex

Genel 7 Ağustos 2020

Merhaba, adım Vural. 42 yaşındayım ve evliyim. 25 yıldır fotoğrafçılıkla uğraşıyorum. Kendime ait bir stüdyom var. Genelde giyim firmaları için katalog çekimleri yapıyorum. Elbise, mayo vs. çekimleri için gelen modellerle ilişkilerim oldu. Bunlar genelde üniversite öğrencileri olurdu. Yüzü ve fiziği güzel kızlardı çoğu. Karımda bulamadığım cinsel tatmini onlarda buluyordum. İyi kazandığım için maddi problemim yoktu. Ceplerine parayı koyunca onları istediğim gibi sikiyordum. Bir kısmı bakireydi, o yüzden onları sadece götlerinden sikerdim. Bazıları da artık işi orospuluğa vurmuştu. Ben daha bir şey söylemeden amlarını sergilerlerdi. Modellerin soyunma odasına gizli kamera koymuş, onlar soyunurken izler, görüntülerine bakarak da 31 çekerdim. Sikemediklerim için de kendimi böyle avutuyordum.

Bir gün modellik ajansından aradılar. Kıyafet çekimi olacağını söylediler. Firma, çekimi yapılacak elbiseleri getirecek, ajans da fotomodeli gönderecekti. Bir saate kalmadan firmadan geldiler ve elbiseleri bırakıp gittiler. Bu sefer çekim için gelecek modeli beklemeye başladım. Kısa bir süre sonra orta yaşlı, kapalı bir kadınla genç bir kız geldi. “Buyurun, nasıl yardımcı olabilirim?” diye sordum. Kadın, “Bizi ajanstan yolladılar, burada çekim yapılacağını söylediler.” dedi. Kız annesiyle beraber gelmişti, 19-20 yaşındaydı. Kız uzun boylu, genç ve güzeldi, ama utangaç ve içine kapanık olduğu da belliydi. Annesi ise 40-42 yaşlarında vardı. Annesinin üzerinde uzun bir etek ve gömlekle, başında renkli bir türbanı vardı. Güneş gözlüklerini türbanının üzerine çıkarmıştı. Ayağında da topuklu ayakkabı.

“Evet, ben de sizi bekliyordum…” dedim. İşyerinde benden başka kimse yoktu, o nedenle çekim esnasında kimse rahatsız etmesin diye kapıyı içerden kilitledim. Daha sonra kendilerine çekimin aşağıda yapılacağını ve oraya inmemiz gerektiğini söyledim. Annesi ve kızı önümden geçip aşağı inerlerken, annesinin sallanan götü sikimin sertleşmesine sebep oldu. İnce eteğinin altından külot izi belli oluyordu. Daha önce de birkaç kez annesiyle gelen kız olmuştu. Ben çekimle ilgili konuları anlattım. Kız başıyla anladığını belli ederken, annesi köşede oturmuş, etrafa bakıyordu. Ben kıza soyunma odasını gösterdim. O sırada annesi, “Elbiseler açık saçık değil, dimi?” diye sordu. Ben de, “Hayır, bu normal bir elbise çekimi, pantolon, gömlek, elbise falan. İsterseniz siz de içeri girip bakın.” dedim. Kadın, “Yoksa babası keser ikimizi!” dedi ve kızıyla beraber içeri girdi.

Birkaç dakika sonra kız üzerinde elbise ile çıktı. Annesi de beraberinde çıkmış, köşede çekimi izliyordu. Ben kızın resimlerini çekmeye başladım. İçerisi oldukça sıcaktı. Kapalı bir ortamdı ve spotlar da sıcaklığı artırıyordu. Klima birkaç gün önce bozulmuştu ve halen yaptıramamıştım. Annesi sonunda, “Ay burası çok sıcak, ben içerde oturacağım.” diyerek soyunma odasına girdi ve çekim boyunca orada kaldı. Çekimler birkaç saat sürdü. Neyse, akşamüzeri işimiz bitti. Kıza ve annesine teşekkür ettim. Beraber ayrıldılar. Ben de yapılan çekimler üzerinde çalışmaya başladım. Saat geç olmuştu ve ben de yorulmuştum. Soyunma odasındaki kameranın kaydını izlemek istedim. Açıkçası bu kızdan iş çıkmazdı, ama en azından vücudunu görmek istiyordum. Aşağı indim. Bilgisayarı açıp izlemeye başladım. Görüntülerde kız üzerindekileri çıkarıp, kıyafetleri giyiniyor, tabii bu sırada sutyen, külotla kalıyordu. Biçimli ve düzgün bir vücudu vardı. Ama görüntülerde beni asıl şok eden annesi olmuştu. Annesi de kızıyla beraber elbiseleri deniyordu…

Kadın önce eteğini aşağı sıyırıp çıkardı. Ardından gömleğini. Sutyen ve külotla kaldı. Biraz göbeği vardı. Vücudu beyazdı, güneş görmemişti. Türbanı halen başındaydı. Askıdaki elbiselerden birini alıp giyinmeye çalışıyordu. Elbise vücuduna biraz dar geldiği için yapamıyor, kızından yardım istiyordu. Bu sırada kızı devamlı, “Anne, ne yapıyorsun, bırak şunları!” diyor, ama annesi “Ne var kız, bir bakayım şöyle!” diyordu. Birkaç gün önce bir mayo çekimi olmuştu ve çekim için getirilen mayo ve bikiniler odada duruyordu, henüz almaya gelen olmamıştı. Kadın bikinilerden birini aldı. (Ben de ekran başında elim sikimde kadını izliyordum!). Sutyenini açınca koca memeleri löpür löpür sallanmaya başladı. Üzerindeki pamuklu beyaz külotu çıkarınca, amı ve götü ortaya çıktı. Amı biraz kıllıydı. Kadın bikini altını alıp giymeye çalıştı, ama biraz küçük geliyordu, yine de giymeyi başardı. Odada aynanın karşısında sağa sola dönüyordu. Bikini altı kadının götünde tanga gibi kalmış, götünün arasına girmişti…

Kızı, “Anne, ne yapıyorsun böyle? Çıkar şunu!” dediğinde, “Kızım ne var? Baban izin vermiyor böyle şeyler giymeme, bir bakıyorum şöyle, nasıl bir şeymiş bu diye. Ne olacak yani, yemedim ya!” diyordu. Görüntülerin sonunda kadının bikinilerden birini kızına belli etmeden çantasına attığını gördüm. Galiba bikini giymeyi çok sevmişti. Kadın bu şekilde elbiseleri, mayo ve bikinileri denemişti. Ve bunu yaparken bütün vücudunu sergilemişti. Amı, götü, memeleri olduğu gibi ortadaydı. Sikim kazık gibi oldu. Koltukta oturmuş, ekran başına kilitlenmiştim. 31 çekmeye başladım…

Ertesi gün dayanamadım ve ajansı arayıp, çekim için gelen kızla görüşmem gerektiğini söyledim. Kızın numarasını verdiler. Biraz sonra tekrar aradım. Kıza ulaşamadığımı, evinin yada bir yakınının telefonunu istedim. Bana annesinin cebini verebileceklerini söylediler. “Olur!” dedim. Numarayı aldım. Annesinin adının da Hayriye olduğunu öğrendim bu arada. Aradım, kendimi tanıtınca hemen hatırladı. Kendisine kızının resimlerini, TV yapımcısı bir arkadaşımın gördüğünü ve çok beğendiğini, kızını bir reklam filminde oynatmak istediğini söyledim. Çok sevindi, kızıyla konuşacağını söyledi. Ben de, “Bu aşamada daha kızınıza haber vermeyin, bu konuyu önce sizinle konuşmamız gerekiyor. Yapımcı arkadaşım yarın öğleye doğru saat 11 gibi burada olacak, gelirseniz kızınızın alacağı ücreti falan detaylı konuşuruz!” dedim. Biraz tereddüt etti, ama işin ucunda iyi para ödeneceğini duyunca, “Tamam, yarın 11’de orada olurum!” dedi. Beklediğim olmuştu. Ertesi gün yapacağım çekimleri iptal ettim.

Sabah erkenden işyerime gittim ve Hayriye’yi beklemeye başladım. Saat tam 11’de geldi. Pembe renkli uzun bir etekle, pembe türbanı vardı. Üzerinde de krem renkli diz altına gelen bir pardesü. Güneş gözlükleriyle birlikte çok sexy görünüyordu. Geçen sefer giydiği beyaz renkli topuklu ayakkabıları yine ayağındaydı. Altına parlak ve ince ten renkli çorap giymişti. Kendisine çay ikram ettim. “Hani, reklamcı arkadaşınız gelmedi mi?” deyince, konuyu daha fazla uzatmanın gereği yok diye düşünerek, soyunma odasındaki kameranın kaydettiği kadının çıplak resimlerini koydum önüne. Resimleri görünce bir anda yüzü değişti, kıpkırmızı oldu. Hiçbir şey söylemiyor, resimlere tek tek bakıyordu. Ben sessizliği bozdum ve “Hayriye hanım, siz mankenliğe bayağı meraklıymışsınız. Üstelik vücudunuz da buna müsait!” dedim. Bunu duyunca bana bağırmaya ve küfretmeye başladı. Elimle ağzını kapadım ve “Bana bak, ya beni memnun edersin, yada bunları kocana gösteririm! Haa, bir tane bikiniyi de çantana attığını görmedim sanma!” dedim.

Bu sefer gözleri doldu ve ağlamaya başladı, “Yalvarırım, böyle bir şey yapma. İstersen para vereyim, ama böyle bir şey mümkün değil. Olamaz!” diyordu. Ben de, “Ne parası ulan, istersen ben sana para vereyim. Seni sikmek istiyorum ben!” dedim. Hayriye ağlamaya devam ederken dükkanın kapısını içerden kilitledim ve “Hadi, bu işi fazla uzatmayalım. Başka şansın yok. Neden kızınla çekimlere geldiğin belli oldu. Nerdeyse bütün mayoları, bikinileri giymişsin!” dedim. Hayriye bana hakaretler, küfürler ediyor, “Çoluğum çocuğum var, yapma, etme!” deyip duruyordu. “Kızımın da görüntüleri var mı?” diye sorunca, “Benim kızınla işim yok, ben seninle ilgileniyorum!” dedim. Ağlamaları biraz kesilmişti…

Onu elinden tuttum ve aşağıya götürdüm. İçerisi karanlıktı, bütün ışıkları açtım. Hayriye’ye platformun ortasına geçmesini söyledim. Ben de makinemin başına geçtim. Hayriye’nin resimlerini çekmeye başladım. Pardesüsünü çıkarmasını söyleyince çıkardı. Pembe uzun eteği ve beyaz gömleği ile kaldı. Dar gömleğinin altından memeleri ve sutyeni belli oluyordu. Türbanı halen başındaydı. Ona, “Gömleğinin düğmelerini yavaş yavaş aç!” dedim. “Lütfen yapma, ne olur!” dese de, sonunda düğmelerini açmaya başladı. Sikim gittikçe sertleşiyordu, bir taraftan resim çekmeye devam ediyordum. Sonunda düğmeleri tamamen açtı, sutyeni ortaya çıkmıştı. Memeleri sutyeninden taşacakmış gibiydi.

Gömleğini yanlara açmasını, ama çıkarmamasını söyledim. Dediğim gibi gömleğinin önünü yanlara iyice açtı. Bana bakmıyor, sürekli başka tarafa bakıyordu. Bu şekilde de resimlerini çektikten sonra, “Tamam, şimdi çıkar gömleğini!” dedim. Kol düğmelerini açtı ve gömleğini çıkardı. Şimdi üzerinde sadece sutyenle kalmıştı. Ona sürekli, “Sağa dön, sola dön, arkanı dön!” gibi komutlar verdikçe dediklerimi itiraz etmeden yapıyordu. Elimle işaret ederek sutyenini açmasını söyledim. Bu kez itiraz etti, ama ben ısrarlı olduğumu söyledim. Arkadan kopçasını açınca sutyeninden taşan memeleri öne doğru fırladı. Aynen görüntülerdeki gibi dolgun ve büyük memeleri sallanıyordu. Ancak sarkmışlardı. O şekilde de resimlerini çekmeye devam ettim.

Sıra uzun pileli eteğine gelmişti. Eteğini de çıkarmasını istedim. Arkadaki küçük fermuarını açarak eteğini aşağı sıyırdı. Eteği tamamen sıyırıp çıkarınca, diz üstüne gelen parlak naylon çoraplı bacakları ortaya çıktı. Bembeyaz kalçaları gün yüzü görmemişti, üzerinde yine geçen günkü gibi pamuklu, beyaz bir külot vardı. Külot kalçalarını, kasıklarını sıkıyordu. Arkasını dönmesini işaret ettim. Dönünce küçük külotunun koca götünün yarısını anca kapladığını gördüm. Sikim kazık gibi olmuştu ve pantolonum artık rahatsızlık veriyordu. Ben de soyunmaya başladım ve kısa sürede çırılçıplak kaldım. O sırada Hayriye’nin sırtı bana dönüktü. Bana doğru dönmesini söyledim. Dönünce önümde sallanan kalkık yarağımla karşılaştı. Yüzünü elleriyle kapadı ama ben açmasını söyledim…

Yavaşça ellerini yüzünden çekti. Biraz önce yüzüme bakmayan Hayriye bu sefer sürekli bana ve yarağıma bakıp duruyordu. Hayriye’nin amının kılları külotunun kenarlarından belli oluyordu. Kalçalarında alınmamış tüyler olduğunu gördüm. Bu şekilde de resimlerini çektim. Ama benim de sabrım sınırına dayanmıştı. Bir an önce yarağımı amına sokmak için yanıyordum. Bu sefer külotunu çıkarmasını söyledim. İtiraz etmedi. Küçük külotunu kenarlarından tutarak bacaklarından sıyırdı ve çıkardı. Amı etliydi. Am dudakları kahverengi ve büyüktü. Amının etrafındaki kılları epey bir zamandır almadığı belliydi. Yine sağa, sola dönmesini söylüyordum, o da itiraz etmeden dönüyordu. Bu sefer sırtını bana dönüp domalmasını söyledim. Dediğimi yaptı ve ellerini dizlerine dayayarak eğildi. Ben fotoğraf makinesiyle zoom yaparak amına odaklanıyordum. Göt deliğinin etrafı kıllarla çevriliydi. Göt deliği kılların ortasında kara bir çukur gibi duruyordu.

Tekrar doğrulmasını söyledim. Artık onu sikmek için sabırsızlanıyordum. Kalkık yarağımı sıvazlayarak yanına yaklaştım. Ayağındaki topuklularla boyu 1.75 kadar vardı. Onu elinden tuttum ve köşedeki masaya tutunarak domalmasını söyledim. Domalınca bacaklarını iyice açtım, amı tamamen ortadaydı. Başını arkaya doğru çevirip, “Lütfen söz ver, sadece aramızda kalacak bu olanlar, dimi?” dedi. Ben de, “Sen merak etme!” dedim. Yarağımı tuttum ve yavaş yavaş amına sokmaya başladım. Hayriye, “Ahh, ımm!” diye söylenmeye başladı. Önce yavaş, sonra hızlı hareketlerle amına sokup çıkardıkça, Hayriye de, “Ahh, ımm, ohh!” diye sesler çıkarıyordu. Ben kalçalarından tutmuş onu kendime çekiyordum, yarağımı taşaklarıma kadar amına sokarken onun da zevk aldığı belliydi. Amının içi sıcacıktı ve cayır cayır yanıyordu. Amı yaşından dolayı genişlemişti, yarağımı sokup çıkarırken zorlanmıyordum…

Bir süre sonra Hayriye amını yarağıma bastırmaya başladı. Başını sağa sola salladıkça başındaki türbanı sallanıyordu. Onu hızlı hızlı sikerken masaya sıkıca yapışmıştı, her bir yarak darbemle masa da yerinden oynuyordu. Bir ara türbanının üzerine çıkardığı güneş gözlükleri başından kaydı ve öne doğru fırlayıp yere düştü. Daha önce pek çok kadınla sikiştiğim için deneyimliydim, o nedenle bir makine gibi Hayriye’yi sikmeye devam ediyordum. Onunsa böyle bir sikiş yaşamadığı belliydi. Hayriye sanki nefesi kesilecekmiş gibi soluk alıp veriyor, inliyordu. Bir süre sonra yarağımı amından çıkardım, bana doğru çevirdim. Yüzünü dönünce dudaklarına yumuldum. Vücutlarımız birbirine değdikçe azgınlığım artıyordu. Memelerini göğsümde hissediyordum. Onun da istekli olduğu belliydi. Kollarını boynuma dolamasını söyleyince nefesimi kesecekmişçesine bana sarıldı. Başındaki parlak türbanı tenime değdikçe daha da azıyordum…

Onu kalçalarından tutarak kucakladım. Hayriye bacaklarını belime dolamış, boynuma sıkıca sarılmıştı. Yüzünü, dudaklarını, boynunu öpüp kokladıkça daha da zevk alıyordum. O güne kadar pek çok kadın siktiğim halde böylesine zevk aldığımı hatırlamıyordum. Onu masanın üzerine sırt üstü uzandırdım. Ayağında halen naylon çorapları ile topukluları vardı, o şekilde bacaklarını havaya kaldırdım ve yanlara doğru iyice açtım. Yarağımı yavaş yavaş amına sokmaya başladım tekrar. Hayriye yine inliyordu. Hızlanmaya başladım. Kasıklarım kalçalarına çarptıkça, (şlap şlap şlap) sesleri çıkıyordu. Hayriye masanın kenarlarından sıkıca tutunmuş inliyor, koca memeleri sallanıp duruyordu. Masa, üzerindeki ağırlık nedeniyle gacır gucur sesler çıkarıyor, sanki kırılacakmış gibi yerinde oynuyordu…

Hayriye’nin bacaklarını omzuma attım ve memelerini avuçladım. Bir taraftan yarağımı matkap gibi amına sokup çıkarıyor, bir süre amında bekliyor; bazen yavaş, bazen hızlı hızlı sikmeye devam ediyordum. Hayriye’nin yüzünde ağlıyor gibi bir ifade vardı, masa şiddetle sallandıkça, inlemeye devam ediyor, masaya daha sıkı tutunuyordu. Ben memelerini sıkıca avuçlayıp, yoğurdukça daha büyük bir zevk yaşıyordu. Memelerinin üzerindeki ellerimi sıkıca tuttu, başını sürekli sağa sola sallıyor, derin derin inliyordu…

O zamana kadar pek çok kadın sikmiştim ama böylesi bir zevki hiçbiri bana vermemişti. Hayriye yaşından ve görünümünden oldukça uzak, azgın ve sikişken bir kadındı. Kocasının onu doyuramadığı belliydi. Amının içine girip çıkan yarağım onu zevkin doruklarına uçuruyordu. Şimdi bir eliyle memelerini avuçlamış elimi sıkıca tutuyor, diğeriyle de içinde yarağım çalışan amını üstten ovalıyordu. Her iki bacağı da omzumdaydı. Naylon çoraplı bacakları sikerken öne arkaya gidip geldiğimde, pat pat diye omuzlarıma çarpıyor, yay gibi sallanıyordu. Ayağındaki topuklu ayakkabıları ile birlikte ayakları başımın her iki yanında tavana doğru uzanıyor, sağa sola sallanıyordu. Yüksek topuklu giyen kadınları her zaman sevmişimdir. Şimdiyse ayağında topukluyla bir kadını sikiyordum. Hayriye artık aldığı zevkten inlemeyi bırakmış, adeta çığlık atar gibi sesler çıkarmaya başlamıştı. Koca salonun içinde sesleri duvarlara çarptıkça yankılanıyordu. Sürekli, “Ohh, ahh, uhh, devam et, ahh, ımm!” diye bağıra çağıra inliyordu.

Spotlar yanıyordu, bütün pencerelerde kapalı olduğundan içerisi çok sıcaktı. Dakikalardır Hayriye’yi sikiyordum, ikimizin de vücutları ter içinde kalmıştı. Artık boşalacağımı anlamıştım. Daha da hızlı amının içinde gidip gelmeye başladım. Kalçalarına çarpan ter içindeki vücudum yine (şlap şlap şlap) sesleri çıkarıyordu. Hayriye’nin çığlıkları, inlemeleri birbirine karışmıştı. Bir eliyle halen amını ovalamaya devam ederken, diğeriyle masadan sıkıca tutunmuştu. O esnada yarağımı amından çıkardım, bacaklarını iki yana iyice ayırınca, döllerim yarağımdan büyük bir tazyikle fışkırdı. Döllerim Hayriye’nin yüzüne, boynuna, memelerine, göbeğine bulaşmıştı. Yarağımı kökünden sıvazlayarak tüm döllerimi dışarı çıkarıyor, karnına, amının kıllarına boşaltıyordum. Bu sırada Hayriye de boşalmıştı ve kesik kesik inliyordu.

Boşalmamız birkaç dakika sürmüştü. Üzerine akıttığım döllerim nedeniyle iğrenir gibi olmuştu. Doğrulmak için çabalıyordu. Onu elinden tutup yavaş yavaş kendime çektim. Terden sırılsıklam olan sırtı sanki masaya yapışmış gibiydi. Doğruldu ve masanın üzerinde oturur vaziyette kaldı. Kağıt bir havlu verdim ve bununla yüzündeki, memelerindeki dölleri sildi.

Hayriye’ye sıkıca sarıldım ve “Hayatımda böyle zevk almadım!” dedim. “Ben de öyle! Kocam yıllardır bana böyle bir zevk ve mutluluk yaşatmadı. Zaten son iki yıldır hiç sikişmemiştik!” dedi. “Neden?” diye sordum. “Kendisi hasta, erkekliği öldü. İki yıldır kendi kendimi tatmin ediyorum!” dedi. “Merak etme bundan sonra ben varım. Ne zaman istersen emrindeyim!” dedim mutlulukla. “Hani tek sefer demiştin?” dedi bu kez. Ben de, “Senin tadını bir kere aldım, bir daha bırakmam. Korkma bu yaşananlar aramızda kalacak. Yeter ki sen de iste!” dedim. Boynuma sıkıca sarıldı ve uzun uzun öptü…

Sonra, “Saat kaç?” diye sordu. “İkiye geliyor.” dedim. “Benim gitmem gerek!” dedi. Onu kucakladığım gibi masadan kaldırdım. Bugünlük bu kadar yeterliydi. Sonuçta evli bir kadındı ve aramızda yaşananların ve yaşanacakların bilinmesini istemiyorduk. Bu nedenle ben de sabırlı davranmalıydım. Yoksa aslında istediğim Hayriye’yi defalarca sikmekti. Üzerimizi giyindik ve toparlandık. Birbirimize tekrar sarıldık. Ona, “Beni ne zaman istersen ara!” dedim. “Tamam!” dedi. Ona bir güneş gözlüğü borçlanmıştım, sikişmenin şiddetiyle başından fırlayan güneş gözlüğü yere çarpınca çerçevesi kırılmıştı. Ona, “Gelecek sefer borcumu öderim!” dedim gülerek. Dükkanın kapısını açıp kendisini yolcu ettim.

Hayatımın en zevk verici sikiş deneyimini yaşamıştım. Bir dahaki sikişeceğimiz seferi sabırsızlıkla bekliyorum…

177 toplam görüntülenme, 0 bugün

Yazlıkda Sikişmekden Havuza Giremedik

Genel 7 Ağustos 2020

Selam, ben Sasha (Saşa). 22 yaşında, güzel ve alımlı bir kızım (daha doğrusu kadınım diyelim, çünkü bakireliğimi kaybedeli çok oldu!). Annem Rus, babam Türk. İzmirde doğdum büyüdüm. Rusyaya dedemi ve kuzenlerimi ziyarete giderim sık sık. İzmir’de üniversitede okuyorum. Çok fazla erkek peşimdedir. Her gittiğim yerde o kadar çok içki ısmarlayan, konuşmaya çalışan erkek oluyor ki, kız arkadaşlarımla iki çift laf konuşamıyoruz.

Kız arkadaşlarım Pınar ve Selinle geçen yaz tatile çıkamadığımız için, bu yaz üç kız erkenden Bodruma gittik. Haziranın ilk haftasıydı, 10 gün kalacaktık. İlk gün etrafı keşfetmek istedik, otelden ayrılıp şehre indik. Alışveriş falan derken, yemek için bir Cafeye girdik. Cafenin sahibi garsonu başka müşteriye gönderip, bizimle kendi ilgilendi. Alışkınım böyle numaralara. Adam 35 yaşlarında, pis sakallı (hiç sevmem), kendince spor yapmış, sexylikten uzak bir tip. Yukardan göğüslerime bakıyor, ama nerdeyse eğilip açıp bakacak, utanmazın teki. “Siparişinizi alayım.” dedi, biz de söyledik. Gidiyor, yine geliyor, yapışkan şey, yok, “Sizin kola mıydı? Ayran mıydı?” ayağına kendine meme zifayeti çekiyor resmen. Pişman olduk oturduğumuza. Neyse, keyfimizi kaçırmamaya çalışıyoruz.

O sırada yan masada genç bir adam (Salih) gördüm, en fazla 28-29 yaşlarında, yanmış sexy bronz bir teni var. Durumu anladı sanırım, göz göze geldik. Kalktı masamıza geldi, Cafenin sahibinin duyacağı şekilde, “Kızlar sizi görmedim kusura bakmayın, neden aramadınız? Sizi almaya gelirdim!” dedi. Ben de oyunu hemen anladım ve devam ettim, “Telefonumu otelde unuttum, o yüzden arayamadık…” dedim, bizimkilere göz kırptım, onlar da anladılar durumu. Derken masasına geçtik, sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi, hep beraber sohbete başladık. Adam hem sexy hem kültürlü, bir anlatıyor ağzımız açık onu dinliyoruz. Bu arada Cafenin sahibi birdaha masamıza uğramadı. Bir saat falan oturduk, yemekler bitti, kahveler içildi. Salih anlatıyor, biz gülüşüyoruz, onu dinliyoruz. Çok keyifli bir adam. Ve ben ona göz koydum!

Salih anlatırken elleriyle dizlerimizi tutuyor, ama öyle kibar ki, rahatsız olmuyoruz. Derken, “Hadi kalkalım burdan, sizi içmeye götüreyim!” dedi. Biz de, “Olur!” dedik. Salih benle ilgilenmeye başladı, ama diğer kızları da ihmal etmemeye çalışıyordu. Yolda bize, “İsterseniz iki arkadaşım var, bu akşam buluşacaktık, onları da alalım, hem satmamış olurum onları…” dedi. Biz de, “Tabii!” dedik. Telefon etti, kibar konuşuyordu, “Yanımda kızlar var, nezih giyinin ayıp olmasın!” demeyi ihmal etmedi. Bindiğimiz Jeep bir sokak başında durdu, Salih kornaya bastı, arkadaşları sakin bir şekilde geliyorlardı. Biz kızlar birbirimize baktık, gelen adamlar en az Salih kadar hoştular. Arabaya bindiler, arka koltukta 4 kişi sıkıştılar, ama kızların hiç şikayeti yoktu, gülüşüyorlardı 4’ü de. Adamlar çok sexy kokuyorlardı. Salih te kokuyu almış ki, bana, “Torpido gözünü açar mısın hayatım?” dedi. Açtım. Çok kalite bir parfüm şişesi duruyordu, verdim. Birkaç kez sıktı boynuna ve göğsüne. Kokusu bana geldiğinde kendimden geçtim resmen, çok acayip bir kokuydu. Zevkten ona gülümsüyordum. Şişeyi tekrar bana verdi, yerine koydum.

Biraz sonra bir gece kulübünün önünde durduk. Valeye arabanın anahtarını verdi, “Patronun park yerine koy, büyük ihtimalle taksiyle döneceğiz!” dedi. Kulübe girdik. Müzik çıldırmış gibi bangır bangır. Herkes kopmuş. Dikkatler bize çevrildi. Birçok erkek yanındaki karıyı kızı unutup beni kesmeye başladı. Neyse ki Salih var diyordum içimden. Bu arada bizim kızlar kendi aralarında Salih’in gelen arkadaşlarını paylaşmışlar. Piste çıktılar, hemen dans etmeye başladılar. Çantalarını bana verdiler, biz Salih’le masaya geçtik. Oldukça kuytu, karanlık bir masaydı, zor görünüyorduk, ama biz pisti kolayca görüyorduk. Salih garsonu çağırdı, ‘Masayı donat!’ gibi bir işaret yaptı, sonra da bizim kızları işaret edip, “Kızlar bizimle, rahatsız eden olursa müdahele edin hemen!” dedi. Garson gidince beni öptü ve “Nihayet yalnız kalabildik…” dedi. Ben zaten kendimde değildim, iyice kopmuşum, öpücükten sonra direk kucağına oturdum, onu yiyordum resmen…

Ne kadar süre geçti bilmiyorum, biz yiyişirken bizimkiler masaya gelmişler, ama bizi rahatsız etmemek için ses etmemişler. Garsonun sesiyle döndüm, kızları görünce Salih’in kucağından kalkıverdim. Kızlar gülüyorlardı, ama onlar da kopmuşlardı, herkes yiyişmeye başladı. Salih heryerimi okşuyordu, ben de onu okşuyordum. Aletini görmek istiyordum, pantolonundan kurtarmak istiyordum, ama herkesin içinde yapamazdım. Bir saat kadar kaldık kulüpte, sonra ben, “Artık gitsek?” dedim. Salih’in üzüldüğünü farkettim. Bir öpücük kondurdum, “Aptal gece daha bitmedi!” dedim. Kızlarla toparlandık, Pınarın bütün düğmeler kopmuş, Selinin etek külodunun içine girmiş, herkes dağıtmış yani. Düzelttik kendimizi kapıya doğru yürüdük. Salih hesabı ödedi. Taksiler geldi. 3 ayrı taksiye bindik, ama hepimiz Salih’in evine gittik…

Woow! Ev değil saray. Otelimizden bile görkemli. Kocaman bir havuz. Manyak bir manzara. Eve girdik. Müzik açtı Salih, bana sarıldı. Loş ışıkta dans etmeye başladık. Aletini hissetmeye başladım göbeğimde. Utandı, “Afedersin, beni çok tahrik ediyorsun, kendime engel olamıyorum!” dedi. “Engel olmak zorunda değilsin!” dedim. Bu arada yukardan deli gibi inleme sesleri gelmeye başladı. Gülümsedim. Salonun öbür ucunda Selinle erkeği dans edip öpüşüyorlardı, demek ki bu sikişme sesleri en hızlımız olan Pınardan geliyordu. Selinin hiç aldırış ettiği yoktu. Ben de aldırış etmemeye karar verdim ve dansa devam ettik…

Dans ederken Salih’in kokusu bana sürekli aynı şeyi düşündürüyordu, onu çıplak görmek istiyordum. Onun üst kısmını soymaya başladım, Salih te kibar bir şekilde benim üst kısmımı soyuyordu. O pantolonla, ben sütyen etek, vücutlarımızı birbirine yapıştırdık, öyle dansa devam ettik. Popomu avuçlamak istiyordu, ama sanırım beni ürkütmemek için ellerini belimden aşağı indiremiyordu. Ellerini arkamdan tuttum, aşağı popoma indirdim ve kulağına, “Seni istiyorum!” dedim. Beni kucakladı ve salondan havuz başına götürdü, şezlongun üstüne yatırdı. İçeri gitti şampanya ve kadehlerle geri geldi. Ay ışığı altında çok romantikti. Şampanyalarımızı yudumladıktan sonra ben sütyen, etek ve külotttan kurtuldum. Salih de pantolon ve külodunu çıkardı. Aletini gördüm, o anda nefesim kesildi. Büyük bir bira kutusu kadardı. Elimi uzatıp tutmak istedim, yetişemeyince o yaklaştı tuttum ve inanamadım. Elim sarmıyordu aletini, okadar kalındı. Ne hissedeceğimi bilemedim o an. Sadece kafasını ağzıma alabilirdim, ama yine de yalamak istiyordum…

Kendime çektim, Salih çok heyecanlanıyordu. Siki ağzımda kalp gibi atıyordu. Onun bu heyecanı tuhaftı, sonuçta bu yaşa kadar hele böyle yarağı olan bir erkek, ilk defa sikişiyor olamazdı. Erkeğimin sikini emmeye doyamıyordum, ama şimdi de onu içimde istiyordum, hemde herşeyden çok. Bacaklarımı açınca önce biraz amımı yaladı. Zaten şimdiye kadar külodumu en az beş kez ıslatmıştım, bir de amımı yalayınca, kalan sıvılarımı da boşaldım. Artık beni sikmesini istiyordum, “Aşkım sok sikini içime, sik beni!” dedim, ama ses tonum biraz kadınsı biraz çocuksuydu ve Salih’in eli ayağına dolandı. O kadar heyecanlandı ki, liseli genç çocuk sanırsınız. Koca sikini tutup amımın deliğime dayayınca beni de bir heyecan sardı. Sikinin kafası, erimiş bitmiş amıma çok rahat girdi, ama gövdesi kalınlaşıyordu. Beni belimden tuttu, nazik olmaya, beni incitmemeye çalışıyordu. “Aşkım tut beni sok hepsini, hadi, geberiyorum burda heyecandan!” dedim. Salih tereddüt edince, “Oyuncak bebek değilim aşkım, kırılmam, sok amıma, amım yandı bitti senin için!” dedim.

Salih belimden kavradı, beni hafifçe kaldırdı, sonra yavaş yavaş sokmaya başladı. Biraz acıyordu, ama umursamıyordum. Sonra biraz daha, biraz daha derken hızlandı, o kocaman yarağını bir anda amıma öyle bir soktu ki, transa geçtim birden, kasılmaya başladım. Amım yırtılmış gibi acıyordu, kıvranmaya başladım, ama bir yandan da amımdan sular fışkırıyordu. Salih beni bırakmıyordu, ama hareket te etmiyordu. Hızlı hızlı nefes almaya, kendime gelmeye başladığımda, “Hadi aşkım, devam et, sik Sashanı becer, sert becer ama!” demeye başladım. Canım inanılmaz yanıyordu, ama aldığım zevk te bir acayipti. Kendisi boşalmadan beni bir saate yakın aynı pozisyonda sikti. Ben de dayanacak güç kalmadı, sürekli işiyor gibiydim, zevk sularım çeşme gibi akıyordu. “Yeter aşkım, nolur biraz dinlenelim!” dedim. O da beni kaldırdığı gibi kucakladı ve mutfağa doğru taşıdı. Sandalyeye bıraktı, “Yiyecek birşeyler iyi gelir!” dedi. Dolaptan kahvaltılık türü birşeyler çıkardı, yemeye başladık…

Birazdan Pınarla Erdal da geldi, “Acıktık!” diyerek. Onlar da çıplaktılar, loş ışıkta Pınarın göğüsleri parlıyordu, sanırım Erdal Pınarın göğüslerine boşalmıştı. Sesimizi duyan Selinle Yakup ta bize katıldı. Yakup lambayı açınca, Pınarla Selinin gözleri yuvalarından çıkacaktı Salih’in sikini görünce. Bana baktılar, nasıl alabildin içine der gibi. Hepimiz sandalyelerde oturmuş yemeğimizi yerken sohbet başladı. Hepimiz çıplağız, ama o ilk gerginlik yerini kahkalara bıraktı, hepimiz birbirimizin memesine sikine dokunarak şakalaşıyorduk. Kızlar bir ara kalktılar, Salih’in sikini kendi bilekleriyle karşılaştırdılar. Selin bir de utanmayıp, Salih’e, “Bizim kızı sikerek öldürme sakın!” falan diye dalga geçti. Pınar ise, “Ya aklım almıyor, bu kız bu yarağı nasıl alabildi? Gerçekten merak ettim!” dedi. Ben de kalktım ayakta Salih’in önünde domaldım. Salih’in yarak beni öyle görünce hemen ayaklandı. Ama çekiniyordu, herkesin önünde beni sikmek istemiyordu. Hemen doğruldum, Salih’i dudaklarından öptüm ve herkesin duyabileceği bir şekilde, “Aşkım beni siker misin?” dedim, yine o hem kadını hem çocuksu ses tonumla ve masaya domaldım…

Salih’in artık mutfaktaki diğer insanları gördüğünü sanmıyorum, deli gibi bir heyecanla arkama geçti. İkinci kez olacağı için busefer daha kolay alırım sanıyordum, ama yanılmışım. Dev gibi bir yarak bu, ikinci üçüncü farketmiyor. Bir anda soktu amıma, hiç alıştırmadan, ölüyorum sandım. Salih hemen sikmeye başladı ve ben onu azdırmak için (biraz da kızlara hava atmak için) ağzıma geleni söylüyordum, “Sikicim, aşkım, bebeğim, erkeğim, amımı dağıt, sik beni!” diye aklıma ne gelirse. Ve yine deli gibi amımdan zevk suları fışkırtıyordum. Bu arada biraz alışmaya başlamıştım. Pınarla Selin de kalktılar ve masanın diğer yanlarına domaldılar, bizi izleye izleye kendilerini siktirmeye başladılar. Hepimiz inliyorduk…

Aradan yarım saat falan geçti, ilk boşalan Erdal oldu. Erdal Sikini çıkardığı gibi, Pınar dönüp ağzını açtı, Erdal da aynı pørnø filmlerdeki gibi Pınarın ağzına yüzüne fışkırttı döllerini. Birazdan da Yakup titreyerek Selinin içine boşaldı. Ben dahil herkes boşaldı, ama Salih yine boşalamadı. Kafamı çevirip Salih’e bakıyordum, “Boşal sevgilim, patlat içime!” diyordum, ama nafile. “Olmuyor, boşalamıyorum!” diyerek amımdan çıktı. Salih’e, “Neden boşalamıyorsun? Benim yüzümden mi olmuyor? Sorun ne?” dedim. “Sanırım sana aşık oldum, çok heyecanlanıyorum, boşalacak gibi oluyorum geri gidiyor!” dedi. Sarıldım öptüm, onu oturttum ve sikini sıvazlamaya başladım. Yalamaya, okşamaya kaptırdım kendimi, çok zevk alıyordum, o da kendinden geçiyordu, onu tahrik edici konuşuyordum, taşaklarını bile emdim. Birazdan iyice sakinleştiği bir anda, “Geliyorum!” dedi ve fışkırmaya başladı. Yüzüme gözüme geldi dölleri. Hemen sikini ağzıma aldım. Titriyordu, deli gibi boşalıyordu, ama bitmiyordu bir türlü. Ağzım doldu, nefes alamaycak gibi oldum, öksürerek ağzımdakileri mecburen yere tükürdüm. Herkes bizi izliyordu ve birbirlerinin amını sikini okşuyordu. Onlar da çok büyük zevk almış gibi görünüyorlardı bu seyirden.

Daha sonra sevgilisini alan, uyumak için bir köşeye çekildi. Sabah uyandığımızda kimse giyinmemişti. Hepimiz çıplak geziyorduk. Çıplak kahvaltı ettik, havuza girdik. Bol bol eğlendik, ama durup durup sikiştik. 10 gün boyunca da evden ve havuzdan çıkmadık. O kadar çok sikti ki Salih’im beni, denize bile giremedik. Olsun, havuz da yeter. Salih’le halen birlikteyiz, sanırım bizimkisi aşk 🙂

156 toplam görüntülenme, 0 bugün

Sevgilimle İlk Kez Seviştik

Genel 6 Ağustos 2020

Merhaba ben Arzu 29 yaşında sexy bir kadınım. Her zaman erkeklerden ilgi gördüm. Annem ve babam çok özgür insanlardı ve beni de özgür yetiştirdiler. Özellikle annemle iki arkadaş gibiydik (halen de öyleyiz), her şeyi çok rahat konuşuruz. 31 Seks Hikayeleri sitesinde çok güzel seks hikayeleri okudum ve ben de katkıda bulunmak için, 16 yaşımdayken ilk kez sikiştiğim geceyi anlatmak istedim. Benim için çok özel ve güzel bir geceydi. Paylaşmak istedim.

Maddi durumumuz hep iyiydi. Yazları ailece uzun tatiller yapardık. 16 yaşındaydım, 1998 yazında Antalyada’ki 5 yıldızlı tatil köylerinden birine gittik. Daha o yaşta 1.77 boyum, 85 göğüslerim, 57 incecik belim ve 93 yuvarlak dolgun kalçalarımla gösterişli bir kızdım. Tesise akşam üzeri giriş yaptık. Kendi arabamızla gelmiştik. Uzun yol hepimizi yormuştu. Akşam yemeğini yeyip, erkenden yattık. Tabii annemle babamın sevişme sesleri epey bir süre uyumamı engellemişti. Bizde seks asla utanılacak bir şey olmadı. Annem babam önümde sikişmezlerdi tabii, ama odalarında da, (Aay bizi biri duyar!) diye de kendilerini kasmazlardı. Çok küçük yaşlardan beri onların sikişme seslerini birçok defa duymuştum. İlk duyduğumda anneme sormuştum. O da yaşıma göre birşeyler söyleyerek, seviştiklerini anlatmıştı. Yaşım ilerledikçede daha rahat konuşup anlaşmıştık.

Ben sabah denizini çok severim. Deniz çarşaf gibidir ve elle tutulacak gibi bir sessizlik vardır. Attığınız kulacın sesini duyarsınız. İyi de bir yüzücüyüm. İlkokulda okul takımında bile yüzdüm. Ama sonra yarışmak bana anlamsız geldi ve bıraktım. İyi yüzmek bana kar kaldı. Neyse, sabah annem babam yol ve sevişme yorguluğu ile uyurken, ben bikinimi giyip soluğu sahilde aldım. Hep küçük üçgenlerden oluşan ipli bikiniler giyerdim. Halen de onlardan vaz geçemiyorum. Bir şezlong seçip, plaj çantamı ve havlumu bırakıp, uçuk sarı tül elbisemi çıkarıp hazırlanıyordum ki, ‘O’ da sahile geldi. ‘O’ 1.90 boylarında, kumral, antik Helen heykellerine benzeyen biriydi. Bana gülümsedi ve benim dibim düştü. Çok sıcak ve içten bir gülümsemesi vardı. İngilizce, “Good Morning!” dedi. Ben de inadına Türkçe, “Günaydın!” dedim. ‘O’ yine gülümsedi ve günaydın dedi. Sesindeki aksanı hemen fark ettim, büyük ihtimalle yabancıydı.

Tişörtünü çıkardı ve kasları ortaya çıktı. Gram yağ yoktu, belli ki spor yapıyordu. Ben (Şimdi bana asılır!) diye beklerken, ‘O’ yürüdü denize girdi. İyi yüzüyordu. Sakin ve kararlı kulaçlarda açıldı gitti. Ben de bir an önce kendimi serin sulara bırakmak istiyordum. Ben de denize atladım. Suyla buluşan bedenim ve hissettiğim rahatlama aklımı ondan uzaklaştırdı. Kendimi denizin kollarına bıraktım. Bir saat kadar yüzdüm. Kıyıya çıkıp şezlonguma yöneldiğimde iki yanımdaki şezlonga yerleştiğini gördüm. Havlumu alıp duşa gittim. Annemin nasihatını tutup, ıslak bikini ile oturmadım. Kurulanıp kırmızı bikinimi giydim. Geldiğimde gitmişti. Şans dedim. Yağlanıp kendimi bu sefer yavaş yavaş kızdıran güneşe bıraktım. Onu hayal ederek uyumuşum. Başıma dikilen annemin, “Hadi kahvaltıya!” sesi ile uyandım. Gün içinde onu hiç göremedim. Akşam da ortalarda yoktu.

Ama sabah erken sahile indiğimde oradaydı. Bu sefer ben gülümseyip, “Günaydın!” dedim. Tanrım, yine o altımı ıslatan gülümseme. Sırf bu gülümseme için bile buna verilir diye düşündüm. O da, “Günaydın!” dedi ve yine dönüp denize yöneldi. Hey Tanrım, koca sahilde bir ikimiz vardık. İnsan hiç olmazsa asılmaya yeltenir. Baktım bundan ses çıkmayacak, “Beraber yüzebilirmiyiz?” dedim. Yine gülümsedi, “Zevkle!” dedi. Ben yine ıslandım. O sabah beraber yüzdük. Tanıştık, sohbet ettik. Adı Tony idi. İtalyandı. İTÜ’de mühendislik okuyordu. Son sınıftaydı. Türkçe’yi epey sökmüştü, ama aksanı belli oluyordu. Bu aksan ona ayrı bir sevimlilik katıyordu. Zaman nasıl geçti anlamadım. 1,5 saat yüzmüşüz. Yorulduğumu hissedince uzun zamandır denizde olduğumuzu anladım. “Çıkalım mı?” dediğimde, “Hiç sormayacaksın sandım. Erkeklik gururuna yediremiyorum ama, yoruldum!” dedi. Gülüştük.

Sabah yüzmelerimiz devam ederken, artık öğleden sonraları da arada plajda görüşüp sohbet ediyorduk. Babamın kartal gözlerini hep sırtımda hissediyordum. Ama biliyordum ki, annemin gözleri babamı hep yatıştırırdı. 4. sabah da yine sahilde buluştuk, merhabalaştık ve kendimizi sakin denize bıraktık. Güle oynaya sahilden epey uzaklaşmışız. Birden, “Bir şey için iznini rica ediyorum. Ben aslında sabahları açılıp çıplak yüzerim. Ama sen varsın diye kaç sabahtır yapmıyorum. İzin verirsen şortumu çıkaracağım, rahatsız olacaksan uzaklaşabililirim. Ne de olsa sen daha küçük bir kızsın!” dedi. Böylece de fitili ateşledi. Ben istediği gibi yüzebileceğini, daha önce de çıplak erkek gördüğümü (ki gizlice araklayp seyrettiğim annemlerin pørnø filmlerini saymazsak bu koca bir yalandı) ve hiçte küçük bir kız olmadığımı söyledim. O yine güldü, biraz uzaklaştı ve şortunu çıkarıp bileğine sardı. Biraz uzağımda yüzüp dalıp çıktı.

Ben nekadar daha böyle yüzeceğini sorma gafletinde bulundum. O da, “Küçük kız rahatsız olduysa giyinebilirim!” dedi. Küçük kız sinirlendi ve küçük kız olmadığını göstermek istedi. Bikinisinin üstünü çözdü ve bir bileğine iplerinden doladı. Tony güldü, “Zaten üstsüz güneşleniyorsun, bu birşeyi ispatlamaz!” dedi. Bu sefer haklıydı. Gerçekten birşeyler ispatlamak istiyorsam daha cesur olmalıydım. Altımın iplerini de çözdüm, onu da diğer bileğime doladım. Sonra derin bir nefes alıp ona doğru bir takla attım. Bu sefer gülmedi, kahkaha attı, “Tamam, sana bir daha küçük kız demiyeceğim, dersimi aldım!” dedi. O kahkaha tüm tedirginliğimi aldı. Beraber yüzmeye devam ettik. İlk kez çıplak yüzüyordum ve o günden bu güne beni daha özgür hissettiren bir deneyim yaşamadım. Gerçekten çok keyifliydi. Yarım saat kadar öyle yüzdük. Ama sadece yüzdük. Ne taciz edici bir söz, ne bir hareket yaptı. Mayolu nasıl yüzüyorsak öyle. Sonra ben bikinimi tekrar bağladım. O da şortunu giydi, kıyıya yüzdük. O gün gün işaretleşip kıkırdadım. Ertesi sabahı iple çektim.

Sabah buluşup hemen denize atladık. Hızla yüzüp açıldım ve bu sefer o birşey demeden bikinimi çözüp iki bileğime dolamıştım. Sonraki iki günü hep beraber geçirdik. Derken Cumartesi geldi çattı. Sabah yine çıplak yüzmüştük ve günü beraber geçiriyorduk. Akşam benimle çıkmak istediğini söyledi. Cumartesi akşamları otelde gösteriler oluyordu. Ayrıca otelin Discosunun da çok hareketli olduğunu söyledi. Ona, onun babamdan izin almayı başarabilirse onunla çıkabileceğimi söyledim. Babam son derece sert görünüşlü, ama altın kalpli bir adamdı. Ama tabii bunu ona söylemedim. İzin işi onu biraz germişti. Yabancılara göre birşey değil. Ama el mecbur. Ben annemle babamın yanına gittim. O da 10-15 dakika sonra geldi. Daha önce annemle tanıştırmıştım. Ama babamla hiç konuşmamışlardı. Babamla tanıştırdım. Babam anneme baktı ve onlar gözleri ile anlaştılar. Tony zar zor izin istedi. Babam sert bakışlarını hiç yumuşatmadan onu süzüyordu. Anneme, “Sen nedersin hanım?” dedi. Annem, “Çocukları rahat bırak!” dedi. Babam aynı sert ses tonu ile, “Tamam, ama otelden çıkmak yok. 10’da da odandasın!” dedi. Anneme baktım, göz kırptı. Bu serbestsin demekti. Tony babama, “Tabii efendim!” dedi. Bana da, “7’de gelip alsam iyi mi?” dedi. Ben, “8 olsun!” dedim. “Tamam!” dedi gülümsedi ve uçtu.

Akşam erkenden doğru odaya çıktım. Duş alıp kuaföre damladım. Saçlarıma fön çektirdim. Odaya çıktım ve en büyük dert başladı: Ne giysem? Derken kurtarıcı meleğim geldi. Annem, “Ne o? Heyecanlısın!” dedi. Anne ilk defa bir adamın gülümsemesi bile beni benden alıyor. Ne yapacağım bilmiyorum!” dedim. Annem sarıldı, “İçindeki kızı dinle, o sana doğru yolu gösterir!” dedi. Ne istiyorsam yaşayabileceğimi, ama seks hakkındaki önceki konuşmalarımızı unutmamamı söyledi. “İstemediğin hiç bir şeyi yapmasına izin verme. Gerçi öyle birine benzemiyor, ama istemediğin birşeyi yapmaya kalkışırsa, çekinme bizi ara!” dedi. Sonra dolabından beyaz bir elbise çıkardı, “Bence bunu giy!” dedi. Elbise önden ve arkadan V kesim, kabarık etekli, derin dekolteli bir elbiseydi ve annem onu çok severdi. Abartmadan çok hafif te bir makyaj yapmamı söyledi. O babamla ilgilenmeye gitti. Ben beyaz dantelli bir külot sütyen seçtim. Kırmızı topuklu ayakkabılarımı ve kırmızı çantamı çıkardım. Kırmızı tül şalımla takımı tammaladım. İç çamaşırımı giydiğimde annem geldi, “Tam tahmin ettiğim gibi!” dedi. Kopçayı çözüp, sütyenimi çıkardı, “Bu elbise ile sütyen giyilmez. Beni hiç bu elbiseyle sütyenli gördün mü?” dedi. Sonra meme uçlarımı sıktı, “Ampüller şimdiden yanmış!” deyip beni birde utandırıp gitti.

Elbiseyi giydim, bronz tenimde hakikatten çok güzel durmuştu. Aksesuarlarımı tamamlayıp, rujumu sürdüğümde kapı çaldı. Açtım, karşımda yine o gülümseme ve ben şimdiden ıslandım. Bakışlarındaki parıltıda kendi kadınlığımı gördüm. Beyaz keten bir pantolon ve uçuk sarı bir tişört giymişti. Üstünde beyaz keten bir ceket, kollarını dirseklere doğru sıvamıştı. Off Tanrım, bu adamla bu gece mutlaka yatmalıydım. Koluna girdim, bakışlar üzermizde yemek salonuna girdik. Sahneye yakın iki kişilik bir masa, kırmız şarap ve güller. Dekor tamdı, ilk 10 puanı aldı benden. Güzel bir yemek ve uslu bir dans. Uzak köşede babamın endişeli bakışları ve annemin onun kulağına fısıldamaları. Tony’ye, “Hadi Disco’ya!” dedim. Disconun kapısında bizi sarıp sarmalayan coşkulu müzik ve kaynamaya başlayan kan. İçeride kendimi müziğin ritmine bıraktım. Hoplayıp zıplayıp, şampanyaları yudumladım. Sonra bir an yine yavaşlayan müzik, sarılan bedenlerimiz. Ve günlerdir inik gördüğüm siki, ilk defa sert olarak hissetmek…

Arkamdan sarıldı, kucağındaydım ve siki tüm sertliğiyle tam kalçalarımın arasındaydı. Başımı arkaya döndürdüm, gözlerindeki ihtirası gördüm. O benim gözlerimde ne gördü bilmiyorum ama, dudaklarımız buluştu. İlk öpüşmemiz. İlk yangın. Elleri dekolteden süzüldü ve göğüslerime sütyen oldu. Ben kendimden geçtim. Güçlü eller körpe göğüslerimi sıktı. Ampüller yüz mumluk oldu. Sol eli göğsümü serbest bıraktı ve eteğimin altını keşfe çıktı. Parmakları hazineme değidiğinde içimde bir volkan canladı. Dönüp ona sarıldım ve dudaklarımı ona sundum. Ellerini eteğimin altından çıkarıp kalçamın üstüne koydum. Kendimi artık pantolonunu zorlayan sikine bastırdım. Yine müzüğin ritmi yükseldi. Bu defa kucağında kıvranarak dans etmeye başladım. İçimdeki kadın uyanmış ve azmıştı, seks istiyordu. Bakire olduğumu biliyordu, onu cesaretlendirmeliyim diye düşündüm. “Bu gece senin olmak istiyorum, götür beni burdan!” deyiverdim. Gözlerindeki parıltı şimşeklere dönüştü, dudaklarımız bir daha kenetlendi. Sarmaş dolaş Disco’dan çıktık. Öpüşe koklaşa odasına doğru yollandık.

Odasının kapısına geldiğimizde içimde bir ses dur dedi. Kapıyı açıp bana dönünce sarıldım öptüm, “Özür dilerim!” dedim arkamı dönüp koşarak uzaklaştım. Odama girdiğimde kalbim çıkacakmış gibi çarpıyordu, nefes nefeseydim. Bir an sırtımı duvara dayayıp soluklandım, her yanımdan ter fışkırıyordu. O anda yanda silüetimi gördüm, aynadan vahşi bir kaplan bana bakıyordu. Gözlerimden ateş fışkırıyor, tenim terden parlıyordu. Göz bebeklerim kocamandı. Bu kız bu gece sikilmezse uyuyamaz dedim. Altımda hissettiğim ıslaklık elimi külotuma götürdü. Külotum sırılsıklamdı. Çıkarıp attım. Ayakkabıları çantayı ve şalı yatağa fırlattım. Anahtarı alıp odadan çıktım. Kendimi onun kapısında buldum…

Odanın kapısında bir an durdum, derin bir nefes aldım, kapıyı çaldım. İçeride olması için dua ediyordum. Kapı açılana kadar sanki bir asır geçti. Kapı açıldı. Belinde bir havlu, duşa girmek üzereydi sanırım. Gülmsedi, “Gelmeyceksin diye çok korktum!” dedi. Başka birşey demesi gerekmedi, kucağına zıpladım. Dudaklarımız birleşti, içeri girdik. Öpüşerek kucağında içeri taşıdı beni. Güçlü kolarında tüy gibiydim. Elleri eteğimin altından çıplak kalçalarımı kavradı. Aşağı doğru kayan kalçalarım sikini hissettiğinde artık havlunun olmadığını anladım. Eteğimin kenarlarından tutup beni yatağa doğru bıraktı. Elbise vücudumdan sıyrıldı ve yatağa çıplak düştüm. Yatak beyaz gül yaprakları ile doluydu. Beyaz gülü çok sevdiğimi unutmamış. İkinci 10 puanı aldı benden…

Gül bahçesinde uzanırken, o da üzerime uzandı. Dudaklarıma ateş dudakları değdi. Ordan boynuma, ordan göğüslerime. Gonca güllerim ilk defa bir erkeğin hoyratlığını tattı. Göğüslerim emilip ısırldıkça güzelleşti. İçimdeki volkan kaynamaya başladı. Dili göğüslerimin arasından kayıp göbek deliğimi buldu. Orda fazla oyalanmayıp, aşk üçgenime indi. Hiç koklanmamış amıma inip, dilini içime soktuğunda ben boşalmaya başladım. O aşk sularımı içip, klitorisimi emmeye devam etti. Başını amıma bastırdım, oradan hiç ayrılmasın istedim. Kasılmalarım sona erdiğinde, “Sıra bende!” dedim. Onu uzatıp üstüne çıktım. Çoktan kazık olmuş sikini yakalayıp emmeye başladım. Oldukça heybetli, kalın ve damarlıydı. 1.90 boya yakışacak bir sikti. İzlediğim pørnø filmler işe yaramaya başlamıştı. Sokabildiğim kadar ağzıma sokup yalamaya başladım. Güçlü kolları kalçalarımı kavrayıp bir anda beni 69 pozisyonuna getirdi. Ben onun sikini emerken, o da körpe amıma yumuldu tekrar. Bu sefer dili amımla beraber götümü de yoklamaya, iki deliğimi birden yalamaya başladı. İçimdeki volkan tekrar canlanmaya başladı. Artık onu istiyordum…

Beni yine gül yapraklarının arasına uzattı. Terlemiş vücuduma yapraklar yapışmıştı. Bacaklarımı araladı. Sikinin kafasını amımın deliğine dayadı, fırçalamaya başladı. Kudurmuştum. Artık o sertliği içimde istiyordum. “Hazırmısın?” dedi. “Çoktan!” dedim. Sikinin kafasını bir iki defa sokup çıkardı. Sırılsıklamdım. Sonra birden bastırdı. İçime girişini hisettim. Su gibi akan sıvılarım sayesinde siki bir anda kayıp dibimi buldu, kasıklarımız kavuştu. “Yanıyorsun, bu nekadar sıcak bir am!” dedi. Ben bir acı bekliyordum, ama hiç canım yanmadı. İçimde hareketlenmeye başladı. Önce küçük küçük hareketler, alıştıkça daha büyük git geller, derken piston dibimi dövmeye başladı. Artık kendimi koyverdim. İniltilerimiz odayı sardı. Bacaklarımı beline doladım ve o yüklenirken onu kendime doğru bastırdım. 15 dakika kadar beni böyle sikti. İçimdeki volkan kabardı kabardı kabardı ve patladı. Tırnaklarımı sırtına geçirip haykırarak boşaldım. Ben boşalırken o durmadı, sikmeye devam etti ve ben yıldızları saydım. Ben rahatlarken o hızlandı ve bir anda içimden çıkıp göbeğimden göğüslerime doğru fışkırmaya başladı. Doğrulup sikini ağzıma aldım, sikinde kalan döllerini emdim. Son damlaya kadar onu boşalttım. “Harikasın bebeğim!” dedi.

Siki halen kazık gibiydi, “İnmeden bir daha istiyorum!” dedim. “Derhal!” dedi ve beni yine kuş gibi havalandırıp domaltıverdi. Başımı yatağa bastırıp, götümü dikledi ve direk amıma giriverdi. Siki yine dibimi buldu ve sonra tren pistonu gibi saydırmaya başladı. Kalçalarıma ufak tokatlar atıp, hızla amımı sikmeye başladı. Biraz sonra ayağa kalkıp, ata biner gibi kalçalarıma oturdu. Yine amıma geçirip, son sürat sikmeye başladı. Altında bir kısrak gibiydim. Hiç bitmesin istiyordum. Hızlandı. Hızlandım. Hızlandık. Dörtnala koşuyor gibiydim. Kalçalarıma vuran kasıklarının sesleri ve benim iniltilerim odayı doldurdu. Orgazm’a ulaştığımda, o da içimden çıktı ve sırtıma boşaldı. Döllerini krem gibi sırtıma sürüp tenime yedirdi…

Yan yana yatağa uzandık. Nefeslerimiz düzelince, bana, “Bir şey soracağım, bakire olduğuna emin misin?” dedi. Bozulmuştum, “Ne demek istiyorsun? Elbette!” dedim. “Peki, fark ettiysen kanama olmadı. İlkinde de, ikincisinde de sikim içinden tertemiz çıktı. Kaldı ki, ilk sefer için oldukçada sert siktim!” dedi. Yine haklıydı. “Evet ama, gerçekten bu benim ilk seksim!” dedim. Biraz düşündü. “Ozaman muhtemelen esnek bir zarın var. Jinekoloğuna göster, o sana anlatır!” dedi. “Bir acı bekliyordum, ama olmadı. Ondan mı?” dedim. “Sanırım…” dedi. Sonra yüz üstü uzandım, gül yapraklarını kucakladım. Çok hoşuma gittiğini söyledim ve inceliği için teşekkür ettim.

O ise kalçalarımı okşamaya başladı, “Harika bir götün var. Bence o da bu gece bekaretini kaybetmeli!” dedi. “Çok mu istiyorsun?” dedim. “Evet!” dedi. “Sırf bu gül yaprakların hatırına onu da sikmene izin vereceğim, ama canımı yakma!” dedim. “Sen merak etme!” dedi ve götümü yalamaya başladı. Dili çok maharetli çalışıyor, bir amıma, bir götüme giriyor, amımın suları ile göt deliğimi ıslatıyordu. Epeyce yaladıktan sonra bir parmağını götüme soktu. O bile zor girmişti. Biraz yoklayıp deliğimi genişletmeye çalıştı. Sonra kalçalarımı havalandırıp beni domalttı. Ellerimle kalçalarımı ayırttırıp deliklerimi iyice ortaya çıkarttı. Uzanıp güneş kremini alıp götüme sürdü. Sonra sikine de sürdü. Bana iş bile düşmedi, bakire götümü sikme hevesi sikinin taş gibi olmasına yetmişti….

Sonra arkama geçti ve sikini minnacık göt deliğime dayadı. Yavaş yavaş yüklenmeye başaldı. Bu sefer acıyı hissettim, ama dur falan da demedim. Önce sikinin kafasının girdiğini hissettim. “Zor kısmı bitti bebeğim!” dedi ve yavaşa yavaş iterek götümde ilerledi. Son bir hamle ile de köküne kadar geçirip, kasıklarını kalçalarıma yasladı. Ben bir derin “Ohhhhh!” dedim. Kalçalarımda götümün yanaklarını açan ellerimi serbest bıraktı ve bir elimi amıma bastırdı. O götümü vidalarken, ben amımla oynamaya başladım. Yavaş hareketlerle başlayan sikiş, götümün alışması ile tam bir sikişe döndü. O götümü sikerken ben de amımı parmaklıyordum. Üst üste kasılmalarım başladı. Beni o pozisyonda 3 kez üst üste boşalırken, o hiç çıkmadan götümü sikti. Artık dizlerimin tutmadığını hissediyordum, “Hadi artık sen de boşal, bittim!” dedim. O da hızlanıp Orgazm oldu ve döllerini götümün içine fışkırttı. Üstüme yığılınca, ben de yatağa yapıştım. Siki inene kadar götümü sikmeye devam etti. Her tarafımız ter, döl ve benim sıvılarımla kaplanmıştı. Ama kendimi kuş gibi hafiflemiş hissediyordum.

Sonra beni yan döndürüp, kaşık pozisyonunda bana sarıldı. Elleri ile göğüslerimi kavradı ve kendimizi bir rehavetin kollarına bıraktık. Bir saat kadar uyuduk. Ama çıplak tenlerimizin ısısından ter içinde uyandık. Kalktık banyoya gittik, suyu ayarlayıp duşun altına girdik. Birbirimizi sabunlayıp yıkadık. Önce o beni sabunladı, her yerimi okşayarak yıkadı. Parmaklarnı deliklerime soktu. İçimi de sabunladı 🙂 Sonra duşun altında amımı kemirdi. Sonra ben onu sabunlayıp yıkadım ve sikini yalayıp emmeye başladım. Bir anda yine kazık gibi oldu. “Kaldırdın, indir bakalım!” dedi. “Tamam!” dedim, ellerimi duvara dayayıp, götümü geri attım, amım götüm ortaya çıktı. Arkama geçip hemen amıma geçirdi ve duşun altında sikmeye başladı. 15 dakika kadar amımı sikti beni boşalttı, ama o halen dimdikti. “İnmedi ne yapacağız?” dedi. “Bir de götü sikeceksin mecburen!” dedim. Hemen pozisyonu bozmadan götümü sabunladı, sikine de sabunu sürüp götüme geçirdi. Yavaşlanıp hızlanarak yarım saat boyunca da götümü sikti. Benim artık dizlerim tutmuyordu. Tam yeter diyecekken götümden çıktı, beni diz çöktürüp ağzıma verdi ve emerken ağzıma boşaldı. Tüm döllerini ziyan etmeden yutup, onu son damlasına kadar emdim. Sonra birer havluya sarılıp çıktık. Birbirimizi kuruladık.

Saate baktım, sabahın 6’sı olmuştu. Ve ben artık kadındım. “Ben odama gidiyorum!” dedim, elbisemi buldum giydim. Ama zor yürüyordum kapıya kadar. “Gitme, kal!” dedi. “Yok, kalırsam bu amı götü siktirmeden duramayacağım. Yeter artık, dinlenmek istiyorum!” dedim. Sürüne sürüne odama geldim. Soyundum ve kendimi temiz çarşaflara bıraktım. Hemen uyumuşum. Bir ara annem geldi, uyandırdı, kahvaltı saatinin geldiğini söylemek için. Ama ben uyumak istediğmi söyledim, gitti.

Uyandığımda akşam olmuştu, hemen giyinip otelin restoranına indim. Annemleri buldum, ama o yoktu. Annemle sonra konuşuruz deyip, odasına gittim. Odası boşaltılmış, temizleniyordu. Otelden ayrıldığını söylediler. Bir an ağlamaklı oldum. Sonra kendi kendime üzülmemeliyim, her saniyesine değecek bir ilkti dedim. Restorana döndüm, annem babamla akşam yemeğini yedik. Sonra annemle sahilde baş başa konuştuk. Annem, “Pişman mısın?” dedi. “Hayır!” dedim. “O zaman başka hiçbir şeyin önemi yok. Ama döndüğümüzde seni Jinekoloğuma götüreceğim. Artık genç bir kadın olarak onunla konuşmalısın!” dedi.

267 toplam görüntülenme, 0 bugün

Hollandadan Tatil Yapmaya Gelen Kiz Yegenim

Genel 6 Ağustos 2020

Selam 31’ci arkadaşlar. Geçen hafta benden 3 yaş büyük Yeğenim Elif ablayla önce nasıl yakınlaştığımızı, sonra da onu nasıl çatır çatır siktiğimi paylaşmak istiyorum. Benim yeğen baba tarafından akrabadır ve ben ona hep abla diye hitap ederdim. En son 2 sene önce Almanya’dan İstanbula geldiler, ama birlikte fazla vakit geçirme imkanımız olmamıştı. Benim yeğen, yani Elif abla, bekar, sarışın, beyaz tenli, 1.55 boyunda falan, ama boyuna göre memeleri ve götü muhteşemdir. Almanya’da yetiştiğinden giyimi falan çok rahattır ve adamın devamlı sikini kaldırır.

Daha önceki gelişlerinde (ben 20 yaşındayken), evde güreş numarasıyla bir defa beni boşaltmıştı. Elif abla beni devamlı tahrik edici şeyler yapıyordu. Banyodan çoğu zaman havlusu sarılı veya iç çamaşırlarıyla çıkardı ve benim onu görmemi sağlardı. Bazen, “Omuzum ağrıyor…” diyerek kendisine masaj yaptırırdı ve resmen önümde Orgazm olurdu. Çoğu zaman benim yarak onun sırtına dayanırdı, sonra da ben doğru 31’e tuvalete. Elif ablayla sohbetlerimizde, hoşlandığı erkek tipi olarak neredeyse beni tarif ederdi hep. Elif ablanın annesi hatta bir keresinde bana ‘Damat’ falan demişti yıllar önce.

Elif ablalar bu son gelişlerinde, onları karşılamaya havaalanına ben de gittim. Elif abla annesiyle beraber önden gelmişler, diğerleri 1 hafta sonra geleceklermiş. Elif ablayı uzaktan bir gördüm, anında sikim kazık gibi oldu, ne yapacağımı şaşırdım, tam bir Avrupalı olmuş. Teni yine bembeyaz, vücut hatları harika, saçlar sapsarı. O da beni görünce çok sevindi. İlk bana sarıldı ve sarılmasıyla benim kalkık sikimin göbeğine değmesi bir oldu, farketmemesi imkansızdı. Neyse arabaya binip eve geldik, ama benim gözüm hep onda. Elif abla, “Yarın denize gidelim Arda, çok özledim!” dedi. Annesi de onayladı…

Ertesi gün Elif abla, annesi ve ben, denize gittik. Yolda her şey normaldi. Elif abla ve ben kumsaldaki kabinlere soyunmaya gittik. Yan yana kabinlerde ben şortumu, o da bikinisini giydi ve çıktık. Tanrım o ne biçim bir göt, ne biçim memeler. Sikim kalkmaya başladı, ne yapacağımı şaşırdım, elimdeki eşyaları önüme tuttum hemen, ama gözlerim Elif ablanın vücudunda. Elif abla, “Ne oldu, bakakaldın, çok mu beğendin?” dedi. “Yok, şeyy… bembeyazsın abla, ona baktım…” dedim. Elif abla da, “Ne yapalım Almanya’da böyle güneş yok ki yanalım. Bir koca da bulamadık senin gibi yakışıklı, kalalım Türkiye’de!” dedi, biraz gülüştük, sonra annesinin yanına gittik. Annesi, “Oooo damat, nerede kaldınız?” dedi. Ben şaşırdım ama duymamazlıktan geldim. Elif abla hemen annesine Almanca birşeyler söyledi, oturduk. Annesi Elif ablaya güneş kremi sürdü. Biraz güneşlendik. Sonra Elif abla bana, “Hadi denize girelim Arda!” dedi.

Denizde biraz yüzdük, ama birbirimize fazla yaklaşmıyorduk. Denizden çıktık, sonra annesi biraz yüzdü çıktı. Kumsalda oturup sohbet ederken Elif ablanın annesi birilerini gördü, konuşmaya başladılar, Almanya’ya gitmeden önce çok samimi oldukları komşularıymış, 35 senedir hiç görmemişler birbirlerini. Elif ablanın annesi onların yanına gitti, 10 dakika sonra geri geldi, “Akşama evde görüşürüz, ben onlarla gezeceğim.” dedi ve gitti. Biz Elif ablayla baş başa kaldık. Fakat bu Elif ablanın hoşuna gitmişti, bana, “Krem sürsene biraz vücuduma, nar gibi olmayayım güneşin altında!” dedi. Ben kremi elime döktüm ve Elif abla yüz üstü uzandı. O muhteşem göt tam önümdeydi, sikim kazık gibi oldu bir anda. Kremi sırtına sürmeye başlayınca Elif ablanın zevk aldığı bariz belli oluyordu, bikinisinin ipini de çözdü. “Harika, aşağılara, bacaklarıma da sür.” diyordu. Ben her yerine hem masaj yapıyor, hem de mıncıklıyordum.

Bir ara Elif abla hafif hafif titredi, ben anladım ki Orgazm olmuştu. Ama ben ne olacaktım kazık gibi sikle. Elif abla, “Tamam, yeter bu kadar, hadi denize girelim!” dedi. Ben ayağa kalksam önümün çadır kurduğu belli olacaktı, “Abla sen gir, ben geliyorum!” dedim. Anladı herhalde sikimin kalktığını. O suya girince, benim de sikim hafif iner gibi oldu, ben de hemen kalkıp denize girdim. Fakat Elif abla annesi yanımızda olduğu gibi değildi, bana şaka yapıyor, su atıyor, sarılıyor, resmen beni tahrik ediyordu. Suyun onun boyunu geçen yerlerinde sırtıma sarılıyor, memeleri olduğu gibi sırtıma yapışıyordu. Tabi benim sikim yine kazık oldu. Elif abla kalkık sikimi görmüştü bu sefer. “Annem sana neden damat dedi, biliyor musun?” diye sordu. Ben anlamazlıktan gelip, “Ne damadı?” dedim. “Bırak şimdi anlamamış gibi yapmayı! Annem taa yıllar önce benimle senin evlenmemizi istediğini babana söyledi!” dedi. Ben de, “Ama sen benim kardeşim gibisin, böyle bir şey olamaz!” dedim. “Yaaa öyle mi? O yüzden mi sikin kalkıyor bana?” dedi. Ben bir şey diyemedim…

Sırtımdan boynuma tutunurken, bana iyice yapışıp, “Bu halde plaja çıkılmaz!” dedi ve boynuma sarılarak önüme geçti, amını sikime dayadı ve sürttürmeye başladı. Ben 1 dakika geçmeden boşalmaya başladım. Döllerim suyun içinde yüzüyordu. Elif abla gülerek, “Şimdi ödeştik, demin krem sürerken de sen beni boşaltmıştın!” dedi. Hiç konuşmadan sahile çıktık. Elif abla, “Gidelim artık, bu gün yeter.” dedi. Eve gittik ama konuşmuyorduk. Ben eve gidince duş alıp üzerimi değişip dışarı çıktım, Elif abla evde kaldı. Ben eve gece geldim ve uyudum.

Öğlene doğru uyandığımda evde kimsenin olmadığını gördüm. Fakat 15 dakika sonra Elif abla geldi eve. Sabah denize girmiş, annesi yine o komşularını görmüş onlarla gitmiş. Yüzerken kolunu ağrıtmış aynı zamanda, Ahhlaya, Offlaya duşa girdi. Duştan öıktıktan sonra da yanıma geldi oturdu, “Arda şu omuzum çok ağırıyor, biraz masaj yapsana!” dedi. Ben başladım yine masaja. Sırtının omuzuyla birleştiği yeri ovmaya başladım. Fakat üzerinde atlet tarzı bir body vardı ve masaj yapamıyordum. Elif abla, “Dur şunu çıkarayım…” dedi ve bir çırpıda çıkarttı, sütyenle kaldı. Benim yarak yine kazık oldu. Biraz daha ovdum, “Yeter mi bu kadar?” dedim. Elif abla da, “Dur, daha yeni başladık! Önce sırtıma, sonra da bacaklarıma masaj yapacaksın daha, her yerim tutulmuş!” dedi. Ben de sırtına masaja başladım, ama masaj gibi değilde okşar gibi, mıncıklar gibi yapmaya başladım. Çok hoşuna gittiği belliydi. Elini arkaya attı ve sütyeninin kopçasını açtı, “Böyle daha rahat olur!” dedi…

Ben artık zıvanadan çıktım, yanlardan memelerini bile ellemeye başladım. “Bacaklarımı da…” dedi. Altında zaten kısa bir etek vardı, bacaklarını mıncıklamaya başladım. Elif abla birden, “Arda beni istiyor musun?” dedi. Ben önce cevap vermedim, sonra yüzünü bana döndü ve “Bu son şansın, istiyor musun, istemiyor musun?” dedi. Zaten o dönünce gözlerim memelerine kilitlenmişti, cevap vermeden yumuldum memelerine. Ama nasıl yalayıp emiyorum. Elimi de amına attım, okşamaya başladım. Hemen tangasını çıkarttım, ben de sikimi çıkartım ve amına hizaladım. Elif ablanın amı sulanmıştı, benim yarak ta demir gibiydi. Ama Elif ablanın yüzüne baktığımda bir tedirginlik vardı. “Ne oldu?” dedim. “Ben hiç yapmadım!” dedi. Şaşırmıştım, bu yaşta, hem de Almanya gibi yerde.

Ben kararsız bir halde dururken, Elif abla, “Yapmadım ama seni istiyorum, hemen şimdi istiyorum! Hadi!” dedi. Ben önce sikimin kafasını amının deliğine sürttürerek deliği biraz açtım ve kafasını soktum. Elif abla sikimin kafasını sokmamla ince bir çığlık attı ve sonra kendini bana öyle bir ittirdi ki, kendini bana resmen bozdurdu ve bu sefer sağlam bir çığlık attı ve gözleri yaşardı, “Artık seninim!” dedi. Ben de, “Daha değil…” dedim ve bu sefer ben amına yavaş yavaş girip çıkmaya başladım. Ama fazla dayanamadım ve Elif ablanın içine döllerimi öyle bir fışkırttım ki, sikim amının içinde olmasına rağmen amının kenarlarından kanla karışık döller akmaya başladı. Ben içine boşalırken o da Orgazm olmaya başladı ve deli gibi titriyordu. Birbirimize sarılıp öylece 2 dakika falan kaldık. Sonra ben sikimi Elif ablanın amından dışarı çıkarttım. Duşa gidecektim. O da amını eliyle kapatarak duşa geldi…

Amından kanla karışık akan dölleri yıkadı, ben de sikimi yıkadım. Ama benim sikim hiç inmemişti, kazık gibi duruyordu. Ben bu sefer Elif ablayı odama götürdüm. Yatağa yatırdım ve bacaklarını açtım ve bir seferde dibine kadar kökledim. Elif abla öyle bir Ahhladı ki, ben daha da tahrik oldum ve amına pompalamaya devam ettim. 2-3 dakika geçmeden Elif abla beni kendine kenetledi ve tırnaklarını sırtıma geçirdi, şiddetli bir Orgazm yaşıyordu. Ama ben daha da hızlandım, Elif ablayı komple zıplatıyordum. Onun Orgazmı bitmeye yakın tam beni sıkmayı bırakırken, bu sefer ben ona öyle bir sarıldım ve tekrar amına fışkırmaya başladım…

Sikim amının içinde inene kadar durdu. Sonra tekrar duşa gittim ve yıkandım. Elif abla yanıma geldi, o da yıkandı, ama ayakta zor duruyordu. Hem kızlığı gitmişti, hem de benim ağırlığım altında ezilmişti, yorgun olması normaldi. Duştan çıkınca Elif ablanın odasına gittik. Yatakta biraz öpüştük. “Benimle evlenmek zorunda değilsin, ben seni, sen de beni arzuluyordun, beraber olduk o kadar!” dedi. Ben de sordum, “Peki şimdiye kadar niye kimseyle yapmadın?” dedim. Elif abla, “Belki bir gün seninle evleniriz diye, ben sana çocukluktan beri aşığım salak!!!” dedi. Biraz içim burkuldu, ama ben sadece Elif ablayı sikmek istiyordum, evlenmek değil. Ne yapayım, aşksız evliliğe karşıyım ben.

Elif ablayla annesi sikiştiğimiz akşam tartışıyorlardı, yarı Almanca yarı Türkçe. Annesi anlamış Elif ablanın kendini birine siktirdiğini, ama bunun ben olduğumu bilmiyordu. O günden beri Elif ablayla nerede yalnız kalırsak sikişiyoruz. Hele bir kez denizin içinde, annesinin karşısında siktim Elif ablayı, ne heyecandı ama. Tatilleri bitene kadar böyle gider. Elif abla bana aşık, bunu artık daha fazla hissediyorum. Belli ki Elif ablanın içinde halen bir umut ta var benle ilgili. Ama onunla evlenmem, aşk olmadan olmaz…

345 toplam görüntülenme, 0 bugün

Sevdiğimle Sex Yaparken Hiç Sex Ve Keyif Alamıyorum!

Genel 6 Ağustos 2020

Ogece bir de kocam sevişmek istedi, ama, “Hastayım!” diyerek atlattım. Daha sonraki günlerde, ben, Selda, Cem ve Hakan oldukça sık bir araya geldik. Her fırsatta onlara gidiyordum, Hakan ve Cem’e bir güzel kendimi siktiriyor ve zevkin doruklarına çıkıyordum. Özellikle biri önümden biri arkamdan girip beni tost yaptıklarında aldığım zevki anlatamam. Seks konusunda artık neredeyse bir uzman olmuştum, Selda’dan seksin tüm inceliklerini öğrenmiştim. Kocam birşey fark etmesin diye onunla yine eskisi gibi sevişiyordum. Yani kocamın altına dümdüz yatıp, onun işini bitirmesini bekliyordum, sonrada uyuyordum. Hatta işi abartmıştım, bazı geceler kocam işini bitirip uyuyunca, acele bir sikiş için Selda’lara gider bile olmuştum. Salak kocamın doğru dürüst sikemediği amımı ve hiç ellemediği götümü Cem yada Hakana doldurtup geliyordum ve böyle gecelerde çok daha fazla zevk alıyordum.

Bu böyle bir iki ay kadar devam etti. Ama birgün Selda bana bir itirafta bulundu ve aslında işlerinin bu olduğunu söyledi. Zengin insanlarla grup seks partileri yapıyorlarmış ve bunun karşılığında yüklü paralar alıyorlarmış. Hakan da onların iş arkadaşlarıymış, gelen isteğe göre o da katılıyormuş bu partilere. Bunu öğrenince şok oldum ve “Yani benim para vermemi mi istiyorsunuz?” dedim. Bu sorum üzerine Selda güldü, “Yok canım, seni çok sevdim, çok güzel ve seksi bir kadınsın, seninle sadece zevk için yaptım bunları ve seni seks ile tanıştırmak içindi. Hem senin parasal olarak buna gücün yetmez. Zaten yakında taşınacağız buradan, eğer istersen sen de bize katılabilirsin. Nasıl olsa sikişmeyi çok seviyorsun, hergün bıkana kadar sikişip, üstüne de yüklü paralar kazanabilirsin. Ama yok dersen, bir daha Cemi de Hakanı da göremezsin!” dedi. Ne diyeceğimi şaşırmıştım bu durumda. Daha iki üç aya önce seks hakkında hiçbir şey bilemeyen ben, bu sürede seks hastası olmuştum, ama para kazanmak için de kendimi başkalarına siktiremem diye düşünerek Selda’ya veda ettim. O da, “Eğer bir gün kararın değişirse ara!” diyerek bana telefonunu verdi ve bir hafta sonra taşındılar binadan.

İki hafta sonra artık dayanamayacak derecede azmıştım, zira kocamdan bana hayır yoktu. Mahalleden kimseyle de olmazdı. Belki bir şirkette iş bulup çalışırsam, kendimi işime veririm ve sürekli seks düşünmekten vazgeçerim diye düşündüm. Yabancı dilim çok iyidir, bununla ilgili bir iş bulabilirdim. Kocama çalışmak istediğimi söyledim. Önceleri yok filan dedi, ama onu ikna ettim ve bir hafta sonra ithalat ihracaat yapan büyük bir şirkette tercüman olarak işe başladım. Devamlı olarak şirketin yabancı ortakları olan Amerikalı Jery bey ve Lara hanımla yazışıyor, onlara raporları gönderiyordum. Kendimi işe vermiş, seksi unutmaya çalışıyordum, ama olmuyordu, her dakika Selda’yı aramak geçiyordu içimden. Bir gün Amerikadan bir mail aldım, Jery ve Lara Türkiye’ye geleceklerini yazmışlardı. Hemen gerekli hazırlıkları yaptım ve genel müdüre haber verdim. O da bana bir telefon numarası verdi ve “Onlar özel ağırlanmak ister, bu numarayı ara ve beni söyle, şirkete davet et!” dedi…

Odama geçtim, tam numarayı çevirmeye başladım, ama o anda farkettim ki bu Selda’nın numarasıydı. Şok olmuştum. Neyse aradım, Selda cevap verdi. Sesimi tanımıştı, biraz havadan sudan konuştuktan sonra durumu anlattım ve onları şirkete davet ettim. Ertesi gün Cem ile Selda geldiler. Cem genel müdür beyin yanına gitti, Selda da benim yanıma geldi. Selda bana sordu, “Nasılsın?” dedi. “Aslında iyi değilim, siz gittiğinizden beri salak kocamdan başka bir şey yok, nasıl olabilirim ki?” dedim. Selda da, “Sana bir iyilik daha yapabilirim!” dedi. “Nasıl?” dedim. O da, “Bekle gör!” dedi. Biraz sonra Cem geldi ve “Hadi gidiyoruz!” dedi. Ben, “Güle güle!” diyordum ki, “Hadi sen de geliyorsun!” dedi. Genel müdür beyle konuşmuşlar, otel vesair işleri için şirketten birini istemişler, o da beni söylemiş. Hemen hazırlandım ve çıktık…

Otoparka indik onların VIP minibüsüne bindik. Direksiyona Selda geçti, Cem de benim yanıma arkaya geldi ve fermuarını açtı. Ben hemen onun kocaman hasret kaldığım sikini emmeye başladım. Biraz sonra iyice sertleşmişti ve beni yan yatırıp, tangamı kenara çekip, hemen amıma girdi. O ne muhteşem birşeydi. “Özlemişim valla!” dedim. Ve pompalamaya başladı. Hızla pompalıyordu. Ben kısa sürede boşalmıştım bile. Hemen sikimi amımdan çıkartıp, “Ben de senin götünü özledim, seninki gibisi yok!” dedi ve götüme sokmaya başladı. Ben zevkten uçuyordum ve o pompalamaya devam ediyordu ve beni uçuruyordu. Boşalacağını söylediğinde, hemen sikini götümden çıkarıp ağzıma aldım ve ağzıma boşalttım. Özlediğim tadın hepsini yutmuştum ve derin bir, “Oohhhh!” çektim ve emmeye devam ettim, yeniden kaldırmak için. Ama o kendini çekti, “Eğer istiyorsan, bu partide sen de bize katılacaksın! Jery tam bir göt hastasıdır, onunla sen ilgileneceksin!” dedi. Ben de, “Nasıl olur, partiden sonra beni şirkette görünce ne olacak?” dedim. “Merak etme, onlar herzaman maskeli yaparlar! Bu kaçıncı sefer, ben de Selda da onların yüzünü hiç görmedik. Onlar da bizim yüzümüzü hiç görmediler!” dedi. Ben kabul edince Cem sikini tekrar ağzıma verdi ve emerek kaldırdım. Otele gidene kadar beni arabada sikti ve defalarca boşalttı. Kuş gibi hafiflemiştim resmen. Otel ve diğer işleri ayarladık ve beni şirkete bıraktılar.

İki gün sonra Amerikalı misafirlerimiz geldi, şirkette ben karşılamıştım onları. Kocama da, büyük patronların geldiğini, akşam toplantıda çeviri yapacağımı anlatmış ve akşam geç geleceğimi söylemiştim. Kocam mırın kırın etsede kabul etmişti. Akşam oldu, onları otele ben götürdüm bıraktım. Bir saat sonra da dışarda Cem ve Hakan ile buluşup otele gittik. VIP minibüste Cemin bana getirdiği kıyafetleri giymiştim, siyah süper mini bir etek, kırmızı dantelli bir tanga ve kırmızı dantelli bir büstiyer. Üzerime de uzun bir pardesü. Yukarı çıktık. Odaya girmeden maskelerimizi taktık ve ben pardesüyü çıkardım, içeri öyle girdik. Ben içki servis yaptım önce. Sonra Cem ve Hakan Lara’nın yanına oturdu, ben de Jery’nin yanına oturdum. Jery direk olarak, “Kalçaların çok güzel!” dedi ve okşamaya başladı. Ben de ayağa kalkıp, arkam ona dönük olarak eğilip eteğimi çıkarttım. O anda Jerry ani bir hareketle yerinden kalktı ve kalçalarımda dilini hissettim. Tangamı indirdi ve “Ohh my God, very nice Black Rose!” dedi. Selda’ların kendi aralarında ‘Kara Kutu’ diye adlandırdıkları göt deliğine, Jery de ‘Black Rose’ (Kara Gül) diyordu…

Bu arada Lara, Cem ve Hakan’ın siklerini ağzına alıyor, bir onu bir onu emiyordu. Jery de benim götümü biraz yaladıktan sonra, ben ona döndüm ve sikini çıkardım. İlk defa sünnetsiz bir sik görüyordum, büyük bir şey değildi. Ve ağzıma alıp emmeye başladım. Biraz büyüdü ve kafası meydana çıktı. Biraz sonra Jerry beni dört ayak pozisyonuna getirdi ve kabuklu sikiyle götüme girmeye başladı. Devamlı iltifat ediyor, ‘My Black Rose’ diyordu. Hiç zorlanmadan alıyordum Jerry’nin sikini götüme. Sikini götümden çıkarmadan beni kucaklayıp Lara’ya doğru götürdü. Lara halen Cem ve Hakan’ın siklerini emiyordu. Jerry benim yüzüm Lara’nın amına gelecek şekilde domaltınca, ne yapmam gerektiğini anlamıştım. Ben de Lara’nın amını yalamaya başladım. Bu arada Jery devamlı götüme pompalıyordu ve ben zevkten uçmaya başlamıştım artık. Götümü sikmeye biraz devam etti ve götümün içine boşaldı. Öylece duruyordu, biraz bekledi ve götümden çıktı. Sonra beni Hakan’ın kucağına oturttu ve onun götüme girmesini sağladı. Jery beni seyrediyordu…

Cem de Lara’yı kucağına almış, amına derin sert dalışlar yapıyordu. Kısa sürede Lara haykırarak boşalmaya başladı ve Cem’in kucağından indi, kenara geçip oturdu ve Cem’in benim amıma girmesini söyledi. O da hemen geldi ve amıma soktu. Yine en sevdiğim pozisyondaydım, Hakan arkamda Cem önümde idi, her iki deliğimi de pompalıyorlardı. Az sonra Jery geldi ve sikini ağzıma verdi. Aynı anda üç deliğim dedolmuştu, ben zevkten çıldırıyordum. Jery’nin siki yeniden sertleşince, Cem ve Hakan beni bıraktılar, Jery beni kucağına aldı. Yine götüme sokmaya başladı, deli gibi sikiyordu götümü. Çocuklar da Larayı tost yapmışlardı. Bu şekilde uzunca bir süre sikişmeye devam ettik. Otelden gece saat iki civarında ayrıldık. Cem ve Hakan beni eve bıraktılar, ama tabi arabada ikisi de birer kez daha siktiler güzelce beni.

Eve girdiğimde kocam yatmamıştı halen, salonda beni bekliyordu. Ona neden yatmadığını sorduğumda, beni merak ettiğini söyledi. Ben de, “Çok yorgunum, hemen yatıp uyumak istiyorum!” dedim. “Biraz sonra yat…” dedi. Anladım sevişmek istiyordu. Bu gece yaşadığım bukadar güzel seksten sonra kocamın sikmesinden hiçbir şey anlamayacaktım, ama yine de, “Peki!” dedim. Önce duşa girdim iyice temizlendim ve yatağa girip kocamı çağırdım. Herzamanki gibi yine iki dakikada işini gördü ve uyudu hayvan! Ve o gece ben kafamda herşeyi bitirmiştim, kocamdan boşanacaktım…

Ertesi gün işe gittim. Jery ve Lara şirkete öğleye doğru geldiler ve öğlen yemeğine beraber çıktık. Bir ara yemekte Jery elime bir not tutuşturdu. Notta, “Black Rose, muhteşemdin!” yazıyordu. Beni sesimden tanımıştı. “Siz de öyleydiniz!” dedim ve gülümsedim. Yemekten sonra şirkete döndük. Öğleden sonra Lara alışverişe gideceğini söyleyip şirketten ayrılınca, Jerry beni odasına çağırdı. Bana, “Gerçekten muhteşem bir kadınsın, seninle yüzünü görerek sevişmek!” istiyorum dedi. Ben de tabi dedim ve hemen onun önüne diz çöktüm. Önce sikini ağzıma aldım kaldırdım, sonra Jerry’yi masanın üzerine yatırdım, eteğimi yukarı toplayıp, tangamı kenara sıyırdım ve yüzüm ona dönük şekilde, sikini götüme aldım. Üzerinde zıplıyordum. Aldığı zevk gözlerinden okunuyordu. Kasılmaya başladı, boşalacağını anlamıştım, hemen üzerinden inip sikini ağzıma aldım ve ağzıma boşalmasını sağladım. Sonra hemen toparlandık, ben çıktım odasından. Akşamüzeri  genel müdür beni odasına çağırdı ve beni tebrik etti, büyük bir terfi ve zam aldığımı söyledi, Jery emretmiş.

Jery ve Lara İstanbulda iki gün daha kaldılar. Lara devamlı dışarıda, mağazaları falan geziyor, Jery de fırsat bulduğu heryerde götümü sikiyordu. İki gün böyle geçti ve Jerry ile Lara Amerikaya döndüler. Ama sonrasında genel müdürümün bana olan ilgisinin değiştiğini fark etmeye başladım. Birgün beni odasına çağırdı ve “Black Rose! Bir de ben koklayabilirmiyim?” dedi. Galiba Jerry’den öğrenmişti. Ben de hiç sakınca görmedim ve onun odasında sevişmeye başladık. Önce striptiz yaptım ona, sonra onun önünde diz çöktüm ve pantolonunu indirmeye başladım. Külodunu indirdiğimde hiç görmediğim kadar büyük bir sik karşımda duruyordu, hemde dimdik olarak. Hemen emmeye başladım…

Beni yukarı çekti ve amıma girmeye başladı. Sikinin amıma girerken her milimetresini hissediyordum ve muhteşem zevk alıyordum. Kısa sürede boşladım, hiç bu kadar zevk aldığımı hatırlamıyorum. O koca sikini amımdan çıkarıp, “Hadi birde senin o meşhur Black Rose’un tadına bakalım!” dedi. Yere indim ve dört ayak oldum. O da geçti arkama ve götüme dayadı koca sikini. Nasıl alacağım diye düşünüyordum. Biraz yüklendi olmadı. Tekrar amıma soktu ve sikinin kayganlaşmasını sağladı ve tekrar götüme dayadı. Başı girmeye başlamıştı, kendimi olabildiğince serbest bırakıyordun. Başı girmişti artık ve kalın gövdesi de ilerliyordu. İlk kez Hakan’ın siktiği gibiydi sanki, canım acıyor, ama zevk alıyordum. Ve yavaş hareketlerle dibini bulmuştu artık. Öylece durması söyledim. Acıya iyice alıştırdım kendimi ve hareket etmeye başladım. Acı nerdeyse tamamen kaybolmuştu ve müthiş zevk alıyordum artık. O da hızlanmaya başladı ve hızla yüklenip içime lavlarını püskürttü. Çok güzeldi.

O günden sonra genel müdür asistanlığı yapmaya başladığım için hergün beraberdik. Her fırsatı değerlenidiriyor, kaşla göz arasında sikişiyorduk. Haftada en az bir kere de otele gidip, sabahtan akşama kadar sikişiyorduk. O bana amımdan şimdiye kadar hiç almadığım zevki veriyordu, ben de ona hiçbir kadının o güne kadar ona vermediği götü veriyordum (bunu kendisi söyledi, karısı dahil hiç bir kadın ona götten vermemiş!), ikimiz de halimizden memnunduk. Onun ayarladığı bir avukat sayesinde kısa sürede kocamı da boşadım ve yine onun bana özel tutup, dayayıp döşediği bir eve çıktım. Arada bir Selda’larla partilere gidiyorum. Tamam, genel müdürüm beni yaraksız bırakmıyor, ama ne olursa olsun, Hakan ve Cem benim ilk erkeklerim. Eski kocamı erkek sınıfına bile koymuyorum!

274 toplam görüntülenme, 0 bugün

Gürkan ve Arzu (2)

Genel 6 Ağustos 2020

İlk hikâyemizde bizde swinger fikrinin nasıl geliştiğini anlatmıştım. Şimdi de bu hayata nasıl girdiğimizi anlatmak istiyorum.

Haziranın ilk haftası tatil beldesinde otel rezervasyonumuzu yapmıştık. Yanya iki oda ayarlamıştık. Onlar uçakla geleceklerdi, biz de arabayla yola çıkmıştık. Artık swinger hayata giriş yapacaktık. Yolda sürekli nasıl olacak nasıl yapacağız diye konuşurken, Arzu cep telefonundan porno film açtı. Bana filmi göstererek “kocacığım ben de böyle mi sikileceğim?” diye sordu. Ben de “daha da güzel sikileceksin” derken, eteğini yukarıya kaldırdı. İçine külot giymemişti. Amını parmaklamaya başladı. Ben de konuşmalarımızdan zaten sertleşmiş sikimi dışarı çıkardım “Karıcığım, yolda boş kalma al ağzına” dedim. Eğildi ağzına aldı ve yalamaya başladı. İlk defa ağzına boşalmama izin vermiş hatta spermlerimi yutmuştu. Demek ki Arzu çok azmıştı.

Yol boyunca bu şekilde oynaşarak devam ettik. Derken yol kenarında terk edilmiş bir benzin istasyonu gördüm ve arabayı oraya çevirdim. Ben arkaya geçip işeyeceğim dedim, Arzu ben de deyip yanıma geldi. Tam çömelip işerken sikimi aniden ağzına soktum. Hep işeyip hem ağzındaki sikimi emiyordu. Harika bir duyguydu.

İşemesi bitince ayağa kaldırıp duvara domaltıp, oracık da sikmeye başladım. Karımı ilk defa açık havada sikiyordum ve bu heyecanla hemen boşaldım.

Yola devam edip otele yerleştik. Eliflerin uçağı da inmiş otele doğru taksiyle geliyorlarmış. Otelin lobisinde beklemeye başladık. Arzu mini eteğinin üzerine bikinisinin üstünü giymişti. Üzerinde başka bir şey yoktu. Ben de tişört şort giymiştim. Derken Elifle kocası kapıda göründü. Elif de mini etek giymiş, üzerinde de dekolte bir bluz vardı. Kocası Alex ise pantolon gömlek giymişti.

Biraz hoşbeşten sonra odalarına çıktılar, aynı bizim gibi giyinip geldiler. Yemek yedik, normal arkadaşlar gibi sohbet ettik. Sonra arabayla bara geçtik

Barda ben Arzu’nun karşına oturdum. Arzu’nun bacağı hafifçe aralıktı. Birden külot giymediğini fark ettim. Sikim anında sertleşti. Alex sürekli karımın amına bakıyordu. Arzu sarılmalarla dokunmalarla onu azdırmaya çalışıyordu. Bu görüntü sikimi daha da sertleştirdi. Elif’i elinden tutup dansa kaldırdım. Ben de karım gibi sarılıp sikimi Elif’e dayadım. Elif “Canım dur, burada mı sikeceksin beni?” diye kıkırdadı. Ben “ne yapayım karım amını kocana gösterince dayanamadım azdım” der demez Elif dudaklarıma yapıştı. Bunu gören karım Alex’i elinde tutup piste kaldırdı. Alex karıma arkadan sarıp dans eder gibi sallanmaya başladı. Biz de onlara doğru yaklaştık. Elif kocasını alıp dans ederken Arzu yanıma gelip “Aşkım amımdan sular akıyor, külot da giymediğimden bacaklarıma kadar aktı” dedi. “Ne oldu, neden bu kadar azdın?” diye sorunca karım “nasıl azmayayım aşkım, adam resmen sikini sırtıma sapladı, o kadar büyük ki inanamazsın, resmen kazık gibi yaa” dedi. Ben de heyecanlanmıştım, “daha ne işte, istediğin yarrak bu değil mi?” diye sordum. Sırıtarak “bir de yesem!!!” dedi. Ben de “karıcığım sabır, bu işi görev gibi yapmayalım, işi akışına bırak” deyince, dudaklarıma yapıştı.

Dans bitip de yerimize otururken, Elif “çok sarhoş olmadan odalarımıza çıkalım bence, herkesin işi gücü var değil mi?” deyip bir kahkaha patlattı. Karım da gülerek “aynen canım işimiz var” dedi.

Otele doğru yola koyulduk, arakada oturan Elif ile kocası Alex sevişmeye başladılar. Karım Arzu şakayla “biliyoruz kocanın siki çok büyük ama otele kadar sabret” dedi. Elif de aynı havayla “canım rahat ol, bu yarrak kamu malı” diye kıkırdadı.

Tam bu esnada Alex sikini çıkarıp Elif’in ağzına verdi. Siki kocamandı. Hiç bu kadarını görmemiştim;

yirmi beş santimden az değildi. Elif o kadar iştahla yalıyordu ki, karım Arzu de tahrik olmuş, bir eliyle kendi amını okşarken diğer eliyle de benim sikimi kavramıştı. Hem konuşuyor hem de kendini tatmin ediyordu.

Sonunda otele gelmiş, herkes kendi odasına geçmişti. İçeri girer girmez üzerime atıldı. O kadar azmıştı ki, hemen sikişmeye başladık. Amı öyle sulanmıştı ki sikim içinde adeta uçuyordu. Öyle tahrik olmuştuk ki, hemen ama aynı anda boşaldık.

Sonra içinin de tesiriyle uyuya kalmışım. Saban gözlerimi açtığımda, Elif eğilmiş sikimi emiyordu. İrkildim. “Elif ne yapıyorsun, Arzu nerede?” diye sordum. “Korkma, lavaboda, o çıkana kadar seni uyandırayım” diye yanıt verdi. Bu arada Arzu “aşkım geldim!” diyerek banyonun kapısında belirdi ve Elif’e dönerek “az manyak değilsin ah!” dedi.

Elif “ canlarım sabah sabah geldim ki bazı şeyleri konuşalım diye” konuşması ciddiyetle sürdürürken eliyle sikimle oynamaya devam ediyordu. Sikim zaten sidiğin baskısıyla demir gibiydi.

Elif yeniden ciddiyete bürünerek “Canım sizler benim süper dostlarımsınız, seks olayı ise çok farklı, eminsiniz değil mi, sonra pişman olmayın, olursanız ilişkiniz bozulur” dedi. Karım Arzu de “Güzelim biz dostuz, yaşayacağız şeyi başka biri olsa çok düşünürdüm ama sizle olmasından zarar gelmeyeceğini ben biliyorum, onun için rahatım ben” dedi.

Ben de “ben de rahatım herkesin bundan zevk alacağını biliyorum” dedim. Ben böyle söyleyince elim gülümseyerek “o zaman ben şununla biraz oynayayım” deyip sikimle oynamayı sürdürdü. Arzu dudaklarıma yapışırken Elif te sikimi ağzıma aldı. Arzu  dudaklarını dudaklarımdan ayırıp amı ağzıma gelecek şekilde yüzümün üstüne oturup amını yalatmaya başladı. Elif de siki alttan vakumluyordu. Öyle sertleşmiştim ki anlatamam.

Elif sikimi ağzımdan çıkarıp “Gürkancığım senin şu yarağının nasıl siktiğinin hikayesini yıllarca Arzudan dinledim, şimdi tadına bakmak istiyorum ama götten!!!” deyince Karım Arzu “oooo şansa bak adam benim götümü hiç sikmeden Elif’inkini sikecek” dedi.

Ben “benim bir şartım var ama” dedim. Elif “şartın neyse kabul” deyip devam etti “Alex’in sikinin kalın olması nedeniyle götten hiç yemiyorum ama götten sikilmeyi seviyorum. Senin ki tan bu götlük” deyip kalçalarını şaplaklayarak domaldı.

Ben şartımı söyledim “Arzu yalayacak ben sokacağım” Arzu anında tepki gösterdi “saçmalama ya…” Bunun üzerine Elif sahte bir kızgınlıkla “dön kız ben sana yapacağım” dedi.

Arzu’u domaltıp yalamaya başladı. O kadar güzel yalıyordu ki Arzu adeta çıldırdı “sikin beni!” diye bağırmaya başladı. Bunun üzerine Arzu’nun arkasına geçip sikimi sırılsıklam olmuş amına yerleştirdim. Arzu Elif’e “harikasın canım, şimdi sen domal ben yalayacağım” dedi. Arzu Elif’in göt deliğini yalarken ben de Arzu’u amından sikiyordum. Bu şekilde biraz vakit geçince Elif isyankâr şekilde “aaaa yeter ya ben buraya sikilmeye geldim ne bu şimdi yaa?” dedi. .

Sikimi karımın amında çıkarıp Elif’e “gel canım gel senin götünün içinde patlayacak bu yarrak” deyip sikimi sıvazlarken Elif önümde domaldı. Göt deliği karımın yalamasından dolayı sırılsıklamdı. Ben sikimin kafasını göt deliğine dayayıp yavaş yavaş bastırırken Elif birden kendini bana doğru bastırmasıyla sikim kolayca dibine kadar kaydı. Göt sikmek harika bir şeymiş. Birkaç gelgitten sonra ben Elif’in götünün içinde patladım. Harika bir duyguydu. On dakika kadar seviştikten sonra Elif, “ben odamıza gideyim de kocama da vereyim, sikilmiş götü yalamayı çok sever” deyip kalkınca Karım Arzu“aşkım biz de gidelim mi, ben de o koca yarağı artık yesem diyorum” dedi. Ben de “aşkım sen git ben de biraz sonra katılırım size” dedim

Böyle dememin nedeni, Elif’in bana daha önce söylemesiydi. Ben olmadan karımın ilk defa daha rahat davranacağını düşünüyordu.

Odana ayrılırken Elifler odalarının kapı kartını bana verdiler.

Yirmi dakika kadar sonra ben de oraya gittim. Kapıyı açtığımda manzara süperdi. Elek koltukta bacaklarını ayırmış amıyla oynarken Alex de karını Elif’in göt deliğini yalıyordu.

Ben içeri girince Elif “hoş geldin, Alex Arzu’nun amcığını sikmek istiyor artık” dedi. Arzu de heyecanla öne atıldı “ Arzu de sikilmek istiyor artık” dedi.

“Ne istiyorsanız yapın” deyip Arzu’nun bacakları arasına çöküp amını yalamaya başladım. Bu sırada Alex de gelip sikini karımın eline verdi. Karım da eline aldığı koca siki ağzına götürüp iştahla yalayım emmeye başladı. Öyle keyif alıyor öyle mutluydu ki anlatamam. ,

Derken Elif de gelip altıma uzanıp sikimi yalamaya başladı.

Arzu yalvaran bir ifade ile “Lütfen artık sikin beni…” diye inledi. Elif karımı tutup yatağa doğru götürürken, Alex “bu amı da götü de sikmek istiyorum” dedi.  Arzu ürkerek “sik ama sadece amımı, götüm almaz o siki” dedi.

Alex yatağa sırtüstü uzandı, Koca aleti bir direk gibi dimdikti. Karım üzerine çıkıp, eliyle siki yakalayıp amının dudakları arasına yerleştirip koca sikin üzerine yavaş yavaş oturmaya başladı. Sik amına yavaş yavaş giriyor, giren her santimden ayrı ayrı zevk alıyordu. Dibine kadar girince önce kalçalarını çevirerek içine iyice yerleştirdi ve ardından üstünde zıplamaya başladı.

Onları ben büyülenmiş gibi seyrederken, Elif gelip, sikimi göstererek “şu taze kalkmışla nemi götten sikmeni istiyorum” dedi. Ben de hemen onu domalttım ama o sırtüstü yatıp bacaklarını iyice havaya kaldırdı “hayır arkadan değil, önden sikmeni istiyorum. Beni sikerken yüzünü görmek istiyorum” dedi.

Ben de kalçalarından yakalayıp götü meydana çıkana kadar kaldırdım ve kazık gibi olmuş sikimi daracık götüne soktum ve sikmeye başladım. Bakışlarım karıma kaydı. Arzu’nun gözleri kaymış, adamın kara koca siki karımın am sularıyla ıslanmış pırıl pırıl parlıyordu.

Orada yaklaşık üç saat kadar sikiştik. Her türlü pozisyonu denedik.

Daha sonra odamıza geçtik. Melik boynuma sarılıp “Aşkım sana bir kez daha âşık oldum. Böyle bir zevki yaşattığın için teşekkür ederim ama yine de beni senin sikmeni istiyorum” der demez dudaklarımız vantuz gibi yapıştı. Arzu “aşkım amımı yalar mısın?” dedi. Yatağa yatırıp amını yalamaya başlayınca ben de ayrı bir heyecan oluştu. Az önce başkası tarafından sikilen karımın amını yalıyordum. Arzu’nun pınar gibi coşan am suları eşliğinde sanırım iki saat daha sikiştik.

209 toplam görüntülenme, 0 bugün

Asker Arkadaşımın Karısını Siktim!

Genel 6 Ağustos 2020

Kapının çalan zilini duyduğunda irkilmişti. Kimseyi beklemiyordu. Kapıda gördüğü adam, otuz yaşlarında, uzun boylu atletik yapılı, kısa kesilmiş saçlarıyla asker olduğu belli oluyordu.
Adam elinde tuttuğu iki paketi ne olduğunu anlamamış insanların boş bakışlarıyla kendisine bakan kadına uzatıp, “bunları Cemil gönderdi, uğrayıp bırakmamı istedi” dedi.
Cemil, kadının Afganistan’daki barış gücünde görevli olan astsubay kocasıydı. Kadın, “te-teşekkür ederim” diyerek bir elini uzattı.
“Göreceğiniz gibi bir mektup var; Cemil, mektubu benim yanımdayken okumanızı istedi” dedi adam.
Kadın, kuşkuyla bakmasına rağmen adamı içeriye buyur etti. Adam elini uzatarak “bu arada, adım Sinan” diyerek kendisini tanıttı.
Bir süre eline aldığı paketleri ne yapacağını bilmeden uğraştıktan sonra masaya bırakmayı akıl edip, adamın havada bekleyen elini hafifçe sıkıp, “Suzan” dedi.
Sinan “evet biliyorum, Cemil sizden o kadar çok bahsetti ki” diye karşılık verdi.
Suzan, adamın gülümseyerek gözlerini gözlerine diktiğini fark etmişti. Adımın gözlerinde garip bir bakış vardı; şehvetler bakıyordu. Endişelenmiş, korkmuştu. Dönüp, mühürlü zarfı alıp açtı ve okumaya başladı.
Sevgilim,
Her zamanki gibi seni çok özledim. Seni çok seviyorum, bunu en iyi sen bilirsin.
Umarım sana gönderdiğim hediyeleri beğenirsin. Buradaki ordu pazarından aldım. Çok sevdiğin çikolata ve ne kadar çok sevdiğini bildiğim ipek çorap var içinde. Çorapları giyerek bir fotoğraf çekip gönderirsen beni çok sevindirirsin
Eğer sen de kabul edersen sana bir başka hediye daha gönderdim. Adı Sinan. Başka bir adam tarafından becerilmeni seninle geçmişte çok konuşmuştuk ve yine biliyorum ki, en az benim kadar seks yapmayı özlemişsindir. Eğer onunla yatmayı istersen emin ol benim için bir sorun yok. İyi arkadaşımdır. Karından boşanmış ve en az benim kadar azgındır. Hatta Burada benden daha uzun süreden beri kaldığından azgınlığı daha da artmıştır muhtemelen.
Onunla, senin hoşlandıkların ve hoşlanmadıkların hakkında çok detaylı konuştum ki ne yapması veya ne yapmaması gerektiğini iyice bilsin diye. Haylaz(!) bir kıza minik cezalar vermek hafifçe kıçını tokatlara konusunda gönülsüz olacağını pek sanmam. Zaten kendisi de yatakta biraz dominant olmaktan hoşlandığını söylemişti. Ayrıca banyo yaparken gördüğüm kadarıyla, sahip olduklarıyla seni hayal kırıklığına uğratmayacağını düşünüyorum.
İşte böyle aşkım, senin için düşündüğüm hediyeler bundan ibaret. İstemediğin bir şeyi yapmak için baskı hissetme, sen nasıl istersen öyle davran lütfen. Evet, onun seni sikmesi ve olanları bana onun ve sisin anlatman hoşuma gidecektir; belki bir iki resim de olsa iyi olur ama dediğim gibi karar senin. Eğer ‘hayır’ dersen Sinan anlayışla karşılayacaktır, tabi ben de…
Her neyse, karar senin. Haftalık telefon izin gününde konuşmak üzere..
Seni seviyorum
Cemil.”
Suzan ne diyeceğini bilemiyordu. Elinde sıkıca tuttuğu mektubu yeniden okudu. Hayatında hiç bu kadar utanmamıştı.  Orada bekleyen ve kendisini sikmesi için gönderilmiş hiç tanımadığı yabancı bir adamın karşısında yer yarılsa da içine girseydi. “Hayır dersen benim için sorun yok” diye Sinan sessizliği bozmuştu.
“Evet, şey yani hayır anlamında evet, yani teşekkür ederim” şaşkın ve kafası karışmış şekilde yanıtlamıştı Suzan.
Sinan gülümseyerek, “Cemil seni zor duruma soktu değil mi?” diye sordu.
Suzan, başını sallayarak onayladı.
Sinan “neyse, beni kovamdan önce, Cemil’in söylediğine göre dolapta beni bekleyen soğuk bira olması lazımmış, hiç olmazsa onunla idare edeyim” dedi.
Suzan köşedeki buzdolabına doğru baktı. Evet, Cemil’in gitmeden önce aldığı biralar hala duruyordu. Dolabı açtı içinden bir kutu bira alıp adama uzattı, Sinan hiç bir şey söylemeden masaya oturdu ve kapağını açıp birayı kafasına dikti. Sinan, bir kutu birayı bir dikişte bitirirken, Suzan onu izliyordu. Sinan boş şişeyi masaya koyup “işte bu iyiydi” dedi. “ne zamandır bunu yapmayı beklediğimi bilemezsin” dedi.
Suzan adama gülümsedi.
“Aslında uzun süredir yapmayı düşündüğüm tek bir şey değildi, iki, üç,hatta döt şeydi” boş bira şişesini Suzan’a uzatarak.
Suzan, “üç bira daha mı istiyorsun?” diye sordu gülerek.
Sinan gülümseyerek, “hayır istediğim ilk şey soğuk bir kutu biraydı, ikincisi ise bol köpüklü sıcak bir banyo ve üçüncü olarak da yumuşak bir yatakta uyumak” diye cevap verdi.
Suzan’ın dikkatini adamın sadece iki şeyi söylemesi çekmişti. Ancak sonuncu şeyi ne olduğunu sormasına gerek yoktu.
“Cemil, senin için sakıncası olmazsa banyo yapabileceğimi söylemişti” dedi, yine Suzan’ı zor durumda bırakarak.
Suzan hala, bu adamı kendisiyle seks yapması için göndermiş olmasına çok şaşırıyordu şaka gibi geliyordu. Elbette istemiyordu. Evet, seks istiyordu, ihtiyacı vardı; kocasından uzun süreden beri ayrıydı. Üç ay ölmüştü, üç aydan beri parmakları ve can dostu vibratörü vardı sadece. Ama aslında gerçek bir yaprak istiyordu; hem de çaresizde korkunç şekilde istiyordu.  Ama bu şekilde değildi.
Sinan hala sorduğu sorunun yanıtını bekliyordu.
“Şey… Eee… Eğer Cemil olur dediyse…” diye kaçamak yanıt verdi.
Sinan “emin misin?” diye üstüne basarak bir daha sordu.
Emin değildi ve kafası çok karışıktı ama yine de başıyla onaylayarak izin verdi.
Suzan bu adamaların çöl sıcağında çok zor ortamlarda görev yaptıklarını biliyordu. Onlar için çok üzülüyordu. Adama İçeri geçip banyo yapabileceğini söyledi. Sinan, eğer izin verirse arabadan çantasını alıp gelmek istediğini söyledi. Suzan yeniden kendini zor durumda kalmış sıkıştırılmış hissetmişti. Adam geceyi kendisiyle geçireceğini düşünerek hazırlıklı gelmişti sanki. Onu daha kesin şekilde reddetmeliydi. Bir kaç dakika sonra, Sinan elinde çantasıyla yatak odasının yolunu tutmuş çantasını elbise dolabının önüne koymuştu. Çünkü sadece yatak odasındaki ebeveyn banyoda küvet vardı ve o da köpüklü sıcak bir banyo yapmak istiyordu.
Suzan banyonun kapısını açıp “burada banyo yapabilirsin, ben sana havlu getireyim” deyip öteki odaya geçti.
Biraz sonra elinde havlulara yeniden döndüğünde Sinan’ı tam baksır şortunu çıkarırken buldu. Onun çıplaklığı, Suzan’ı utandırmıştı. Bir de uzun süre gözlerini yarağından alamamış olmaktan dolayı utanmıştı. Evet oldukça büyükmüş…
Sinan, kadının tedirgin ellerinden havluyu alırken “umarım seni utandırmadım” dedi. “Bizim işimizde etrafında çıplak insanlar görmek ve yanlarında soyunmak doğal olduğundan alışkanlıkla yaptım” diye açıklamasını sürdürdü.
Suzan bir şey demedi, adam doğru banyoya yöneldi.
Sinan “şimdi bura bir bira daha götürürüm” diye seslendi kadına gülümseyerek.
Suzan birayı dolaptan alıp geri döndüğünde adam küvete sıcak suyun içine uzanmıştı. Uzandığı yerden “Bunun ne kadar güzel bir duygu olduğunu asla bilemezsin” dedi.
“Evet, Cemil her zaman en çok özlediği şeyin bu olduğunu söyler” diye yanıt verdi Suzan birayı adama uzatırken.
Bira kutusunu verirken ekleri kısa süre bir birine dokundu. Çok kısa, ölçülemeyecek kadar kısa bir andı ama dokunmaktı işte. Et, ete değmişti. Bu temasın ondaki etkilerini görmek için, Suzan gözlerini aşağıya köpüklü suya kaydırmıştı; Sinan’ın siki sertleşmiş, şişmiş kafası köpüklerin arasından suyun üstüne çıkmaya çabalıyor gibiydi..
Sinan birayı alıp “teşekkür ederim” dedi.
Suzan, adamın, kendi yüzünde neleri gördüğünü bildiğini biliyordu; bu şehvetti. Yeniden utanmıştı. Yalnız bıraktığı için özür dileyip dışarı çıktı. Eğer biraz daha kalırsa direncinin kırılıp ve kocasının garip isteğine evet diyeceğini biliyordu. O dışarı çıkarken adam yüzünde garip bir gülümseme ile ona bakıyordu.
On beş dakika kadar sonra Sinan ismini seslendiğinde yatak odasına girince onu banyodan çıkmış, yatakta oturur vaziyette buldu. Kurulanmış havluyu beline sarmıştı. Suzan’ı görünce muzipçe “acaba uzansan sorun olur mu?” diye sorup, ardından da “Cemil sorun olmaz demişti” diye açıkladı.
Suzan ‘hayır’ demesi gerektiğini biliyordu. Ona gitmesini söylemesi gerektiğini biliyordu alma bir türlü yapamıyordu. Onu istiyordu. “Evet” dedi yatağa uzanma isteğine.
Birden adam elini uzatıp onun ellerini tuttu; nazik ama sıkıca. Ellerini bırakmadan gözlerinin içine baktı ve “evet biliyorum bu sana utanç verici ve belki aşağılayıcı da geliyor olabilir ama kocan benden seni sökmemi istedi” dedi sakince.
Suzan kafasıyla onaylayarak, “evet biliyorum” dedi hafifçe, bakışlarını kaçırmaya çalışarak…
“Ama seni sikmeden önce külotunu sıyırıp, kalçalarını biraz pataklamak istiyorum,” dedi ve “ve sen bundan çok hoşlanıyorsun değil mi, Suzan?” diye sordu.
Bu sözler üzerine Suzan geri çekilip ellerini onun ellerinde kurtarmayı denedi.
“İnkar etme Suzan,” dedi, “seninle ilgili her şeyi ama her şeyi biliyorum. Cemil’le senin hakkında saatlerce sohbet ettik, en ince ayrıntısına kadar seni bana anlattı. Senin ne istediğini kesinlikle biliyorum ve sen de benim sana ne kadar ihtiyacım olduğunu biliyorsun değil mi?” diye açıkladı.
Suzan hiçbir şey demedi.
Tam bu anda Sinan çabucak Suzan’ın ellerini bırakıp hızla eteğinin yan taraflarına kaydırdı. O kadar hızlı hareket ediyordu ki daha kadın bir şey demeye fırsat kalmadan eteğinin düğmeleri çözülmüştü bile. Eteğini bacaklarından aşağıya doğru sıyırırken, “direnmenin faydası yok Suzan” diye açıklama yaptı. Daha eteği yere düşmeden Sinan ellerini beyaz külotunun lastiğine geçirmişti bile. “hah işte böyle uslu bir kız ol” derken külotu da kalçalarından aşağıya doğru sıyırdı.
Suzan saniyeler içinden kendini adamın karşısından belden aşağısı çırılçıplak şekilde bulmuştu.
“Evet… Suzan” dedi, “kocan Cemil bana senin çok yaramaz bir kız olduğunu söyledi. Yaramaz olduğun kadar, kötü de bir kızmışsın” parmaklarıyla amının üstüne dokunmaya başlarken ekledi.
O okşamalarına sürdürürken, Suzan hiçbir şey söylemeden orada ayakta dikiliyordu.
Birden “ çok hayal kırıklığına uğradım Suzan” diye söyledi.
Suzan “hayal kırıklığı mı? Niye ki?” diye şaşıracak sordu.
“Cemil ban senin amının tıraşlı olduğunu söylemişti. Hep, ne kadar pürüzsüz ve düz bir tenin olduğunu ve kılsız ne kadar güzel göründüğünü söylerdi. Ben de kılsız amı sevdiğimden, seninkini de o şekilde görmeyi umuyor ve istiyordum” diye açıkladı, parmaklarını amının yarığına doğru kaydırırken.
Suzan “Ö…özür dilerim” diye kendini af dilerken buldu. “O yeniden eve gelen kadar uzamalarına izin vermiştim” diye açıkladı. Bir yabacıyla vücudunun çok özel bir yerinin durumunu tartışıyor olmak Suzan’ı kötü yapmış ve bu durum onu n yine utanıp kızarmasına neden olmuştu.
“Onları şimdi tıraş etmeni istiyorum, Suzan” diye yarı buyursan bir ses tonuyla seslendi.
Adamın gözlerine baktı, gözleri ateş gibi çakıyor ve yüzünde ciddi bir ifade vardı. Suzan Sinan’dan girmesini isteyeceğini biliyordu ama onun emirlerine uyaktan kendini alamıyordu. “Özür dilerim elbette” diyebildi.
Bir dakika sonra, amının kılları sabunlanış, bir ayağı küvetin kenarında tıraş makinesine hazır bir vaziyette banyodaydı. Tıraş makinesinin bıçağını köpüklü amının kılları üzerinde hareket ettirmeye başladığında, Sinan’ın banyo kapısında dikilip kendisini izlediğini fark etti. Gözleri adamın elindeki kalın kahverengi kemeri fark etti. İkiye katlanmış ve sıkıca kavranmış bu kemer kullanıma hazır bekliyordu. Tehdit edici görünüyordu aynen siki gibi… Kalın ve uzun siki, kabarmış damarlarıyla şimdi tamamen sertleşmişti. Çok kızgın görünüyordu. Bunun kendisi için olduğunun, kendisini beklediğinin, içine girmek için beklediğinin, kadınlığını doldurmak için beklediğinin farkına varınca dizleri titredi bacakları sallandı.
“Uzatma” diye uyardı Sinan.
Acele etmesini istiyordu şimdi; sesinden gözü dönmüşlük hissediliyordu. Amının tüm kıllarını temizlemeye devam ederken yutkundu. Hiç bir erke ondan daha önce böyle bir şey istememişti. Korkuyordu; onu neyin beklediğinden pek emin değildi. Sadece sikecek miydi, yoksa önce dövecek sonra mı sikecekti?  Bacakları yeniden titredi; sadece korkudan değil, cinsel heyecan da vardı bacaklarını titreten.
Sinan, beş dakikadan daha fazla orada durup onu seyretti; onun amının kıllarının her bir telini tıraş etmesini izledi. Suzan isini bitirip duş musluğu ile kendini temizlerken, adam yanına gelip onun yaptığı tıraşı kontrol ediyordu. Sinan, Parmaklarını önce tıraş ettiği yerde, sonrada iyice şişmiş amının dudakları arasında dolaştırdı. Yaptığı kontrolden sonra bir müfettiş edasıyla   “İş görür” dedi ve ekledi, “şimdi üst tarafını da soyun ve yatak odasına gel.”
Cemil’in ona sikmek için yatağa gelmesini emrettiğinden beri çok zaman geçmişti;  bu emir onu çok heyecanlandırırdı. Şimdi daha da çok heyecanlandırmıştı. Bu emreden adam Cemil yani kocası değildi; sadece tanışalı ancak yarım saat olan bir adamdı.
Suzan odaya girdiğinde adam yatağın yanında onu bekliyordu; yatağın kocasının yattığı tarafında ve elinde ikiye katladığı kemeri ve iyice sertleşmiş sikiyle ayaktaydı. Suzan varıp adamın önüne dinledi ve onun emirlerini dinlemek için başını öne eğdi. Adam kendisinden çok daha uzundu ve Suzan bu mevcudiyet karşısında kendini daha da küçük hissediyordu.“Seni kamçılayacağımı biliyorsun değil mi Suzan?” dedi.
Suzan yumuşak bir ses tonuyla “evet” dedi. Hala kafası öne eğik adama bakmıyordu.
“Söz dinlemeyen kötü bir kız olduğun için kemerler altı defa vuracağım” dedi ve “ sonra da güzele bacaklarını bir orospu gibi açacaksın ki, seni sikebileyim” diye devam etti.
Suzan, Teslim olmuş bir ses tonuyla “evet” derken bacaklarındaki titremeyi yine hissetmişti.
Suzan “yatağa doru eğil” diye emreden sesini duydu adamın.
Suzan yatağa doğru giderken yer darlığından adama sürtünmem zorunda kalmış, adamın siki tenine, vücudunun yanına, çıplak etine değmişti; Suzan o siki elini almak istiyor, okşamak istiyor, dizleri üzerine eğilip ağzına almak istiyordu. Bu koca sike tapmak istiyordu ama onu yerine aldığı kesin emirle karnının üzerine yatağa eğildi. Ayakları yere değecek şekilde bacakları yataktan aşağıya doğru sarkıyordu.
Bu pozisyonu daha önce kocası Cemil için de almıştı; poposuna vurması için yatağa bu şekilde uzanmıştı, ama o uzanma sadece popoya hafifçe bir kaç şaplak içindi. O zaman bu eylemin her saniyesinden çok hoşlanmış, acıdan ve aşağılanmadan çok haz duymuştu. Ama şimdi farklı olacaktı. Suzan bunu biliyordu. Ellerle vurulan bir kaç hafif şaplak gibi olmayacaktı; kemerle vurulan çok sert darbeler olacaktı; bir orospu gibi sikmeden önce başlangıç olarak sert ve acı dolu darbeler ve ağrı veren aşağılayıcı darbeler olacaktı.
Sinan yatağın kenarına, bir dizinin üzerine oturup, sol eliyle Suzan’ın belinin ortasına koyarak doğrulmasını engelleyecek şekilde bastırdı. Suzan ağız üstü yattığı yerden tuvalet masasının aynasından kendilerine baktığı anda adamın kemer tutan elinin havaya kalkıp, hızla kalçalarına doğru indiğini gördü. Her darbede acıyla çığlık attı; haykırdı; ağladı ve yalvardı ama adam durmadı. Geri çekilmedi; haykırışlara yalvarışlara aldırmadan tam altı sert darbe vurdu deri kemeriyle kadına…
Suzan’ın kalçaları kızarmış açıkla yanıyordu ve iç çekerek ağlıyordu ama yine de adamın kemer darbeleri bitince önceden emredildiği üzere sırt üstü dönüp bacaklarını onun için iyice ayırdı. Adam bacakları arasına girip pozisyon alınca Suzan adamın yüzüne bakıp, “piç herif, orospu çocuğu!” diye bağırdı.
Adam bir şey demeden gülümsedi, gülümserken de sikinin koca başını amının dudakları arasına yerleştirdi. Sonra yeniden gülümseyip tüm gücüyle kadının amına bastırdı. Suzan çığlık attı. Kolları otomatikman adamın omuzlarına dolanırken, bacaklarını da adamın beline sardı. Daha önce içinde bu kadar uzun ve kalın bir şey hissetmemişti ama yinede canı hiç yanmıyor hiç acı duymuyordu. Duymuyordu, çünkü daha darbesi yerken amı sırılsıklam ıslanmıştı.
Sikişleri hızlı, sert ve azgındı; adam Suzan’ın tatmin olup olmamasına ilgilenmiyordu; onun boşalmasıyla ilgili değildi; onun rahatlayıp rahatlayamayacağı azıcık bile umurunda değildi. Sinan, kadının kalçalarını elleriyle yakalayıp, kendine sıkıca çekti ve hızla pompalamaya devam etti.
Ama Suzan, ileri geri hareket ederken bile sikin dışarı çıkmasını istemiyor, kalın erkekliğin içindeyken verdiği tatmin edici hazzı sonuna kadar hissetmek istiyordu. Suzan bacaklarını adeta adama bir hayvanın sırtındaymış gibi sarmıştı, bu hayvan ki adeta onu yiyor ve ona orospu diye sesleniyordu. Bu hayvan ki onu sadece kendi zevkleri için kullanıyordu. Suzan sadece bu durumdan bile yeterince zevk alıyordu. Ama adam “ben seni sikerken sen de götünüz kaldır orospu!” dediğinde, artık adam için, boşalması için hazırdı. Adam uzunuzun adeta anırarak kadınlığının derinliklerine taşkın bir dere gibi fışkırırken Suzan da rahatlamış, boşalmıştı.
Bir süre sonra Suzan kendisini toparladı, nefes alıp vermeleri normale döndü. Başını adamın göğsüne dayayıp yatmış, dinleniyordu. Her ikisinin kolu da bir diğerinin beline sıkıca sarılıydı. Suzan hiç bu kadar tatmin olduğunu hatırlamıyordu, Ama hala poposunun acıyla yandığını hissediyordu; amının iyice ayrılıp açıldığını ve bir de amından adamın spermlerinin sızdığını hissediyordu. Yeniden kendini bir kadın gibi hissetmişti; bir erkek tarafından uzun uzun tatmin edilen bir kadın olarak hissetmişti.
Sinan “sana kaba davranmadım, değil mi?” diye yavaşça sordu.
Suzan ona bakıp gülümsedi ve “bu kabalık mıydı?” diye sorusuna soruyla yanıt verip onu öptü.
Sinan da gülümsedi.
Suzan adamın güçlü omuzları a yeniden yerleşirken “bu tam ihtiyacın olan bir şeydi, teşekkür ederim” dedi.
Sinan “ben de bunu yapmayı çok uzun zamandır bekliyordum,” dedi, sonra da “yani sikişmeyi” diye açıkladı.
Suzan “umarım istediğini aldığın için hemen çekip gitmeyeceksin” dedi.
“Bu gece burada kalacağımı umuyorum ve bir de iznimin son günü gelip o geceyi de burada geçirmeyi planlıyordum” diye yanıtladı adam.
Suzan hayal kırıklığına uğramıştı.
“Gidecek başla yerinde mi var?” diye sordu Sinan’a.
Sinan “bir kaç gün de ailemle geçirmeyi planlamıştım. Zaten kocan Cemil ile iki gece, yani bir ilk birde son gece için konuşmuştuk” diye açıkladı.
Suzan ellerini adamın bacak arasına doğru kaydırdı. Aleti, amcık suyuyla ıslak ve yapışkandı. Eliyle dokunduğu bu yumuşak etin birden hareketlenmeye başladığını hissetti. “ve arasındaki diğer günleri ailene geçireceksin öyle mi?” diye sordu.
“Belki bir kaç arkadaşı da görmek” diye yanıtladı ama hemen ekledi adam; “aslında ne yapacağımı da tam olarak düşünmedim”
Bu arada Suzan adamın aleti okşamaya, alette sertleşmeye devam ediyordu. Suzan uzanıp adamı öperken “sanırım, arkadaşın Cemil’a yardım etmekten ve bana göz kulak olup sorunlarımı çözmeyi düşünebilirsin.” dedi.
Sinan da dönüp onu öptü, siki daha da serleşmişti. Suzan’a “ben de isterdim ama kocanla sadece iki gece için anlaştık” dedi.
Sinan şimdi tamamen sertleşmiş, yeniden sikişe hazır hale gelmişti. Suzan adamın üzerine çıktı. Kendini koca sikin üzerine bastırdı. Amı biraz daha genişlemiş, içini koca alet bir kez daha tamamen doldurmuştu. “eğer senin için doğrusu buysa öyle yap”  diye kulağına fısıldayıp, adamı öptü.
“Ben de daha fazlasını isterdim ama…” diye yanıtladı adam.
Suzan adamın erkekliği üzerinde yukarı aşağı yavaş yavaş hareket etmeye başladı ve “Bütün bu izinli olduğun iki hafta beni sikebilecekken, sadece iki gecelik sikişi mi razı olacaksın?” diye fısıldadı, “senin iki haftalık özel orospuymuş yerine piyadede iki gecelik!” diye ekledi. Sonra onu bir daha öptü.
Adam inleyip kadının içine daha da bastırdı. Adam kadının davetine karşı komasına izin vermeyeceğini biliyordu. “Eminim bana öğreteceğiz o kadar çok şey vardır ki,” diye yavaşça söylerken ritmini de artırmıştı. “Senin ki, Cemil’inkinden daha büyük, sen O’dan ada iyisin ve bahse girerim bana daha fazlasını da yaşatırsın” diye ikna çalışmasını sürdürdü.
Adam yeniden inleyip, kadının ritmine uyup onun hareketlerine karşılık vermeye başladı. “İşte bu Sinan, doldur amımı, doldur, deliğimi” diye bağırdı Suzan.
Kadın üzerinde yukarı aşağı zıplarken adam “evet, evet” diye bağırıyordu.
İkisi de boşalır, birbirinin üzerine yığılırken, Suzan adamı öpmeye başlıyordu. Karşılıklı, uzun bir zevk mevsimine giriyorlardı.
Cemil takip eden gecelerden birinde, telefon ettiğinde Sinan hala oradaydı. Her ikisi de uzun bir seks seansından sonra yatağa oturmuş dinleniyorlardı
Cemil telefonda “hediyelerini aldın mı?” diye sordu endişeli bir şekilde.
Suzan “Hımmm. Teşekkür ederim sevgilim” dedi ve ekledi, “aslında şu anda onları giydim” dedi, gönderdiği çorapları kastederek.
“Ooooohhh!” diye yanıtladı kocası. Sonra “ya Sinan?” diye sordu yine endişeyle.
“Evet” diye yanıtladı kadın, “o şimdiye kadar aldığım en güzel hediyeydi” diye sürdürdü.
“Orada mı?” diye sordu adam merakla.
“Evet hala burada” diye cevap verdi Suzan.
Karşıda bir sessizlik oldu, sonra “ama…. Ama biz sadece ilk ve son gece için anlaşmıştık onunla” dedi karısına.
Suzan boşta kalan eli ile Sinan’ın kalkmış sikini uzanıp tutarken “evet biliyorum sevgilim” diye yanıtladı kocasını. Sonra biraz da şımarıkça “ama onu hemen göndermenin çok ayıp olacağını düşündüm” dedi.
Cemil yine bir süre sustu, “şimdi yanında mı?” diye sordu.
“Evet, şu anda yatakta yanımda” diye yanıtladı kadın.
Cemil’in iç çekmesi telefondan açıkça duyuluyordu.
Suzan “konuşacak şeylerimiz var değil mi?” diye lafı değiştirdi.
“Evet biliyorum ama…” diye kekeledi Cemil.
“Sinan oraya geldiğinde, sana anlatacak çok şeyi olacak. Ve ayrıca yakında sana bir kaç resim de göndereceğim” dedi Suzan.
“Ne tür resimler?” diye sordu Cemil, aslında kendisinin hoşlanacağı ve istediği fotoğraflar olduğunu çok iyi biliyordu.
Suzan “hımmmm, bir tanesi bana hediye gönderdiğin çoraplar giyinmiş olarak, bir tanesi de de çok özel bir fotoğraf olacak” diye yanıtladı Suzan.
“Çok özel mi?” diye merakla sordu Cemil.
“Bu gece geç vakit görürsün, cep telefonuna e-mail göndereceğim” dedi adama.
Bu defa konuşmadan önce uzun bir sessizlik oldu; “merakla bekliyorum”
Telefon konuşmasından yarım saat kadar sonra, Suzan yatakta, bacakları iyice ayrık sırt üstü vaziyette yatıyordu. Sinan’ın siki amının üzerinde dinleniyor, spermleri ise Suzan’ın yeni sikilmiş amından yavaşça aşağıya doğru sızıyordu. Sinan, Suzan’ın cep telefonunu alıp ayrık bacaklarının arasına yerleşip “gülümse çekiyorum” dedi. Suzan yüzünü kapadığı yastığın arkasından kıkırdarken, Sinan fotoğrafı çekmişti.

316 toplam görüntülenme, 0 bugün

Eşim Ve Grupsex delisi olan Teyzesi ile Birlikde Oldum

Genel 6 Ağustos 2020

Selam, ben Can. Daha önce Baldızımın küçücük götünü siktiğimi yazmıştım. Baldızım ikinci çocuğunu doğurduktan birkaç ay sonra sikişmelerimiz devam etti. Baldızla bizim evde, kendi evlerinde, kayınvalidenin evinde, farklı farklı yerlerde deliler gibi sikişiyorduk. Artık birbirimizin bağımlısı olmuştuk, ben onsuz, Baldız da bensiz yapamıyordu. Kendi eşlerimizle sikişirken bile, birbirimizi hayal ediyorduk. Ama son zamanlarda bende baldızıma karşı bir soğukluk olmaya başladı.
En son onlarda kaldığımız bir gece, karımla bacanağın içeceklerine uyku hapı atıp, onları uyuttuktan sonra, Baldızla boş bir odada sevişmeye başladık. Baldız yine çok iştahlı sevişirken, ben sanki mecburiyetten sevişiyor gibiydim. Baldız benim bu halimi farketti ve sebebini sordu. “Yok birşey…” dedim. Baldız söylemem için çok ısrar edince, “Değişik birşeyler istiyorum…” dedim. Baldız, “Ne gibi?” dedi. “Ne bileyim, mesela, senle beraber başka bir kadın da olsun yanımızda…” dedim. Baldız başta kızdı, ama benim iştahsız olduğumu görünce, “Anladııııım, beni kızkardeşimle birlikte sikmek istiyorsuuun! Tamam, ben kızkardeşimi kandırırım, üçümüz birlikte sikişiriz!” dedi. Bu riski göze alamazdım, Baldıza, “Karım olmaz, başka birini bul!” dedim. Baldız biraz düşündükten sonra, en kısa zamanda bulacağına söz verince, ben tekrar aç bir kurt gibi Baldızın üzerini atlayıp, güneş doğana kadar çılgın bir şekilde sikiştik.
3 hafta sonra baldız iki çocuğuyla beraber bize geldi. Bacanak işi yüzünden gelememişti yine. İlk gece herzamanki gibi kafaları bir güzel çektik. Tabii en çok karıma içirdik ve karım sarhoş oldu. Ama yatma saati gelip te karımla yatağa girince, karım üzerime atlayıp, benimle azgınca sevişmeye başladı. Bugün karıma ne olduysa, doymak bilmiyordu. Benimse aklım Baldızdaydı, biran önce karımı uyutup, Baldızın yanına gidip onu da sikmeliydim. En sonunda karımla bağıra bağıra boşaldık. Karıma, “Banyo yapıp öyle yatalım!” dediğimde, karım, “Kafam çok kötü, ben sabah yaparım. Sen de çok gürültü yapma!” dedi ve arkasını dönüp uyudu. Ben de önce bir duş aldım, sonra koşa koşa Baldızın odasına gittim.
Baldız çıplak bir şekilde yatakta beni bekliyordu. Ben sadece Boxerle gelmiştim, Boxeri çıkarıp yatağa dalmam bir oldu. Hemen yumuldum Baldızın dolgun dudaklarına, oradan küçük ama füze gibi güğüslerine indim. Baldızın göğüslerini kemirircesine emerken, yarağım da kalkmış amının ağzında geziniyordu. Baldızın amına yarağımı daldırıp, bacaklarını omzuma alarak deli gibi siktim. Aynı anda boşaldık ve yatakta yığılıp kaldık. Braz dinlendikten sonra, Baldızı dudağından öpüp iyi geceler diledim, gitmek için doğruldum. Baldız ise kızdı, “Götümü de sikmeden bırakmam seni enişte!” diyerek üzerime atladı ve yarağımı yalamaya başladı bile.
Az önce karımı da siktiğim için yarağımın sertleşmeye pek gönlü yok gibiydi, “Yoruldum, yarın gece devam edelim Baldız!” dedim. Ama Baldız vücudumu yalayarak yukarı çıktı ve kulağıma, “Enişte şimdi götümü sikersen, yarın gece sana bir sürprizim var!” dedi. Çok meraklanmıştım, sürprizin ne olduğunu sordum, ama Baldız söylemedi. Ben de, “Söylemezsen, birdaha seni hiç sikmem Baldız!” dedim. Baldız sonunda anlatmak zorunda kaldı, “Yarın en küçük teyzemiz de buraya kalmaya gelecek. Ne yapıp edip onu sana siktireceğim!” dedi.
Bunu duyunca çok şaşırmış ve heycanlanmıştım, yarağım da anında sertleşmeye başlamıştı. Teyzeleri 42 yaşında, biraz balık etli, ama kocaman götü ve göğüsleri olan, bembezay tenli bir hatundu. Teyzelerini tanıdığım günden beri hep ilgimi çekerdi, ama onun bu taraklarda bezi olabileceği hiç aklıma gelmezdi doğrusu. Çünkü dışardan bakınca kocasına çok bağlıydı. Baldız, “Enişte sen teyzemi tanımıyorsun, bir bilsen ne azgındır o! Kırdığı ceviz kırkı geçmiştir onun!” dedi. Bu haberi duyduktan sonra Baldızı domaltıp, deli gibi göt deliğini yalamaya başladım. Baldızım götünün yalanmasından o kadar çok zevk alıyordu ki, daha yeni orgazm olmasına rağmen yine kasılmaya başladı. Elimi amına attığımda ise titreye titreye boşaldı.
Ben tam Baldızın götüne girecekken, “Dur enişte, bekle biraz, teyzemi gizli numaradan arayalım, seslerimizi dinlesin!” dedi. “Saçmalama Baldız, seslerimizi tanır!” dedim. Baldız da, “Konuşmak yok enişte, sadece iniltilerimizi dinleteceğiz!” dedi. Bu fikir kafama pek yatmamıştı, istemeyerek te olsa kabul ettim. Ben tam Baldızın götüne sokarken, Baldız teyzesine telefon açtı. Teyzesi de başta, “Alo? Efendim? Buyrun? Alo?” dedi, sonra çıkan seslere verdi kendini. Ben götünü sikerken Baldız telefonu bir ağzına yaklaştırıyor, iniltilerini dinletiyor, bir götüne yaklaştırıyor, götünden çıkan sesleri dinletiyordu.
Teyzesinin dinlediğini bilmek bizi daha çok azdırdı, inleye inleye sikişmeye başladık. Bir ara Baldız telefonun açık olduğunu unuttu, “Sik koçum, sok götüme, hızlı sik, sert sok!” diye inlemeye başladı. Hemen Baldızın ağzını elimle kapattım ve götüne birkaç kez daha gidip geldikten sonra inleye inleye boşaldım. Boşalınca sesimiz kesildi, ama teyzesi telefonu daha kapatmamıştı ve “Alo? Devam edin lütfen, durmayın!” diye söyleniyordu. Sesinin titremesinden anladığım kadarıyla Teyzesi de mastürbasyon yapıyordu. Ben telefona uzanıp kapattım ve “Vay bee!” dedim. Baldız da, “Teyzemin ne kadar azgın olduğuna kendin şahit oldun! Yarın akşam Teyzemi kesin altında bil, ama ikimizi beraber sikmeni kabul eder mi, onu bilmem!” dedi. Ben, “Fark etmez, tek Teyzen olsa da olur!” deyince Baldız biraz bozuldu, ama birşey demedi. Baldızı öpüp teşekkür ettikten sonra karımın yanına yatmaya gittim.
Sabah erkenden kalkıp işime gittim, sabırsızlıkla akşam olmasını bekliyordum. Öğleden sonra Baldız aradı ve Teyzesinin geldiğini söyledi, sonra telefonu karıma verdi. Karım da akşam eve götürmem için siparişleri verdi, mangal yapacakmışız. Akşam iş çıkışı bir büyük Rakı ve 10 tane bira ile, verilen siparişleri alıp evin yolunu tuttum. Beni kapıda Baldız karşıladı, dudağıma kocaman bir öpücük kondurdu orospu. Karım banyoda, teyzesi ve çocuklar da salonda imişler. Ben korktum yakalanacağız diye, ama Baldızın umrunda bile değildi.
Salona geçip, Teyzesiyle Hoşgeldin muhabbeti yaptım. Bu arada Baldızın Teyzesi hakında söyledikleri aklıma geliyordu, Teyzenin vücudunu daha bir alıcı gözle inceliyordum. Baldız Teyzesini bizimle sikişmeye nasıl ikna edecekti, veya ikna edebilecekmiydi, onu da bilmiyordum, ama bunu düşünmek bile heyecanlandırmıştı beni. Yarağım hareketlenmeye başladığında, “Ben mangalı yakayım!” diyerek yanından ayrıldım, balkondaki mangalı yaktım. Baldız pişirilecek etleri yanıma getirdiğinde, “Enişte, Teyzem bana dün gece olanları anlattı!” dedi. “Ne anlattı?” dedim. “Birilerinin gizli numarayla arayıp sevişme seslerini dinlettiğini söyledi. Kadının sesini benim sesime benzetmiş, ama dün gece benim sizde olduğumu ve kocamın yanımda olmadığını bildiği için, seslerin bana ait olamayacığını düşünmüş! Teyzem sesleri dinlerken acaip azmış, sonra da enişteyi kaldırmaya çalışmış, ama enişte uyanmayınca Teyzem sabaha kadar kudurmuş durmuş!” dedi. Karımın banyodan çıkıp yanımıza gelmesiyle konuyu kapattık.
Etleri ben mangalda pişirirken, hanımlar da nefis mezelerle çok hoş bir sofra hazırlamışlardı. Yemeye içmeye başladığımızda, Teyze de benim gibi Rakı’dan gidiyordu, karımla Baldız ise bira içiyorlardı. Ama karım bir bardak biradan sonra içmeyi bıraktı. Karımın sarhoş olmaması tüm planlarımızı bozacağından, saat 23:00 gibi Baldızı mufağa çağırdım ve birazdan hepimize kahve yapmasını istedim. Tabi karımın kahvesine atması için uyku hapını da verdim Baldıza.
Teyze kafayı bulmuştu. Ben Teyze kadar sarhoş olmasam da, kafam dönmeye başlamıştı. Kahvelerimizi içtikten sonra, hanımlar masayı toplarken, ben balkona çıkıp biraz temiz hava aldım. Baldız da az sonra sigara içme bahanesiyle yanıma geldi. Baldıza, “Nasıl olacak bu gece?” diye sordum. Baldız, “Çocuklar ve Teyzem salonda yatacak, ben yine odamda yalnız yatacağım. Sen karın uyuyunca odama gel, gerisi kolay!” dedi. “Ee, Teyzeni nasıl ikna edeceksin, ya olmazsa bu iş?” dedim. “Enişte, ben sana söz verdim, olacak bu iş!” dedi. Daha sonra yataklar yapıldı ve herkes odasına çekilirken, Teyze Baldıza çantasını yanına almasını söyledi, ama Baldız almadı.
Ben karımla yatağa girdim. Karımın hemen uyuması için dua ediyordum. 10-15 dakika sonra karım horlamaya başladı. Hiç vakit kaybetmeden Baldızın yanına gittim. Baldız busefer yatakta giyinik bekliyordu beni. Yanına yatıp, sevişerek soyduk birbirimizi. Her yerini yalıyordum Baldızın. Baldız kasıtlı olarak sesli inliyordu, Teyzesi duysun da yanımıza gelsin diye. Ama Teyzeden ses yoktu. Baldıza, “Gelmeyecek Teyzen, olmayacak bu iş!” dedim. Baldız, “Merak etme olacak enişte, sen gir içime, akşamki sesleri çıkaralım bak nasıl geliyor!” dedi. Baldızın amına geçirdim, en sert sikişimizi yapıyorduk. Ama Teyzesi, herhalde sarhoş olduğundan olsa gerek duymuyordu bizi. Baldızım inleyerek orgazm olmuştu. Ben de boşalacağımı söyleyince, Baldız içine boşalttırmadı, yüzüne ve göğüslerine boşalmamı istedi.
Baldızın yüzüne ve göğüslerine boşaldım boşalmasına, ama Baldıza çok kızmıştım, sözünü tutamadığı için. Baldız, “Bekle biraz enişte!” diyerek götüne tangasını geçirdi ve odadan çıktı, yüzü göğüsleri benim spermlerimle dolu bir biçimde salona Teyzesinin yanına gitti. Ben de salonun kapısına kadar gidip, görünmeden koridordan bakıyorum neler olacak diye. Baldız ışığı açınca Teyze yataktan doğruldu ve “Ne oluyor?” diye sordu. Baldız, “Çantamı almaya geldim Teyze!” dedi. Teyze de, “O sesleri sen mi çıkarıyordun? Ben de Can karısını kuduz gibi sikiyor sandım… İyi ama sen kiminle sikişiyorsun? Kocan da yok?” dedi. Baldız da, “Yok be, ne sikişmesi?” deyip, çantasını aldı ışığı kapatıp çıktı salondan. Baldız koridorda beni görünce kolumdan tutup geri odasına götürdü…
Odanın kapısını kapatıp yatağa girdik. Baldız, “Bak gör, Teyzem şimdi gelir!” diyerek yarağımı ağzına alıp emmeye başladı. Baldız öyle güzel emiyor ve yalıyordu ki, sabaha kadar yalasa sesim çıkmazdı. 69 olduk, ben de Baldızı yalıyordum. Hakikaten de az sonra kapı açıldı. Teyze iç çamaşırlarıyla içeri girdi, kapıyı kapattı ve Baldıza, “Seni orospu seni, kardeşinin kocasıyla sikişirsin haa? Dün gece telefondaki de sendin demek!” dedi. Baldız yarağımı tutarak, “Benim kardeşimin kocasıysa, senin de yeğeninin kocası! Şu yarağa bak Teyze, yenmez mi bu yarak?” dedi. Teyzesi de, “Çekil ozaman, birde ben bakayım o yarağın tadına!” diyerek Baldızımı ittirdi. Baldız da, “Olmaz, canın yarak istiyorsa, gel bize katıl, grup yapalım!” dedi. Teyzesi, “Bana uyar, bu benim ilk grup deneyimim olamayacak!” dedi ve yatağa daldı.
Baldız sikimi emerken Teyzesi de benle öpüşüyordu. Üçümüz yatağa sığmaz olduk. Teyzesi iççamaşırlarını çıkardı ve amını ağzıma dayadı. Amını ağzıma bastıra bastıra zevkini arttırıyordu. Çok büyük kalçaları ve kocaman bir amı vardı, sırıl sıklam olmuştu bile. Az sonra Teyze Baldıza, “Bırak yalamayı da içime alayım şunu artık!” dedi. Baldız çekilince Teyzesi üzerime çıkıp, amının kocaman dudaklarını parmaklarıyla ayırarak yarağımın üzerine oturdu. Bir kerede hepsini aldı amına, yarağım taşaklarıma kadar kaybolmuştu amında. Baldız Teyzesinin koca memelerini okşayarak, “Teyze ne azgınmışsın sen, bileğim gibi yarağın hepsi kayboldu koca amında, birazını dışarda bırak ta yalayayım!” dedi ve Teyzesinin arkasına geçti. Teyzesi artık köküne kadar oturmuyordu, Baldız da yarağımın dışarda kalan kısmını ve taşaklarımı yalıyordu.
Birkaç dakika sonra Baldız yarağımı yalamayı bıraktı ve Teyzesi yine köküne kadar almaya devam etti. Teyzesi inlemeye başladığında ne olduğunu anlamaya çalışıyordum ki, baktım Teyzesi elini arkaya atmış, Baldızın ensesinden tutarak götünün deliğini yalattırıyordu. Az sonra Teyzesi, “Ohhhh! Beni hem düz hem ters boşaltıyorsunuz!” dedi ve titreyerek orgazm oldu, üstüme yığıldı kaldı. Ben daha boşalmamıştım, Teyzesi üstümden devrilip yatağa kendini atınca, ben de Baldızı altıma aldım ve amını sikmeye başladım. 5 dakika amını siktikten sonra Baldız, “Dur biraz enişte!” diyerek elini yarağıma atıp, Teyzesinin şaşkın bakışları eşliğinde amından çıkardığı yarağımı götüne soktu. Teyzesi, “Vay orospu vayy, demek götünü de siktiriyorsun ha! Ulan ben okadar grup yaptım, okadar erkekle sikiştim, ama asla kocamdan başkasına götten vermedim!” diyerek şaşkınlığını gizleyemiyordu.
Baldızım götten sikilirken altımda zevkten kuduruyordu. Teyzesi de Baldızın küçük göğüslerini okşarken Baldızın inlemeleri arttı. Teyzesi Baldızın götünden çıkmamı istedi ve adeta bize grupseks tecrübesini göstermeye çalışırcasına yatağa sırtüstü uzandı, bacaklarını ayırdı, Baldızımı üstüne aldı ve onun da bacaklarını açtı. Şimdi üst üste iki tane am vardı karşımda. Ben de bacaklarının arasına yanaştım, bir Teyzenin amına bir Baldızın amına giriyordum. Ömrümün en zevkli sikişiydi bu benim. Ben Teyzesinin amındayken, Teyze Baldızımı yukarı çekerek Baldızın amını yalamaya başladı. Ben de baldızın göt deliğini yalayınca, Baldız iki deliğin aynı anda yalanmasına fazla dayanamadı ve çıldırmış gibi orgazm oldu.
Ben de boşalmaya yaklaşmıştım, Teyzesinden domalmasını istedim. Teyze önümde domalınca, yarağımı koca götüne dayadım. Ama Teyze kendini ileri çekti ve “Kocamdan başkasına götten vermem!” dedi. Ben ısrar ettim, ama Teyze, “Amıma sok! Başka zaman yine beni sikersen, söz ozaman sana ne istersen vereceğim!” dedi. Ben de mecburen amına kökledim ve pompalamaya başladım. 2 dakika geçmeden ikimiz de öyle bir boşaldık ki anlatamam!
Sonra üçümüz de birer sigara yaktık, sohbete başladık. Ben ortalarında yatıyordum. Teyze, karımın nasıl olupta bukadar gürültüye uyanmadığını sorunca, Baldız karımın kahvesine uyku hapı attığını söyledi. Teyze gülerek, “Vay uyanık orospu seni! Peki, başka kimlerle sikişiyorsun?” diye sordu. Baldız kocasını çok sevdiğini, benden başka kimseyle sikişmediğini söyledi. Teyzesi, “Ben de kocamı çok seviyorum, ama iyi bir sikici bulunca kaçırmam!” dedi ve bir sürü grup tecrübesi olduğunu anlattı. Teyzenin kimlerle grup yaptığını duyunca ağzımız açık kaldı. Ben tabi hemen atladım olaya, “Biz de onlarla sikişmek isteriz!” dedim. Teyze ayarlayacağına dair söz verdi, ama ilk önce kiracıları varmış sırada. Teyzenin kiracılarını bir iki defa görmüştüm, 2 yıllık evli, genç bir çifttiler. Kocasının ismini bilmiyordum, kadının ismi Sema idi, kapalı biriydi. Dışardan gören Sema’nın sikişken olduğuna hiç ihtimal vermez, ama kocasıyla birlikte bizim Teyzeyle grup yapıyormuş. Teyze en yakın zamanda onlarla konuşacak, ilk fırsatta 3 kadın 2 erkek grubunu da tadacağız!
Karımı çok seviyorum ve dünyaya bir daha gelsem yine aynı kadınla evlenirim. Böyle bir ablası ve Teyzesi varken başkasıyla evlenmem yani 🙂

236 toplam görüntülenme, 0 bugün

Page 3 of 20 1 2 3 4 5 20
  • Üvey babamı mastürbasyon yaparken yakaladım

    yayınlayan tarih 12 Ekim 2022 - 0 Yorumlar

    Merhaba ben Selkan.Şuan 18 yaşındayım.Birkaç yıl önce başıma gelenleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Ailem bayramda kardeşlerimi ve akrabalarımı ziyarete gidecek o zamanlar otobüs boş olduğu için otobüs durağı çok kalabalıktı. Oturmaya çalıştığımızda herkes oturdu ve biz dışarıda kaldık.Şoför orta kapıyı açtı ve oradan inmelisin dedi.Önce annem ve ben oturduk. Hakan abi ve babası arkadan indi.O kadar […]

  • Eşimle yeni evlendik

    yayınlayan tarih 12 Ekim 2022 - 0 Yorumlar

    Uzun zamandır bir ilişkimiz var ve kısa süre önce askerden döndükten sonra evlendik.Cesaret ediyorum. Bir süre sonra kız arkadaşımla evlendim.Sürekli yeni duyguların, annesinin satın aldığı iç mekanın peşindeydik.Çamaşırhane beni hiç tahrik etmedi, oda bunu her zaman biliyordu.Birlikte vakit geçirdik ve evliliğimizin tadını çıkardık. üst kat komşumuzsık sık karısına kocasıyla seks hakkında bilgi verirBu olayları duymakta […]